Bir garip bulantı var ruhumun orta yerinde...Yağmur da yağmıyor ve dışarısı soğuk....
aptal ve patavatsız insanlarla yüzyüze gelmemek için kaçtım bu köşeye...İnsanların tam bir acı kaynağı...Onlar için samimane üzülüyorum...Okumayı sevmiyorum...yani örgün eğitimi...beni sınırlıyor ve çok boş geçirtiyor bana hayatı...Üniversiteye yalnız bir şey için geliyorum...Bi an evvel bitirmrk için...Bırakamıyorum da...
o kadar emek verdim, yüzdüm kuyruğuna geldim bırakmak olmaz....hem parası da iyi ki....
İşte bu öğle arası midem yemek ve çayla doluyken, kuytu-köhne bir yerde zamanla savaş içerisindeyim..Sadece yıpratmak için uğraşıyoruz birbirimizle...Görüşmem gereken bi kaç kişi var...Onlarla vicdani meseleler konuşacaz..ama salt vicdanı değil.....hakim odak vicdan...yanında bir sürü şey vardır belki de ancak karıştırıp yoklamaya ne hacet...önemsiz şeyler olmalı ki; gelmediler aklıma ilkin....Bu gün geç vakte kadar üniv'deyim....Bu gün sevimsiz bir gün benim için...Çünkü uzun süre dışarda kalacam....Eve kapanmaya bayılıyorum...kapanınca çok az sıkılıyorum ve genelde iyi işler yapıyorum....
Hassaslaşmaya gerek yok...sakin olmak lazım ve de kendine zulmetmemek lazım...Bi de aşırı gariplikler yapmamak.....Mümkün olduğu kadar sıradanlaşmak lazım....Herkes gibiyim herkes gibiyim demek lazım....Kanaat iyidir...
şimdi dışarı çıkacam...sesiz ve yavaşça sigara çıkaracam bunu yaparken sigaranın tüm hareketlerini ayrıntılı bir dikkatle izleyecem sonra onu yakacam ve diyaframa kadar çekecem....belki bu akşam birz içerim...alkolu azaltmayı başarmış olmanın huzuruyla içeceğim.....
dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...
20111223
20111221
Dayanılır Gibi Değil
20111204
Aşkı münazara
Siz insanların hayatında olduğunu kuvvetle sandığım bir şey var...bende de oldu...hani böle salt tartışmak için tartıştığınız zamanlar olur ya...işte bu şeyle müptela olduğumuz dönemden bahsediyorum...Tartışma aşkı...berbat ama sevkli bi şey...bi arpa boyu yol gidildiğine tarihte şahit olan ben-i adem yok ama neredeyse tüm adem yavrularının hayatında tecrube ettiği bi griplktir
Benimki lisede oldu..özellikle lise birde...birileriyle boktan da olsa bir mevzuyu saatlerce konuşmak için resmen can atıyodum....Nerden bulaştı bana hiç bilemiyorum ama tartışmak için sürekli bir arayıştaydım....Şimdi yorgunluk şeysi var üzerimde ve neredeyse tahammül edemiyorum...
Şimdi buradan bakınca eğlenceli geliyo o hal bana...Geçen memleketi kurtarmaya nitetlenmiş bir hukukçu arkadaşla konuşurken anımsadım o halimi...Ona tüm zerrelerimle '' bak bacım şimdi sen böle haycanlı meycanlı filansın ya; gün gelir sinersin o yüzden kendinle dalga geç en iyisi'' demek istedim..ama vazgeçtim...hevesini kırmiyim dedim....takılsın o da o limanlarda...
Bu yazının ana fikrini bir argo deyimle özeetliyecek olursak..''Dünya sikime minare götüme '' diyebiliriz en iyi...İdea alemindeki gideri olan erkeklerin hallerini özetliyomuş bu söz...
Benimki lisede oldu..özellikle lise birde...birileriyle boktan da olsa bir mevzuyu saatlerce konuşmak için resmen can atıyodum....Nerden bulaştı bana hiç bilemiyorum ama tartışmak için sürekli bir arayıştaydım....Şimdi yorgunluk şeysi var üzerimde ve neredeyse tahammül edemiyorum...
Şimdi buradan bakınca eğlenceli geliyo o hal bana...Geçen memleketi kurtarmaya nitetlenmiş bir hukukçu arkadaşla konuşurken anımsadım o halimi...Ona tüm zerrelerimle '' bak bacım şimdi sen böle haycanlı meycanlı filansın ya; gün gelir sinersin o yüzden kendinle dalga geç en iyisi'' demek istedim..ama vazgeçtim...hevesini kırmiyim dedim....takılsın o da o limanlarda...
Bu yazının ana fikrini bir argo deyimle özeetliyecek olursak..''Dünya sikime minare götüme '' diyebiliriz en iyi...İdea alemindeki gideri olan erkeklerin hallerini özetliyomuş bu söz...
20111125
Eğer nasihatle insanlar akıllansaydı, dünyada salak kimse kalmazdı....yok yok..mayada olmayınca kültür inşa e-dil-mi-yor....Bir insan köylüyse köylü kalıyor..bir insanın değer yargısı yoksa onda yeni değerler yaratamıyosun..İnsan değişmiyo....gerçekten de 20 küsürlü yaşına gelmiş ve bir öz inşa edememiş birini ne yaparsan yap değiştiremiyosun....
Bir kadın kocasına istediklerini yaptırmanın bir yolunu bulamıyosa salaktır....bunda kalıbımı basarım...SALAKtır işte....Yazık.... Yazık ki ne yazık!...
Bir kadın kocasına istediklerini yaptırmanın bir yolunu bulamıyosa salaktır....bunda kalıbımı basarım...SALAKtır işte....Yazık.... Yazık ki ne yazık!...
20111115
kadın, o kadın, o (iki)
Hayatın manyak garipliklerle dolu olduğunu her gördüğümde, bunu sıradanlaştırmak için uğraştım kendi içimde...ama bazı bazı öyle şeyler oluyor ki; bu sıradanlaştırma işi zorluyor beni...İşte bu gün saat beş-yedi arası böle bir durum oldu.
Kadını konuşuyoduk akraba denmiyecek kadar uzak yakınımla..Kadını konuşmaya son vermek üzerine bana nasihat etti..tamam dedim...hakkeetten ulaşamıyom ona...hiç bir yerde...Kimselerle takılmayan ve şehrin kötü yerinde yaşayan biri...
ama daha benimle ''kadın'' derecesinde...onu 2 yıl önce dinledim..Masumiyetinin altında ince, eleştirel bir mizahı vardı..ve cepheden yüzünü pür dikkat izlerken gerçekten çok tatlıydı...sonra kayboldu....bir ara ulaştım ama o zaman da ben yerle bir olmuş bir insancık olduğum için uzanamadım ona...İşte bu tanıdığım onunla aynı fakülteden olduğundan sordum ulaşabilir misin diye?...cık'mış....peki dedim..zaten bitirmiş bölümünü...gitmiştir belki bu şehirden...saat hala beş-yedi...ve şarjım bittiği için off-çizgi yim...
meğersem o vakitte ,evimin yanına, bir kahvaltı salonuna gelmiş bir arkadışıyla...benim bir dostum aradı saat yediden sonra...sana niye ulaşamıyom olum? diye soruyo...5-7 arsında mı sorusuna....evet o civarlarda diyo....
sonra onu anlattı biraz v.s. Bir ihtimal doğdu 'kadın'la kontakt kurmanın...
Kadına aşık filan değilim...ilk bakışta aşkın tamamen bir yalan olduğuna inanırım ve gayri samimi olduğuna da...ama merak ediyorum işte bu kadını...acaba nasıl konuşuyo ve rahat biri mi değil mi?...O bildiği dört dilden en iyi konuştuğu hangisi....''Ben de hayattta en çok babamı sevdim''diyen familyadan mı?..Yada beyaz askılı tişörtleri kaçtane?...nasıl sakız çiğniyo?
Kadını konuşuyoduk akraba denmiyecek kadar uzak yakınımla..Kadını konuşmaya son vermek üzerine bana nasihat etti..tamam dedim...hakkeetten ulaşamıyom ona...hiç bir yerde...Kimselerle takılmayan ve şehrin kötü yerinde yaşayan biri...
ama daha benimle ''kadın'' derecesinde...onu 2 yıl önce dinledim..Masumiyetinin altında ince, eleştirel bir mizahı vardı..ve cepheden yüzünü pür dikkat izlerken gerçekten çok tatlıydı...sonra kayboldu....bir ara ulaştım ama o zaman da ben yerle bir olmuş bir insancık olduğum için uzanamadım ona...İşte bu tanıdığım onunla aynı fakülteden olduğundan sordum ulaşabilir misin diye?...cık'mış....peki dedim..zaten bitirmiş bölümünü...gitmiştir belki bu şehirden...saat hala beş-yedi...ve şarjım bittiği için off-çizgi yim...
meğersem o vakitte ,evimin yanına, bir kahvaltı salonuna gelmiş bir arkadışıyla...benim bir dostum aradı saat yediden sonra...sana niye ulaşamıyom olum? diye soruyo...5-7 arsında mı sorusuna....evet o civarlarda diyo....
sonra onu anlattı biraz v.s. Bir ihtimal doğdu 'kadın'la kontakt kurmanın...
Kadına aşık filan değilim...ilk bakışta aşkın tamamen bir yalan olduğuna inanırım ve gayri samimi olduğuna da...ama merak ediyorum işte bu kadını...acaba nasıl konuşuyo ve rahat biri mi değil mi?...O bildiği dört dilden en iyi konuştuğu hangisi....''Ben de hayattta en çok babamı sevdim''diyen familyadan mı?..Yada beyaz askılı tişörtleri kaçtane?...nasıl sakız çiğniyo?
20111114
20111022
yor(ul)mak
Neye uzansam sanki iş işten geçeli yıllar olmuş gibi bir hisse kapılıyorum...Bazen bu his derin bir başarısızlık duygusu veriyor bana...ümitlerim zayıflıyor......kendime, hayata ve daha önce hayatıma girmiş herkese sessiz bir sitem besliyorum...Bana niçin o kadar gereksiz işler yaptırdınız, neden benim üzerimde planlar yaptınız lanet olası pislikler...diyorum onlara....Biriniz de bana istediğim yönde yatırım yapsaydı...ama yok...hepiniz ikinci bir kendiniz istiyordunuz ve benim gibi her boku hemen öğrenen ve bunu hayatına koymada hiç zorluk çekmeyen bir piç bulmuştunuz...neyse o pislik heriflerin topunun allah belasını versin, hep onların yüzünden bendeki bu yorulmuşluk duygusu..ne yapıyorsam bir yere gitmiyor...yapışmış üzerime...kurtulamıyorum....herşey elimde patlıyo....bokpüsür bi şey....faşist bir lanet...inatçı ve soğuk...yorgunluk....hiçbir şey yapmadan yorulmuşluk...dinlenirken yorulmak....gülerken ve de uyurken....çok yoruluyorum....ve de eskiyorum....lanet olası yardımlarını istemiyorum kimsenin...yazıkmiş bana....piçler....siktirrin başımdan...öleceksem de kendi boklu çöplüğümde öleceğim...sizlerinkinde değil....
20111010
kadın, o kadın, o
Bilinmezliğin ıssız çıkmazlarında bazen nur gibi parlatır hayatı eğlenceli kadınlar...o kadın...dinsiz ve bira düşkünü kısa saçlı kadın...o kadınları sevmeyen ve tanımaya gerek duymadan onlara gıcık olan kadın...o çok sigara içen kaadın.....işte o kadından kadınlar gibileri eğlenceli kadınlardır...Hiç yormazlar insanı ve de samimidirler...aynı zamanda asabi ve çok dalga geçen tiplerdendirler....işte o kadın gibi kadınlarla dertleşmek derdin köküne kibrit suyu dökmekle eştir...Hani yedi katlı bir iş merkezinin dördüncü katında, merdivende bağıra bağıra kahkaha atan kadın varya...işte o kadından bahsediyorum...İçince sokakta bağıran kadından bahsediyorum...Hani ''günah benim, cehennem benim sana na'' diyen kadın...işte bu gibi kadın eğlenceli kadındır ve zorla gün sonunu getirirken, yorgun argın bir halde, onunla karşılaşma sonrası, beraber bi sigara molasında izlemeye doyamadığın edepsiz kadındır....Hani o tanrının yaratırken çok vakit harcadığı göğüsleri olan ve bu eseri göstermeye imtina etmeyen kadın..
.
Eğlenceli kadın, özgür kadındır...Kendisini sınırlayan herşeyi bir içim suda siktir eden ve bunun için ağlamaya utanmayan kadındır...çalışmadığı zamanlarda kış uykusuna yatan ve götünü hiç büyütmeden her şeyi yiyen kadındır...İnsanları severken onların dizgilerini salmayan kadındır...
Eğlenceli kadınla bir sigara molasında merdivende diz dize oturmak bir erkeği sevindirir.....o kadın...saçı birazcık uzayan kadın ve mor giyinen beyaz kadın...o kadın...dokunduğum kadın....o yalnız kadın....o kara filmlerden fırlamış da lanetlenmiş şehrime gelen kadın...o otantik isimli kadın....o kadın...eğlenceli olan ve benim olmayan kadın....
.Eğlenceli kadın, özgür kadındır...Kendisini sınırlayan herşeyi bir içim suda siktir eden ve bunun için ağlamaya utanmayan kadındır...çalışmadığı zamanlarda kış uykusuna yatan ve götünü hiç büyütmeden her şeyi yiyen kadındır...İnsanları severken onların dizgilerini salmayan kadındır...
Eğlenceli kadınla bir sigara molasında merdivende diz dize oturmak bir erkeği sevindirir.....o kadın...saçı birazcık uzayan kadın ve mor giyinen beyaz kadın...o kadın...dokunduğum kadın....o yalnız kadın....o kara filmlerden fırlamış da lanetlenmiş şehrime gelen kadın...o otantik isimli kadın....o kadın...eğlenceli olan ve benim olmayan kadın....
20111009
romantik
Romantikmiş.....Rüyalarda yaşarmış....Romantikmiş.....İstemeden vedalaşmış.....
Romantikmiş....Rüyalarda yaşarmış......Sevmekten , kaybetmekten korkarmış
Aşk olmazsa belki mutluluk olurmuş
Ya da yokmuş......Sadece bir rüyaymış
Aşk ateşmiş bir yanlış anlamaymış.....Sevmekten , kaybetmekten korkmakmış
Gün batımında bu mutsuzluklar........Nerden kondu kalbime bulamadım da
Romantiktir.......Ya hiç gelmez aklına.........Ya gerçek değilse hep inandığı dünya
Romantikmiş....Rüyalarda yaşarmış......Sevmekten , kaybetmekten korkarmış
Aşk olmazsa belki mutluluk olurmuş
Ya da yokmuş......Sadece bir rüyaymış
Aşk ateşmiş bir yanlış anlamaymış.....Sevmekten , kaybetmekten korkmakmış
Gün batımında bu mutsuzluklar........Nerden kondu kalbime bulamadım da
Romantiktir.......Ya hiç gelmez aklına.........Ya gerçek değilse hep inandığı dünya
(teoman)
20110926
Çene
Ben bu gün ağzımın laf yapışına, mimiklerime ve tonlamama inanamadım...Bu konuda iyiymişim hakketen...demekki çenesi düşük olmanın faydalı yanları da varmış...yada belki ağzının laf yapması hep başına bela açmıyo demem lazım daha doğruca söylemenin derdine düşersem....Üniversitedeki üç hocayı da kendime mest ettiğimi gözlerinden gayet net okuyabiliyordum...Hatta bir tanesi dayanamadı ve ''ne kadar iyi ikna ediyorsun'' dedi...Demek ki neymiş sıkılan insan; çenenin her zaman kötü yönleri yokmuş..
20110923
merhaba
merhaba yoğunluk
merhaba başını kaşıyacak vakit bulamama
merhaba ders çalışma
merhaba yeni yeni sanat yapma uğraşları
merhaba mavi güzel beyaz kadınlar ve elleri..
meerhaba yeni belalaar
merhaba oruspu çucukları
merhaba yalandan kahkahalar
merhaba yalandan sevmeeler
merhaba stress
merhaba alkol
merhaba sarı sonbahar
merhaba hayat...
merhaba yeni senem...
hoşbulduk:)
merhaba başını kaşıyacak vakit bulamama
merhaba ders çalışma
merhaba yeni yeni sanat yapma uğraşları
merhaba mavi güzel beyaz kadınlar ve elleri..
meerhaba yeni belalaar
merhaba oruspu çucukları
merhaba yalandan kahkahalar
merhaba yalandan sevmeeler
merhaba stress
merhaba alkol
merhaba sarı sonbahar
merhaba hayat...
merhaba yeni senem...
hoşbulduk:)
20110913
radyoculuk
Ben bir ara ciddi ciddi radyoculuk yapmaya niyetlendim...Kendimden feci halde sıkılıyor ve bir başkası olmanın iyi geleceğini düşünüyordum...3 yıl önceydi... yurtta o uykusuzluk zamanlarımda radyo dinliyodum ve bu işi yapabileceğim hissine kapıdım....Deneyemeden vazgeçtim..Bulamadım...öyle kırık dökük bir şey gibi içimde bir yerlere atmışım....pazar akşamı farkettim unutmadığımı...o radyocu kızla tanışınca içim cız etti...nasıl eğlenceli ve nasıl rahatlatıcı geldiğini anlatamam söledikleri...Tam hayalimi gerçekleştirmiş kız..bir başka krakteri canlandırıyo ...o radyoda tamamen başkası oluyo...ses tonu tepkileri v.s. Nasıl kıskandığımı anlatamam...o da bedava çalışıyomuş ben de para istemiyodum zati....sonra istanbuldan döndüm...ne yazık ki...orada olsaydım o kızı tavlamak için uğrşıdım, çünkü iyi espri de yapıyomuş ama ne yazık ki buradan olmaz o işler...Sana bir öneri sevgili sıkılan insan: bence radyocu olabilecek kadar çok konuşan bir tipsen bunu erteleme...en azından bi uğraş..bir kaç ay da olsa....asistanlık falen...olmazsa bırakırsın...
20110826
köylüler
Seven samurai filminde....01:27-01:30 arası..Kurosawa dan tamamen katıldığım kesitler..
samuray :Bu köylülerin hepsini öldürmek isterdim
samurayımsı:İyi fikir..! Hahah..Hey sen!..Bu çiftçilerin ne olduğunu sanıyodun? Aziz mi?....Hahahh...Hepsi kurnaz birer şeytandır..''Pirincimiz yok. Buğdayımız yok. Hiç bir şeyimiz yok'' diyolar..ama hepsi var... her şeyleri var..Döşemelerin altını kazın yada ahırlarını arayın...Hepsini bulacaksınız....Vadilere bakın. Gizlenmiş çiftlikleri bulacaksınız...Hepsi birer azizmiş gibi davranır ama herşeyleri yalandan ibaret...savaşın kokusunu alırlarsa yenilenin peşine düşerler (kazananla)...Dinleyin..Çiftçiler(köylüler): CİMRİ, ÜÇKAĞITÇI, SULUGÖZ, KABA, APTAL ve HAİNDİRLER....Lanet olsun..işte onlar bu...Ama onları bu hale kim getirdi?..
.
.........Köye gidiyorum....
samuray :Bu köylülerin hepsini öldürmek isterdim
samurayımsı:İyi fikir..! Hahah..Hey sen!..Bu çiftçilerin ne olduğunu sanıyodun? Aziz mi?....Hahahh...Hepsi kurnaz birer şeytandır..''Pirincimiz yok. Buğdayımız yok. Hiç bir şeyimiz yok'' diyolar..ama hepsi var... her şeyleri var..Döşemelerin altını kazın yada ahırlarını arayın...Hepsini bulacaksınız....Vadilere bakın. Gizlenmiş çiftlikleri bulacaksınız...Hepsi birer azizmiş gibi davranır ama herşeyleri yalandan ibaret...savaşın kokusunu alırlarsa yenilenin peşine düşerler (kazananla)...Dinleyin..Çiftçiler(köylüler): CİMRİ, ÜÇKAĞITÇI, SULUGÖZ, KABA, APTAL ve HAİNDİRLER....Lanet olsun..işte onlar bu...Ama onları bu hale kim getirdi?..
..........Köye gidiyorum....
20110824
huzursuzlukta esenlik
Huzursuzluk denince hepimizin aklına ilkin ''sıkıntı'' gelir...Sonra ''mutsuzluk'' v.d. Huzursuzluk üzerine birazcık fikirleşirsem kendimle, ben de skıntıyı deşmeyi seçerim...Tabi şunu evvelden demeliyim ki; sıkıntıyı bir çeşit ''nöbet'' gibi yaşayanlara hitap etmiyor bu yazdıklarım...Bunu daha çok hayatının bir dönemi gibi yaşayanlarda -örnekse eğer 4-5 ay veya bir yıl gibi- anlamlı olarak gördüm ve dahi kısmen de hissettim....Bu bilinirliğe rağmen biraz malumatfuruşluğa soyunacaksam eğer; huzursuzluğun bu ilk hali, bir çeşit zamanın feci akmazlığı, isteksizlik ve ilgilenecek bir mevzudan yoksunluktur diyebilirim....Pofuduk popüler kültür cırtlakları tarafından da gayet kullanılan -kimbilir- belki derinlemesine de yaşanan bir hal..Can sıkıntısı...Bu hal bazen aydınlanmanın veya dünyadaki sınırsız acının ve zulmün farkına varmadaki başlangıç zamanlarında da olur...Hepimiz görürüz bu tipleri bir amfinin en arka sıralarında oturuyorlarken...Sevimsizdirler ama ilginç oldukları için birileri takılır onlarla...sigara, alkaol falan felan...işte uzatmıyım çok:)
Bir de huzursuzluğun esenlik hali dediğim bir duurum vardır....Yani artık huzursuzluğun mutsuz edemediği hal..Bir nevi aşkın ruh hali...bütün bağımlılıklardan kurtulup sınırsız bir kendin olma durumu..İnanılmaz bir tat ve ıssız bir özgürlük..Tam bir yokoluşun devasa tatmini..Adeta yoklukta tamlık hissi..Tasavvufi ifadeyle bir çeşit kemal veya ermişlik...Bu haldeyken insan kendinin büsbütün bir kuşatıcısı olduğu için; pişmanlık, özlem, başarma hırsı gibi insani duyumları aşmıştır..Bu yüzden tam bir özgürlüktür ve noksansız hissedilir...Kimsesiz ve sessiz neşe gözlerde bir ışık gibi parlar ve alnının ortasında bir pınarı andırır...Bu hal insanı ağlatır....
Bir de huzursuzluğun esenlik hali dediğim bir duurum vardır....Yani artık huzursuzluğun mutsuz edemediği hal..Bir nevi aşkın ruh hali...bütün bağımlılıklardan kurtulup sınırsız bir kendin olma durumu..İnanılmaz bir tat ve ıssız bir özgürlük..Tam bir yokoluşun devasa tatmini..Adeta yoklukta tamlık hissi..Tasavvufi ifadeyle bir çeşit kemal veya ermişlik...Bu haldeyken insan kendinin büsbütün bir kuşatıcısı olduğu için; pişmanlık, özlem, başarma hırsı gibi insani duyumları aşmıştır..Bu yüzden tam bir özgürlüktür ve noksansız hissedilir...Kimsesiz ve sessiz neşe gözlerde bir ışık gibi parlar ve alnının ortasında bir pınarı andırır...Bu hal insanı ağlatır....
20110822
dram
İnsan kendinin dramından utanır mı hiç?....İşte bu gece ben utandım....
Saat gece yarısını henüz geçmişti....Tehlikeli bir adam(tba), tehlikeli olabilecek bir adam(toba) ve ben oturuyorduk....Mekan yeni yapılmış iki katlı ve bol rüzgar alan bir yerdi...Mekanda bizden başka 5 masada insanlar otumuştu ve en yakını hemen arkamızda olandı....Müzik çalmıyordu...Ben ve tba neredeyse sönmesine müsade etmiyecek kadar çok sigara içiyorduk...Çay geliyordu bir de arada bir...toba çoğunlukla telefonuyla ilgileniyordu...yeni tavladığı bir öğretmen adayıyla konuşuyor ve de neredeyse ayakları yerden kesiliyordu...tba bana hikayeler anlatıyordu...bu şehrin insanlrının hikayelerini....ben iyi aile çocuğu olarak dinliyordum..tecavüz olayları, öldürülmeler ve para vurgunları....genelde bu üç mevzu etrafında dönüp dolaşıyordu söyledikleri tba'nın.....gerçekten ilginç şeyler anlatıyordu ve anlattıklrının neredeyse tamamının doğru olduğu konusunda tek bir şüphem bile yoktu...Korkunç aile dramları....Ölümler ve feci işkenceler....durmadan anlatıyordu.... Siyasi adamlar, müdürler ve rantlar....o kadar şeyi bilebilecek kadar işin içindeydi ama tba bunları yapmazdı ve yapmamıştı bunu biliyordum...Ona rağmen tehlikeliydi...çünkü bu hissi ilk bakıştı veriyordu....Gözlerinde bir kızgınlık ve kalbinde el değmemiş bir sızı vardı...Sanki mimikleri bir şeylere çatarsa eğer ondan otuz yılın acısını çıkaracakmış gibi davranıyorlardı....
Ama tanıdığı bir kadının tecevüz olayı beni çok etkiledi...kendimden utandım..o anda kafamı eğdim ve tüm huzursuzluğum o kadar yapay ve ayakları havada göründüki bana; kalkıp gidesim geldi...Canım sıkıldı....o kadarı bünyeye zarar....bitirmesi içiin bişi yapmalıydım...ama yapamıyordum, ayıptı....ama ona rağmen ''evet böle şeyler var'' diyorum ısrarla ve o konuşurken gözlerimle dışrıyı izliyorum....ancak etkilendiğimi gizleyemiyorum ve o da bunu farkediyor...
En sonunda bıraktım ve pür dikkat dinledim anlattıklarını...adam resmen ağzıma sıçtı....
Saat gece yarısını henüz geçmişti....Tehlikeli bir adam(tba), tehlikeli olabilecek bir adam(toba) ve ben oturuyorduk....Mekan yeni yapılmış iki katlı ve bol rüzgar alan bir yerdi...Mekanda bizden başka 5 masada insanlar otumuştu ve en yakını hemen arkamızda olandı....Müzik çalmıyordu...Ben ve tba neredeyse sönmesine müsade etmiyecek kadar çok sigara içiyorduk...Çay geliyordu bir de arada bir...toba çoğunlukla telefonuyla ilgileniyordu...yeni tavladığı bir öğretmen adayıyla konuşuyor ve de neredeyse ayakları yerden kesiliyordu...tba bana hikayeler anlatıyordu...bu şehrin insanlrının hikayelerini....ben iyi aile çocuğu olarak dinliyordum..tecavüz olayları, öldürülmeler ve para vurgunları....genelde bu üç mevzu etrafında dönüp dolaşıyordu söyledikleri tba'nın.....gerçekten ilginç şeyler anlatıyordu ve anlattıklrının neredeyse tamamının doğru olduğu konusunda tek bir şüphem bile yoktu...Korkunç aile dramları....Ölümler ve feci işkenceler....durmadan anlatıyordu.... Siyasi adamlar, müdürler ve rantlar....o kadar şeyi bilebilecek kadar işin içindeydi ama tba bunları yapmazdı ve yapmamıştı bunu biliyordum...Ona rağmen tehlikeliydi...çünkü bu hissi ilk bakıştı veriyordu....Gözlerinde bir kızgınlık ve kalbinde el değmemiş bir sızı vardı...Sanki mimikleri bir şeylere çatarsa eğer ondan otuz yılın acısını çıkaracakmış gibi davranıyorlardı....
Ama tanıdığı bir kadının tecevüz olayı beni çok etkiledi...kendimden utandım..o anda kafamı eğdim ve tüm huzursuzluğum o kadar yapay ve ayakları havada göründüki bana; kalkıp gidesim geldi...Canım sıkıldı....o kadarı bünyeye zarar....bitirmesi içiin bişi yapmalıydım...ama yapamıyordum, ayıptı....ama ona rağmen ''evet böle şeyler var'' diyorum ısrarla ve o konuşurken gözlerimle dışrıyı izliyorum....ancak etkilendiğimi gizleyemiyorum ve o da bunu farkediyor...
En sonunda bıraktım ve pür dikkat dinledim anlattıklarını...adam resmen ağzıma sıçtı....
20110820
burukluk
aslında bugün aşk üzerine yazmak isterdim...aklımda aşka dair tatlı fikirler var....Allah şahittir ki; bugün günün büyük kısmı sıkıntısız geçti...üstelik bu ikindi vakti, yeni uyanmışlığın akabindeki sütlü kahvemi içiyorken o hiç görmediğim isyankar kızın yüzünü hayal ettim...ve de elleriini...ama olmuyor....ne yazık ki olmayınca olmuyor. Zorlamamak lazım...şimdi üzerimde feci bir sıkıntı var...ve evde hiç alkol yok..bir bira bile yok...Balkonda sigara içmek de zevksiz çünkü hava çok rüzgarlı ve saçını başını dağıtıyor üstelik dumanı gözüne sokuyor...yani anlicağın o da uyuz bana...kimseleri memnun edemiyorsun...
inanılmaz bir kolaylıkta skıntıya kayıyorum...bişey oluyo ve benim ruhumun yorulduğu hissine kapılıyorum bir an....o kadar değersiz bişey ki; mücadele etmeye değmez.-hem değse de mecalim yok- ama ona rağmen beni dağıtmaya yetiyor ve tüm o sıkıntısız zamanları yok hükmüne sokuyor....Yine kendime küfürler etmeye başlıyorum..Hırpalıyorum kendimi..çıkmazlarımı düşünüyorum...Kendimin zamanla olan kansız ve sızılı mücadelesini düşünüyorum...ilanihayede sonuç....Doğuştan kaybeden...işte ben...mutlu olmayı denerken hep yamalanmış görünen... tıpkı o ispanyol boğalarla aynı kaderi paylaşan.... mutlak mağlup...
Özüm an be an ıssızlaşıp, grileşiyor...bu şehirden de gidemedim....keşke elmalı bir votka olsaydı şimdi buz gibi..
inanılmaz bir kolaylıkta skıntıya kayıyorum...bişey oluyo ve benim ruhumun yorulduğu hissine kapılıyorum bir an....o kadar değersiz bişey ki; mücadele etmeye değmez.-hem değse de mecalim yok- ama ona rağmen beni dağıtmaya yetiyor ve tüm o sıkıntısız zamanları yok hükmüne sokuyor....Yine kendime küfürler etmeye başlıyorum..Hırpalıyorum kendimi..çıkmazlarımı düşünüyorum...Kendimin zamanla olan kansız ve sızılı mücadelesini düşünüyorum...ilanihayede sonuç....Doğuştan kaybeden...işte ben...mutlu olmayı denerken hep yamalanmış görünen... tıpkı o ispanyol boğalarla aynı kaderi paylaşan.... mutlak mağlup...
Özüm an be an ıssızlaşıp, grileşiyor...bu şehirden de gidemedim....keşke elmalı bir votka olsaydı şimdi buz gibi..
20110815
Bisexuality
Evvelden aklımın bir köşesinde sağlam eleştirilerin hedef noktası olan gizemli bir mevzu...Tabi özgürlüğe takalı beri bu eleştirilerim değişti..Öyleki; ''sapıklık'' yaftasından ''cinsel arzuda dizginsizlik'' gibi soft bir tanımlamaya, akabinde de ''ikisi de razıysa kime ne bea'' demeye kadar evrildim...Bu gelişimim kısa sürede oluşmadı ve de sancılıydı her değişim gibi..Bu ayrı bir mevzu....ancak dönüşümümde etken olan bir sürü şeyden bir tanesinin hakkını vermek gerekir diye düşünüyorum....Woody ALLEN....Üstelik az bir etki de değil galiba...
lakin bugün kahvaaltı ediyorken aklıma yeni bi şey geldi....Bir erkek için biseksüel olma, bir kadına göre çok daha zor...niçin mi....Çünkü bir kadın açısından biçimsel ciddi bir değişim yok. Yine biri seni öpüyor, okşuyor veya içine giriyor...Ancak bir erkek için durum bambaşka...Edilgen olma durumu var ve bunu bir erkek olarak düşünüce iştahım kesildi kahvaltıda...
Bir erkek eğer biseksüel olduğunu ifşa edebiliyor ve cinsel anlamda da bunu yaşayıp edilgen de oluyorsa bazı zamanlarında.....Amiyane tabirle taşşaklı adammış....O adam cidden saygıyı hak ediyor...çünkü düşüncesi bu denli beni irrite ediyorsa, pratiği devasa bir şey olmalı...
lakin bugün kahvaaltı ediyorken aklıma yeni bi şey geldi....Bir erkek için biseksüel olma, bir kadına göre çok daha zor...niçin mi....Çünkü bir kadın açısından biçimsel ciddi bir değişim yok. Yine biri seni öpüyor, okşuyor veya içine giriyor...Ancak bir erkek için durum bambaşka...Edilgen olma durumu var ve bunu bir erkek olarak düşünüce iştahım kesildi kahvaltıda...
Bir erkek eğer biseksüel olduğunu ifşa edebiliyor ve cinsel anlamda da bunu yaşayıp edilgen de oluyorsa bazı zamanlarında.....Amiyane tabirle taşşaklı adammış....O adam cidden saygıyı hak ediyor...çünkü düşüncesi bu denli beni irrite ediyorsa, pratiği devasa bir şey olmalı...
20110812
Acı(ma)sızlık
o da acımasızlaştı...
Bana saldırdı...Neden bilmiyorum?..üzerime üzerime geldi...en hassas yerlerimden yıkmaya çalıştı beni...Nefretini büyütmüş beslemişti...defalarca benim kişiliksiz aptal, korkuç ve çok zayıf olduğumu mimledi...Buna bu kadar niye ihtiyaç duyuyor anlamadım..... hiçbir zaman anlayamadım....Acımasızca özüme açtığı amansız savaşını kibirle yönetiyordu.
Ben de acımasızlaştım...
Üzgünüm ben bir melek değilim...Hayır gerçekten değilim...Peygamber de değilim..Bir insanım...Sade bir insan....herkesten biriyim...Sen bana böyle zalimane saldırıyorken karşında durup, zaferlerinin keyfini yüceltmenini sus-pus kalarak besleyemem...Ben de zehirliyim ve bu zehirlerimi derinin diplerine kadar akıtmasını bilirim..Senin de zayıf olduğun yerler var benim olduğum gibi ve ben bunların gayet farkındayım...Seni hassas yerlerinden nasıl yerlere vururumun yolunu ben de biliyorum...Ve inan bana eğer sen savaşı başlatırsan ben de sana yapabileceklerim konusunda geri durmam....
Savaş başladı...
savaş bitti...
biz de bittik ...
Bir sonraki kişilik yıkım saldırısına artık daha tecrubeli birileri var bu dünyada...İkimizin de apoletlerimiz arttı.... üstelik daha bir gözü kara ve şatafatlı bu son kazandıklarımız...Artık nasıl, su içer kolaylıkta insanın kişiliğine saldırabildiğimizi omuzlarımızdaki şaşadan anlayacaklar insanlar..Artık ikimiz de daha acımasızız..Artık biribirmizi ve diğerlerini acıtmada eskisinden daha güçlüyüz...
biraz insanın mayasında var galiba...Bu duygu o kadar güçlü ki; insanın geriye kalan o daha değerli dünya için beslediği ve inantla vazgeçmediği değerlerini bir çırpıda kenara itiveriyor...Acımasızlaşınca biri, karşıdaki köpek olsun, yerle bir olsun, sürünsün istiyor..nefessiz kalıp şuracıkta gözlerimin önünde acıdan neredeyse geberecek kadar kıvransın istiyor...
20110810
bu kent ve ben
Sevgili sıkılan insan; ben de senin gibi etkilendim ilk okuduğumda Kavafis in kent şiirini...ama kavafis gibi düşünmüyorum ne yazık ki..! Bu şehirden gitmek istiyorum...Bu şehir benim zindanım oldu bunca yıl...Bu şehir yüzünden hep hakkettiğimden daha az hayat alıyorum gibime geliyor....Bence suçlu ben değilim...... ben olsam bile suçun az bir kısmı benim payıma düşen ve bence suçun büyük kısmı bu kentin...Bu kent lanetli bir kent...Tanrı bu kentte kalanları da sevmiyor fikrimce...Bu sebepten bu kenti terk etmek istiyorum...Bu kentten sıkıldım....Gitmek istiyorum..Eğer gidersem işler biraz normalize olacakmış gibime geliyor..Yine coşkun coşkun akabilecekmişim gibime geliyo...Kıracağım insan sayısı azalacakmış gibi geliyo....Ama gidemiyorum....yazık ki, her denemem başarısızlık....sonra yine kente bakıyorum ve o kavafis'inkiyle aynı his:
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün
boşuna bunca yılı tükettiğim ülkede'
Eğer ben gidersem bu şehrin arkamdan gelmesine müsade etmicem...onun tek bir zeerresini yanımda taşımayacağım....Kendimi koparıp gideceğim bu şehirden sürgün edilen biri gibi.....herşeyi yarım bırakıp gideceğim ve sonra barışmaya gelmiyeceğim bu şehre....hani o diğer şehre yaptığımdan yapacağım....
Tanrıdan bu sefer ''olsun'' diye rica ederken uzun süre dua etmediğimin bilincine vardım...inşaallah bu sefer giderim bu şehirden.....Sen de amin de sıkılan insan....
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün
boşuna bunca yılı tükettiğim ülkede'
Eğer ben gidersem bu şehrin arkamdan gelmesine müsade etmicem...onun tek bir zeerresini yanımda taşımayacağım....Kendimi koparıp gideceğim bu şehirden sürgün edilen biri gibi.....herşeyi yarım bırakıp gideceğim ve sonra barışmaya gelmiyeceğim bu şehre....hani o diğer şehre yaptığımdan yapacağım....
Tanrıdan bu sefer ''olsun'' diye rica ederken uzun süre dua etmediğimin bilincine vardım...inşaallah bu sefer giderim bu şehirden.....Sen de amin de sıkılan insan....
20110805
tolga'nın ismini koyduğu bir nedeni var.....
ben:Tolga herşey yolunda dimi bi problem yok?
o :hangi konuda
ben:bilmiyorum..Sıkkın bir insan profiili çiziyorsun?
o : :)hangi konuda
ben:sedece bir hiss.somut bi şey yok
o :insan seven biri değilim
grekmedikçe kimseyle konusmam
kendi içimde yasarım
evden dısarı cıkmmam cok lazım olmadıkca
ortamlarda 3. kişiymdir genelde
tabi lideri oldugum ortamlarda vardır ama benim gibi kişilerdir onlarda
sıkkın gozukuyrm o yuzden
sevmem herşeye gülmeyi
ben:anladım.bu hisse uzak değilim ama bi şey soracam
o :tabi
ben:bu sendeki bir dönemsel his mi yoksa kişiliğin mi?
o :tanımadıgım kişilere karşı kişilğim budur
çok yakınımdakiler bilir asıl kimliğimi
ben: yani senin asıl kişiliğin bu sölediklerinin dışında bir şey ole mi?
o : yani aslında bu da benim bir parçam
ben:yanlış anlama ikiyüzl demeye getirmiyorum..seni anlamaya çalışıyorum
o :abi aslında ağır başlı, saygılı8 biriyimdir
ama gel görkü bu ozelliklerim yuzunden orta okulda
surekli ezilen muamelesi gordum, haliyle savunma mekanizması nasıl davranırsalar oyle davran moduna geçtim
çok kavga ettim sonunda soyutladım arkadslardan kendimi
ne kadar az kişi bilirse ağır baslılıgımı o kadar az kişi bana satasırdı
olayın mantıgı buydu basta...sonra lisede iş çıgırından cıktı daha kötü biri oldum...hep daha fazla kötülük bu olanların tam farkına vardıgımda bu kadın kolları işi geldi önüme
benim davamı anlatıyordu biryerde toplumsal cinsiyet olayı
erkek her onune gelenle sevişecek yok sert olacak yok kavga edecek diye dayatılanı yapıyordum
yıllardır
ondan vazgeçtim ben de.....ondan bu işe ilgim.....anlatabilidim umarım
ben:kesinlikle anladım
o :senin de kadınları anlamaktan baska bir sebebin daha vardır herhalde?
ben:kendini bu kadar iyi çözümlemen -eğer doğru çözümlemişsen- benim hoşuma gitti...
o :bir ortamda konusuyrduk kızlı erkekli şöyle bir soru geldi
kızın olsa bizim ilişkimiz gibi bir ilişki yasamasına izin verirmiydin diye
düşündüm öldürürdüm o kızı dedim.....sonra ışık yandı kafamda...sevgilimin babasıda aynı seyi düşünmüyormudur diye.....bu nasıl bir egodur....aynı hakkı kendinde bulup kızında bulamaman
farkındalıgım burda başladı ve utandım gerçekten böyle bencil oldugum için...
ben:.....
o :....
ben:....
........................bu yazı msn min bir kısmından aynen alıntıdır..
....................................umarım tolga görmez............
o :hangi konuda
ben:bilmiyorum..Sıkkın bir insan profiili çiziyorsun?
o : :)hangi konuda
ben:sedece bir hiss.somut bi şey yok
o :insan seven biri değilim
grekmedikçe kimseyle konusmam
kendi içimde yasarım
evden dısarı cıkmmam cok lazım olmadıkca
ortamlarda 3. kişiymdir genelde
tabi lideri oldugum ortamlarda vardır ama benim gibi kişilerdir onlarda
sıkkın gozukuyrm o yuzden
sevmem herşeye gülmeyi
ben:anladım.bu hisse uzak değilim ama bi şey soracam
o :tabi
ben:bu sendeki bir dönemsel his mi yoksa kişiliğin mi?
o :tanımadıgım kişilere karşı kişilğim budur
çok yakınımdakiler bilir asıl kimliğimi
ben: yani senin asıl kişiliğin bu sölediklerinin dışında bir şey ole mi?
o : yani aslında bu da benim bir parçam
ben:yanlış anlama ikiyüzl demeye getirmiyorum..seni anlamaya çalışıyorum
o :abi aslında ağır başlı, saygılı8 biriyimdir
ama gel görkü bu ozelliklerim yuzunden orta okulda
surekli ezilen muamelesi gordum, haliyle savunma mekanizması nasıl davranırsalar oyle davran moduna geçtim
çok kavga ettim sonunda soyutladım arkadslardan kendimi
ne kadar az kişi bilirse ağır baslılıgımı o kadar az kişi bana satasırdı
olayın mantıgı buydu basta...sonra lisede iş çıgırından cıktı daha kötü biri oldum...hep daha fazla kötülük bu olanların tam farkına vardıgımda bu kadın kolları işi geldi önüme
benim davamı anlatıyordu biryerde toplumsal cinsiyet olayı
erkek her onune gelenle sevişecek yok sert olacak yok kavga edecek diye dayatılanı yapıyordum
yıllardır
ondan vazgeçtim ben de.....ondan bu işe ilgim.....anlatabilidim umarım
ben:kesinlikle anladım
o :senin de kadınları anlamaktan baska bir sebebin daha vardır herhalde?
ben:kendini bu kadar iyi çözümlemen -eğer doğru çözümlemişsen- benim hoşuma gitti...
o :bir ortamda konusuyrduk kızlı erkekli şöyle bir soru geldi
kızın olsa bizim ilişkimiz gibi bir ilişki yasamasına izin verirmiydin diye
düşündüm öldürürdüm o kızı dedim.....sonra ışık yandı kafamda...sevgilimin babasıda aynı seyi düşünmüyormudur diye.....bu nasıl bir egodur....aynı hakkı kendinde bulup kızında bulamaman
farkındalıgım burda başladı ve utandım gerçekten böyle bencil oldugum için...
ben:.....
o :....
ben:....
........................bu yazı msn min bir kısmından aynen alıntıdır..
....................................umarım tolga görmez............
20110802
Karmaşa
Bedia'nın üzerine ansızın bir hüzün çöktü...Hüznün kaynağı, yapmak için niyetlendiği işin çırılçıplak zorluğuyla karşılaşmasıydı...İş, sandığından daha zordu ve bu da ağırlık yaptı ruhuna ardından beynine ve nihayetinde bedenine...Usulca sigarsına uzandı...ateş istedi yanındaki arkadaşından tek kelime etmeden...Telefonundan saate baktı. Tam olarak, on dokuz saat yirmi baş dakika olmuştu tek bir şey dahi yemeyişi...Bir yandan alnına sinen boncuk boncuk teri siliyor, öte yanda kahkahalar atan işgüzar bir arkadaşının kaba şakalarına gülümsüyordu...Mekan nargile ve sigara dumanıyla dolmuştu ve sıcaktı...Gitmek istedi bir an, ama mecali yoktu kalkmaya...Bıraktı kendini...''Başladığım herşeyi yarıda bırakmak zorunda mıyım?...Ne yaptım ki tanrıyı bu kadar kızdıracak...Ailemi görmeye gideyim çok uzun zaman oldu'' diye geçiriyordu içinden ki; mekandaki kahkahanın gürültüsüyle irkildi....sigarasını unuttuğunu farketti...Son iki nefesi alıp söndürdü...Garsondan bira istedi...Yeni bir sigara yaktı...Arkasına dönüp kapıyı yokladı..dışarı çıkma ihtiyacı hissetti yineden...yapamadı...ağlamak istedi...Onu da yapamadı...birasını yudumladı....milletin muhabbetine dönüp yalandan gülmeye bıraktığı yerden devam etti.....
20110729
together
....Kızlarla içip, onların ilgisini çekecek entellektüel masturbasyonlar yapmak güzel....
....eğlenceli....
....bir de şu hesap kısmı olmasa...
....ama onun da ötesinde mekandan çıktıktan sonra,
....bir sigara yakmanın zorunlu ihtiyacı var ya...
....onun apayrı bir tadı var...
....ve de bir sürü anlamı....
....eğlenceli....
....bir de şu hesap kısmı olmasa...
....ama onun da ötesinde mekandan çıktıktan sonra,
....bir sigara yakmanın zorunlu ihtiyacı var ya...
....onun apayrı bir tadı var...
....ve de bir sürü anlamı....
20110727
bela
''daha önce hissetmediğim gibi hissettmeye ihtiyacım var.'' isteği.....
hep bu yüzden başımıza belalar gelir
http://fizy.com/#s/16kdv6
20110725
Kuşatılmışlık
Bazen herşey tarafından kuşatılmışım gibi hissediyorum.Sanki insanlar, şehiriçi arabaları, ailem, toplumsal değerlerim, oturduğum cafede eskimiş, bayat çay getiren kavruk delikanlı hepsi ve her şey çok gizli bir şekilde ittifak etmiş de bana günümü göstermeye ant-laşmışlar gibi....Neye uzansam elimde kalıyor. Acınası bir halde geri çekiliyorum...
Tabiki uslanmıyorum...uslanmayaacağım da...Gelsin hayat bildiği gibi gelsin...Ben burdayım....ama işte unutuyorum olası hayaller kurmamam gerektiğini...Hayallerin zindanları oluşturduğunu unutuyorum...Acılarımı uuttuğum gibi...sevgimle boğduğum kadınları unuttuğum gibi...unutarak egomla ezdiğim dostlarım gibi...
Bütün gıcıklığıma rağmen ve de sıkıcılığıma rağmen kendime resmen TAPINIYORUM...BİRİCİĞİM LAN BEN...O kadar?
Tabiki uslanmıyorum...uslanmayaacağım da...Gelsin hayat bildiği gibi gelsin...Ben burdayım....ama işte unutuyorum olası hayaller kurmamam gerektiğini...Hayallerin zindanları oluşturduğunu unutuyorum...Acılarımı uuttuğum gibi...sevgimle boğduğum kadınları unuttuğum gibi...unutarak egomla ezdiğim dostlarım gibi...
Bütün gıcıklığıma rağmen ve de sıkıcılığıma rağmen kendime resmen TAPINIYORUM...BİRİCİĞİM LAN BEN...O kadar?
20110717
20110710
Bir ORTAÇGİL Klasiği daha
Bülent ORTAÇGİL, bir röportajında bu şarkı için ''50 yaş civarına bir armağan'' diyordu...Ben 25 yaşındayım ve şarkıyı dibine kadar hissediyorum..Ne yazık ki..!
20110704
Boşluk duygusu
Kendimin nasıl hissettiğini anlayamadığım, anlatamadığım ama dibine kadar hissettiğim bazı zamanlarım olur. İnanılmaz bir şekilde sevgisiz, kimsesiz, değersiz hissederim..Yokmuşum veya yok oluyormuşum gibi bir hisse kapılırım...Sanki binlerce insan bana bir hiç olduğumu fısıldıyormuş gibi...
Tek bir şey dahi yapmak isteği olmaz içimde...Çünkü o kadar savunmasız hissederim ki bu zamanlarımda; birşey yapma fikri bile beni ürkütür...Oturmak, kitap okumak, tv izlemek v.s gibi rutin şeyler bile benim için korkunç bir zindandan farksız olur..Diğer özel içilesi şeyler bile iticileşir. Böyle zamanlarımda hep sihirli bir değneğim olsun da başıma dokundurur dokundurmaz bilincim geçici bir süreliğine kapansın istemişimdir..Ama benim sihirli bir degneğim yok sayın sıkılan insan ve olacağı konusunda da hiç ümidim kalmadı...İnsan bu tip hayalerini muhafaza edemiyor ve genelde bir gün yokladığında, yerinde nur topu gibi ''büyümüş olma'' hissini buluyor..
Yok oluyorken, insan kendini hissetme ihtiyacı duyuyor şiddetle. Tüm evrene inat ben varım ve işte burdayım demek istiyor ama tüm denemeler kapalı kapılarca nihayet bulunca, son çareye başvuruyor...Kendine eziyet ederek varlığının hissine varmak...Bu eziyet bedeni olursa ne ala; ancak deruni olmasında da bir sakınca yok..nitekim benim yapabildiğim tek tip de bu...İçimde bir yerlere eziyet edebiliyorum...İçimdeki o yer genellikle bir süre sonra bağışıklık kazanıp, tedavi yöntemimi etkisizleştiriyor...İşte o zaman yeni bir odak bulmak için aranıyorum ve genelde de buluyorum...Bu odaklarım biterse ne yaparım sorusunu düşünmedim henüz ancak bir yolunu bulurum gibime geliyor..
Bana bu gece bu yazıyı yazdıran neden bir merak, sevgili sıkılan insan..Acaba bu bahsettğim gibi hisseden var mıdır boşluğu yeryüzünde ...ve hissediyorsa o da bu kadar acı çekiyyor mu bu nöbet zamanlarında...
Tek bir şey dahi yapmak isteği olmaz içimde...Çünkü o kadar savunmasız hissederim ki bu zamanlarımda; birşey yapma fikri bile beni ürkütür...Oturmak, kitap okumak, tv izlemek v.s gibi rutin şeyler bile benim için korkunç bir zindandan farksız olur..Diğer özel içilesi şeyler bile iticileşir. Böyle zamanlarımda hep sihirli bir değneğim olsun da başıma dokundurur dokundurmaz bilincim geçici bir süreliğine kapansın istemişimdir..Ama benim sihirli bir degneğim yok sayın sıkılan insan ve olacağı konusunda da hiç ümidim kalmadı...İnsan bu tip hayalerini muhafaza edemiyor ve genelde bir gün yokladığında, yerinde nur topu gibi ''büyümüş olma'' hissini buluyor..
Yok oluyorken, insan kendini hissetme ihtiyacı duyuyor şiddetle. Tüm evrene inat ben varım ve işte burdayım demek istiyor ama tüm denemeler kapalı kapılarca nihayet bulunca, son çareye başvuruyor...Kendine eziyet ederek varlığının hissine varmak...Bu eziyet bedeni olursa ne ala; ancak deruni olmasında da bir sakınca yok..nitekim benim yapabildiğim tek tip de bu...İçimde bir yerlere eziyet edebiliyorum...İçimdeki o yer genellikle bir süre sonra bağışıklık kazanıp, tedavi yöntemimi etkisizleştiriyor...İşte o zaman yeni bir odak bulmak için aranıyorum ve genelde de buluyorum...Bu odaklarım biterse ne yaparım sorusunu düşünmedim henüz ancak bir yolunu bulurum gibime geliyor..
Bana bu gece bu yazıyı yazdıran neden bir merak, sevgili sıkılan insan..Acaba bu bahsettğim gibi hisseden var mıdır boşluğu yeryüzünde ...ve hissediyorsa o da bu kadar acı çekiyyor mu bu nöbet zamanlarında...
20110628
İnsanoğlu Garip Bişii
Bu gün samimi olmak istemediğim ama eğlenceli bir arkadaşımla bara gittik.Pek vaktimiz olmadığı için birer bira içip çıktık.Akabinde başka bir misafiri almak için havaalanına gittik.Uçağın rötar zıpıtıtı yüzünden gelecek olan misafir gecikti.Biz de sohbete başladık...
Arkadaşım yarın antep'e işi dolayısıyla gideceğini ve orada bilmem ne barda bir gece takılacağını söyledi.O barda çok ''manyak rus parçalar'' varmış.Gecesi beşyüz liraymış..Rusların en sevdiği özelliği temiz olmalarıymış...''Vuruş'' tan önce ve sonra yıkanırlarmış da...bilmem ne de...bilmem ne...
Bir yandan sevmediğim bu sokak serserisi terminolojisine katlanmaya çalışıyorum ve öteki yanda mesaneme feci halde basınç yapan idrarımın sıkıntısına dayanıyorum...
Adam evli...Neredeyse bir yaşında bir bebeği var.Eşini de gördüm güzel bir kadındı...Ancak biraz kiloludu, ki; sanıyorum yeni çocuk doğurduğundan kilo almıştı..
Eleman anlatmaya devam ediyor bana sex işçileriyle yaptığı şeyleri, bense; nasıl bu adama, onu incitmeden yaptığının pis bir şey olduğunu anlatabilirimi düşünüyorum...önce biraz felsefi ve hissi yaklaşmaya çalıştım.Baktım ki adamda tık yok...Sonra adama uzun uzun anlatmaya başladım....bak aids var...tedavisi yok...en çok bu yolla bulaşıyor...Bu arada hiç eşinden söz etmiyorum adam incinir diye...hpv var....hepatit b var c var...bunlar kanser bile yapıyolarmış.....tedavileri çok kısıtlı....ölümünü izliyorsun....kendine dikkat et..Kondom % 100 korumuyor...üstelik bazı hastalıklarda kondom etkisiz....Türk malı kondomlar var bazısı delik....Detaylıca anlatıyorum sağlıklı sex hakkında bildiklerimi...Nihayetinde galiba etkiledim onu ama vazgeçirdiğimi sanmıyorum...Etkiledim çünkü maceralarını anlatmayı kesti...Ben de zafer kazanmış dük edasıyla arkama yaslandım...Biraz keyfini de kaçırdım galiba ama bu yüzden aferin'liyorum kendimi..Öle herşeyini anlatmasın bana...
Neyse ki misafir geldi de sıkıcı muhabbetti bitirdik...Ben de evime yakın bir yerde indim ve ayrıldım onlardan...
Benim anyamadığım şey; bir insanın nasıl olur da hiç tanımadığı bilmediği biriyle sex yapabiliyor oluşu...Bazen düşünüyorum da bana inanılmaz sıradışı geliyor..Bende; en ufak sinirlenişinde çıkarıp tabancasıyla adam vurabilen insanın yarattığı ''esrarengiz şahsiyet'' hissini uyandırıyor...Bence bu insanlar araştırılmalı...Ben sex yapmak bi kenara yani tanıştığım biriyle ten temasında bile huzursuz oluyorum..Bu gibi insanlar yarım saat önce tanıdıkları birinin içine giriyorlar...
Bu mantık sexi de fazlasıyla değersizleştiriyor...Oysa sex bu kadar içi boşlaştırılmamalı...Anlamdan ve histen bu denli uzaklaştırılmamalı...Varoluştan beri süregelen bu eski ritüel biraz daha saygıyı hak ediyor...Ben sex yapabilmek için illa da aşık olmalısın demiyorum ama biraz tanımalı insan yatacağı kişiyi...Yani en azından bir kaç gün-hafta vakit geçirmeli...Yoksa masturbasyondan ayırt edilmez olur..
.
20110624
Amansız Hastalığım
Dört yıl önce başladı bende bu garip rahatsızlık.....''İri gözlü kadın hastalığı'' diyorum adına..
Hastalıkla ilgili olarak:
Semptomları şöyle; ne zaman ve nerde olursa olsun iri gözlü bir kadın görürlerse gözlerini alamaz bu hastalar. Bazen sırf iri gözlüdür diye sevimsiz kızlarla arkadaş olabilirler....Özellikle iri ve siyah gözlü kadınlar bu hastaların en kocaman zaaflarıdır...İri ve kara gözlü kadınlar, bu hastaları hiç uğraşmadan köpek gibi kendilerine bağlayabilirler ve onlara diledikleri zulmu yapablirler çünkü hiçbir zaman kendilerinden uzaklaşamıyacaklarını anlar bu kadınlar...
Patolojisi henüz hiç bilinmiyor pek görülmediğinden bilim adamları bu konuya kafa yormak dahi istemiyor...Hatta bir tane doktora anlatıldığında bu vaka, doktor tarafından ''lan bi siktirin başımdan bea'' tepkisiyle geri çevirdiği anlatılıyor üçüncü sayfa haberlerinde...Bu haberi duyan ''iri gözlü kadın'' hastalığına yakalanmış hastaların aldığı, meclisi boykot kararı gizleniyor ''candaş medya'' tarafından üstelik......Bunun yanında hastaların içsesi, yaşlıların dahi ahlakını bozduğu gerekçesiyle tanrının melekleri tarafından filtre konmuş durumda...
Tedavisi için ne yazık ki henüz bir ilaç yok..ve cerrahi olarak da hiçbir tedavi uygulanamıyor bu hastalara...Ancak bazı sanatçı ruhlu doktorlar tarafından iri gözlere bakmanın bu hastaları rahatlattığı söyleniyor...Bu haastaların nöbetleri başladığında iri siyah ve makyajlı gözlere bakmaları öneriliyor WHO tarafından..
Hastalıkla ilgili olarak:
Semptomları şöyle; ne zaman ve nerde olursa olsun iri gözlü bir kadın görürlerse gözlerini alamaz bu hastalar. Bazen sırf iri gözlüdür diye sevimsiz kızlarla arkadaş olabilirler....Özellikle iri ve siyah gözlü kadınlar bu hastaların en kocaman zaaflarıdır...İri ve kara gözlü kadınlar, bu hastaları hiç uğraşmadan köpek gibi kendilerine bağlayabilirler ve onlara diledikleri zulmu yapablirler çünkü hiçbir zaman kendilerinden uzaklaşamıyacaklarını anlar bu kadınlar...
Patolojisi henüz hiç bilinmiyor pek görülmediğinden bilim adamları bu konuya kafa yormak dahi istemiyor...Hatta bir tane doktora anlatıldığında bu vaka, doktor tarafından ''lan bi siktirin başımdan bea'' tepkisiyle geri çevirdiği anlatılıyor üçüncü sayfa haberlerinde...Bu haberi duyan ''iri gözlü kadın'' hastalığına yakalanmış hastaların aldığı, meclisi boykot kararı gizleniyor ''candaş medya'' tarafından üstelik......Bunun yanında hastaların içsesi, yaşlıların dahi ahlakını bozduğu gerekçesiyle tanrının melekleri tarafından filtre konmuş durumda...
Tedavisi için ne yazık ki henüz bir ilaç yok..ve cerrahi olarak da hiçbir tedavi uygulanamıyor bu hastalara...Ancak bazı sanatçı ruhlu doktorlar tarafından iri gözlere bakmanın bu hastaları rahatlattığı söyleniyor...Bu haastaların nöbetleri başladığında iri siyah ve makyajlı gözlere bakmaları öneriliyor WHO tarafından..
20110619
KYNODONTAS
Kynodontas adlı, 2009 yunan yapımı bir film izledim..Giogios Lanthimos'un yönettiği.
Benim hoşuma giden kısmı çok sağlam bir ''öğretilmiş kabuller'' eleştirisi yapmasıdır ve bu eleştirinin içine kelimeleri de koymasıdır..Evet kelimelerden, aile kavramından başlayıp eğitim ve iktidar olmaya kadar herşeyi içine alan bir nişan tahtası oluşturmuş ve filmde dağıtmış hedefi vurma zamanlarını üstelik bu attığı okları farklı şekillerde atma ustalığını da göstermiş...
Şimdi filmin ışıltısıyla bulduğum bir kaç anektoddan bahsetmek istiyorum...
Benim hoşuma giden kısmı çok sağlam bir ''öğretilmiş kabuller'' eleştirisi yapmasıdır ve bu eleştirinin içine kelimeleri de koymasıdır..Evet kelimelerden, aile kavramından başlayıp eğitim ve iktidar olmaya kadar herşeyi içine alan bir nişan tahtası oluşturmuş ve filmde dağıtmış hedefi vurma zamanlarını üstelik bu attığı okları farklı şekillerde atma ustalığını da göstermiş...
Şimdi filmin ışıltısıyla bulduğum bir kaç anektoddan bahsetmek istiyorum...
- Filmde Black Swan' da da bir kısım gördüğümüz acımasız rakabet olgusu var...Kardeşler inanılmaz bir hırsla birbirleriyle yarışıyolar ve yarışın o yıpratan sertliğini film boyunca hissettirmiş yönetmen...
- Cinsel öğelerin çokça yeraldığı filmde sexe farklı bir pencereden bakmış...Lars Von Trier'in Anticrist'ini hatırlattı bana..Yani tensel hazzın olmadığı sadece sıkıcı ve kupkuru bir cinselliğin o rahatsız edici garip duygulanımını....Bunun yanında sözüm ona inanılmaz tehlikeli olan''evin dışı''nı görenlerde de alışkın olmadığımız bir cinsellik anlayışı hakim....
- Filmde benim çok hoşuma giden bir başka bakış açısıysa; şiddet kavram oldu...Bu filmden yola çıkılarak şiddetin tipleri, uygulanımı ve iktidar-şiddet ilişkisi üzerine bir kaç makale yazılabilir...Ben çok kısa bahsedeyim çıkarsamalarım doğrultusunda....Çocuklar arasındaki şiddeti uygulayan hep kadın kardeş olmuştur ve şiddet gören de hep erkek kardeş olmuştur...Yani şimdiki ''kadına yönelik şiddetin'' temelinde öğretilmiş rol modellerin olduğu fikrini güçlendirdi bende bu film....Bir diğer yönüyle; iktidar -anne ve baba- şiddet uygularken cinsiyetten bağımsız bir hale bürünüyor ve baba yokken anne, şiddetin eşsiz bir temsilcisi oluveriyor...Bir de garip bir şekilde filmde anne-baba şiddet uygularken çocuklara; hep kafalarına vuruyorlar oysa çocukların kendi aralarındaki şiddet bundan çoğunlukla farklı...
- Öğretilmiş değerler eleştirisinin bir diğer ayağında da aile ve ilişkileri yer alıyor Kynodontas'da....evet enseste de bodoslama dalış yapan rahatsız edici filmimiz hakketen de şaşırtıyor...ve arkanıza yaslanmış rahat rahat filminizi seyrederken şöyle bir düzelme ihtiyacı hissediyorsunuz...Güven bahane edilerek bir kız kardeş, erkek kardeşin cinsel ihtiyacı için görevlendiriliyor.
. - Kabuller saldırısının bir köşesinde de kelimeler var...Kelimelerin anlamı değiştiriliyor ve öyle veriliyor...böylece korkunç bir hegemonya oluşturuluyor üstelik çocukların bedenlerinin ötesinde beyinlerinde oluşturuluyor bu dörtbaşı mamur hakimiyet.
- Cemaat ve tarikatlarda çok sık karşılaşılan o ''dışarısı tutunamayacak kadar tehlikeli ve acımasız'' olduğu fikri var bir de...Bu fikir o kadar sağlam oluşturulmuş ki; çocuklar bu durumu fazlasıyla kabullenmiş bir ruh haline bürünüyorlar...ve evlerindeki yaşantılarında mutlu oldukları hissi veriyorlar...ancak sex işçisi vesilesiyle bu fikir büyük kızda değişiyor ve büyük kız acılara rağmen dışarıya çıkmanın bir yolunu buluyor...
- Formel eğitim eleştirisi de var tabi ki...Kızlardan biri babası tarafından oluşturulan eğitimle enestezik bir ilaç üretecek kadar tıbba hakim oluyor...ve büyük kardeşin karın ağrrısını tedavi ediyor...
- Filmde benim garipsediğim ve de çelişik görünen bazı durumlar da var...Mesela ben erkek olanın cinsel ihtiyacı için bir kadın düzenli olarak getiriliyorken kadın çocuklarda bu ihtiyacın niye karşılanmadığını anlayamadım....
- Filmde duvarları yıkmaya dair kuvvetli sahneler olmasına rağmen o kadar çok yeni duvarın oluşturulma sebebini de anlayamadım...Bu durumun bu kadar fazla oluşu bence yalnızca anne ve babanın hakimiyet istençleriyle açıklanamaz
- Daha kaçan kızın üzerinden özggürlük istencinin durdurulamaz bir zorunluluk olduğuna dair de bir şeyler yazmak isterdim ama yoruldum...
- Bu anlattıklarım öyle aklıma gelenler....dediğim gibi alıcı gözlerle bakarsan çok fazla şey devşirebilirsin bu sıradışı filmden
- Herşeye rağmen uçan ararbaların patlayan bombaların v.s. çokça yeraldığı filmlerden sıkılan, sıkıcı insanların mutlaka izlemsi gereken bir film...ama bu filmin tiksinti uyandırma ihtimali de kuvvetle muhtemel.
..
20110616
....yayılmak
İnsanın aceleyle yetiştirmesi gereken bir sürü şeylerinin olmaması ne kadar da gevşeticiymiş tanrım..Bu duyguyu ne kadar da özlemişim.
Eylül'e kadar, erken kalakmam gereken tek bir gün bile yok.İçmekten imtina etmeye de gerek yok...ama allahtan azalttım biraz içmeyi..şimdilik böyle iyi...az alkol, az yemek, az atraksiyon, az sigara...ne kadar yapabileceksek artık....ve de hergün sabahlamak...ve yapayalnız....işte benim özlemini kurduğum hayat..Kafamdakileri yavaş yavaş gerçekleştirmeliyim bu yaz...belki ağustosta kurstan sonra bir izmir tatili olur...
Bu yazın iki hedefi var. Birincisi kısa filmimi yazıp sonbaharda çekmek. İkikncisi bir proje hazırlamak...Bu ikisi için okuma zamanları ayırmalıyım..özellikle proje için..Çünkü bir avrupa ülkesinden fon ayırmam gerekli...Hadi rast gelsin bana....
Eylül'e kadar, erken kalakmam gereken tek bir gün bile yok.İçmekten imtina etmeye de gerek yok...ama allahtan azalttım biraz içmeyi..şimdilik böyle iyi...az alkol, az yemek, az atraksiyon, az sigara...ne kadar yapabileceksek artık....ve de hergün sabahlamak...ve yapayalnız....işte benim özlemini kurduğum hayat..Kafamdakileri yavaş yavaş gerçekleştirmeliyim bu yaz...belki ağustosta kurstan sonra bir izmir tatili olur...
Bu yazın iki hedefi var. Birincisi kısa filmimi yazıp sonbaharda çekmek. İkikncisi bir proje hazırlamak...Bu ikisi için okuma zamanları ayırmalıyım..özellikle proje için..Çünkü bir avrupa ülkesinden fon ayırmam gerekli...Hadi rast gelsin bana....
20110524
acınası kızlar ve aptalca manevralar
Gariban kızlara acıyorum..
Onların o lisede kalmış kısıtlı özbenleri yok mu hele, nerdeyse bitiriyor beni....
Gidip kollarından tutup sertçe sarsmak geliyor içimden ve bağırarak ''kızım bu kadar tırsak olma lan...Ne istiyorsan adamın gözbebeğinin içine söyle''.....
Heyhat..!
Ne ben yapabiliyorum bunu ne de o gidip söyleyebiliyo...
Sonradan düşündüm de, kız oğlanı yedekte tutma niyetindeymiş...Hani hep derler ya biz erkekler dümdüz bakarız da kızlar daha bi detay görür ona göre davranırlar...
O doğruymuş...
İçten pazarlıklı kızlar...neyse..
Ama bu kızda bunu yapayım derken kendine işkence etme durumu var..ona uyuz oluyorum... Bu kadar kıvırmanın, ıkınıp sıkılmanın ne anlamı var bea...biraz daha usulüne uygun medeni, modern bi kız gibi davranamaz mısın?
Niye şöyle kızdığında gönül ferahlığıyla ''siktir'' çekebilen bi kızla tanışamıyorum ya....
Niye yalnızlıktan korkmayan bi kadınla tanışamıyorum ya...
Neden bu kadar mal insan tanımak zorundayım ya....
Onların o lisede kalmış kısıtlı özbenleri yok mu hele, nerdeyse bitiriyor beni....
Gidip kollarından tutup sertçe sarsmak geliyor içimden ve bağırarak ''kızım bu kadar tırsak olma lan...Ne istiyorsan adamın gözbebeğinin içine söyle''.....
Heyhat..!
Ne ben yapabiliyorum bunu ne de o gidip söyleyebiliyo...
Sonradan düşündüm de, kız oğlanı yedekte tutma niyetindeymiş...Hani hep derler ya biz erkekler dümdüz bakarız da kızlar daha bi detay görür ona göre davranırlar...
O doğruymuş...
İçten pazarlıklı kızlar...neyse..
Ama bu kızda bunu yapayım derken kendine işkence etme durumu var..ona uyuz oluyorum... Bu kadar kıvırmanın, ıkınıp sıkılmanın ne anlamı var bea...biraz daha usulüne uygun medeni, modern bi kız gibi davranamaz mısın?
Niye şöyle kızdığında gönül ferahlığıyla ''siktir'' çekebilen bi kızla tanışamıyorum ya....
Niye yalnızlıktan korkmayan bi kadınla tanışamıyorum ya...
Neden bu kadar mal insan tanımak zorundayım ya....
20110417
''canım insanlar, bana bunu da yaptınız sonunda''
işler inatla kötü gidiyor ve artık estetiği kaybediyorum. Kendime çoğu defa hakim olamıyorum ve gereğinden fazla hassaslaştım. Kupkuru bir kahır var gönlümün üzerinde ve kızgınlıktan ziyade kırgınım.Üstelik şuanda şarabım da bitti..Tüm bu dağınık cümleler de karmakarışık beynimden gelen sinirsel uyartıların minik minnacık yansımaları...
Çakırkeyf halime rağmen tatsız şeylerden bahsetmiliym ne yazık ki sevgili sıkılan insan..İnsanların sağlam ip olmadığı acı gerçeğini tekrar yaşayan bir insancık olarark ben; sana yalnızlığı öneriyorum.Ayrılma evinden ve kiatplarından; çünkü insanların arasına karıştıkça daha çok kızıp üzüleceksin.Çünkü insanların çoğunun değersiz ve cinselliklerinin kurbanı olduklarını tekrar tekrar göreceksin...Sevgili sıkılan insan: sıkkınlığınla barış ve yalnızlığından dolayı tanrıya şükret çünkü tanrı daha az üzülmen için seni yalnız bıraktı..Sakın tanrııyı suçlamaya kalkma....suçlular insanlar ve onları suçlaman hiç bir şeyi değiştirmeyecek..
Kupkuru acıya; o sabahın ilk ışıklarıyla esen rüzgardan bir rüzgarla duygulanan senin, mutmain duygularınla selam çak....ve de ki: ''merhaba sevgili acı hiç de unutmadım seni''
Çakırkeyf halime rağmen tatsız şeylerden bahsetmiliym ne yazık ki sevgili sıkılan insan..İnsanların sağlam ip olmadığı acı gerçeğini tekrar yaşayan bir insancık olarark ben; sana yalnızlığı öneriyorum.Ayrılma evinden ve kiatplarından; çünkü insanların arasına karıştıkça daha çok kızıp üzüleceksin.Çünkü insanların çoğunun değersiz ve cinselliklerinin kurbanı olduklarını tekrar tekrar göreceksin...Sevgili sıkılan insan: sıkkınlığınla barış ve yalnızlığından dolayı tanrıya şükret çünkü tanrı daha az üzülmen için seni yalnız bıraktı..Sakın tanrııyı suçlamaya kalkma....suçlular insanlar ve onları suçlaman hiç bir şeyi değiştirmeyecek..
Kupkuru acıya; o sabahın ilk ışıklarıyla esen rüzgardan bir rüzgarla duygulanan senin, mutmain duygularınla selam çak....ve de ki: ''merhaba sevgili acı hiç de unutmadım seni''
20110130
ilk buluşmadaki gariplik
ilk bulşmalar....hep komik olagelmişlerdir...birini tavlamak veya biri tarafından tavlanmak üzere ilk buluşulduğunda o garip hal vardır ya...hani ellerin nereye konulacağına karar vermenin bile saatler sürdüğü o hal...işte o belirsizlik kadar hoşuma giden az şey var..o anda yapmakla inanılmaz bir zevk aldığım şey izlemek fiiliyatı....evet karşımdakini tabiri caizse yalnızca keserim....normalde hareketli ve konuşkan biriyimdir ama o esnada karşımdakinin heycanını izlemek için sus pus olurum..ve tek bir hareket bile yapmam...tüm toplar karşıya...ve işin garip yanı da bu halim karşındakini daha bir strese koymasıdır...
işte bu gun oleden sonra kantinde yine bole bir durum vuku buldu...kızcağız saçmalıyordu resmen ve ben de izliyordum...neyse ki acıdım ve biraz sonra ben de bir kaç kelime edeyim dedim...iyi etmiş olmalıyım ki kızcağız biraz nefes aldı...ve espri yapmaya başladı..
Ben niye heycanlanmıyorum onu anlamadım ya...oysa kız çok hoş olmuş ve gayet iyi süslenmişti, üstelik de multi-tikiydi...
Biz yürürken nedense inanılmaz dağınık konuşuyoruz..ben biraz draamatik şeyler anlatayım da ortam
durulsun diye hesaplar yaparken; o kesiyor beni ve yüksek perde heycanla bi şeyler anlatıyor....sonra yolda bi sürü şeye müdahele etmek istiyorum ama utanıyorum ve gıcık olmak istemediğim için vazgeçiyorum....örnekse; niye o kadar hızlı yürüyordu ve niye o bir saatlik gibi kısa buluşmamızda gariban çocuğun dedikodusunu uzattık o kadar bir de niye kimselerin olmadığı yollarda yürüyorduk durmadan....
işte bu gun oleden sonra kantinde yine bole bir durum vuku buldu...kızcağız saçmalıyordu resmen ve ben de izliyordum...neyse ki acıdım ve biraz sonra ben de bir kaç kelime edeyim dedim...iyi etmiş olmalıyım ki kızcağız biraz nefes aldı...ve espri yapmaya başladı..
Ben niye heycanlanmıyorum onu anlamadım ya...oysa kız çok hoş olmuş ve gayet iyi süslenmişti, üstelik de multi-tikiydi...
Biz yürürken nedense inanılmaz dağınık konuşuyoruz..ben biraz draamatik şeyler anlatayım da ortam
durulsun diye hesaplar yaparken; o kesiyor beni ve yüksek perde heycanla bi şeyler anlatıyor....sonra yolda bi sürü şeye müdahele etmek istiyorum ama utanıyorum ve gıcık olmak istemediğim için vazgeçiyorum....örnekse; niye o kadar hızlı yürüyordu ve niye o bir saatlik gibi kısa buluşmamızda gariban çocuğun dedikodusunu uzattık o kadar bir de niye kimselerin olmadığı yollarda yürüyorduk durmadan....
20110119
20110103
Huzur imkansız hayallerdedir
Soluk ve yağmura gebe bir ikindi akşamında, iki tarafı koca ıhlamur ağaçlarıyla dononmış bir patikadyım. Ihlamur ağaçlarının altında dökülmüş ve kurumaya yüz tutmuş, büyük bir kısmı yağan hırsla dolu yağmurların hiddetinden çürümüş yapraklar, ayaklarımın altında narin bir hışırtı çıkarıyor..Yaprakların hışrtısını dibine kadar duyuyorum ve usulca paltomun cebindeki azilmiş sigara paketimden bir sigara yakıyorum.Etrafta kimsecikler yok.Bunun farkına varır varmaz şarkılar söylüyorum bağıra çağıra..Sigaramdan derin bir nefes çekiyorum ve uzaktaki bir karartıya ilişiyor gözlerim.Yakınlaştıkça bir insan siluetine benziyor ve belli belirsiz sesler geliyor.Birazdan onun kırkında bir bayan olduğunu anlıyorum ve ağlıyor..hıçkıra hıçkıra...elinde koca bir viski şişesi.Beni görünce korkuyor ve şişeyi saklıyor.Bende hiç farketmemişim gibi yapıyorum.Biraz ileriye gidiyorum ve kadını geçiyorum.Sesler silikleşiyor ve aklım onda kalıyor...Yola devam ediyorum ve kadının bende bıraktığı acıyı unutmaya çalışıyorum.En nihayetinde dayanamayıp koşa koşa geri geliyorum.Kadın yok..gitmiş...Kendime küfürler ediyorum ve kadının oturduğu yere oturuyorum.Ağlamaya başlıyorum..ama sessizce.Gözlerimden sicim sicim yaşlar boşalıyor.Yağmur da bana eşlik ediyor ve gökle beraber ağlamaya başlıyoruz..
Sırtıma değen bir şeyle irkiliyorum ve korkuyorum....O....Ağlayan kadın..Öylece duruyor arkamda şiş gözaltlarıyla....Gelip yanıma oturuyor ve sırtını omzuma dayıyor.O viskisini paylaşıyor benimle..alıp sert bir yudum içiyorum ve sigaramdan bi tane ona ikram ediyorum.Alıyor ve cebinden ateş bulmaya çalışıyor.Ben sigaramı yaktıktan sonra ateşi ona doğru uzatıyorum.Sigarasını ellerinin titreyişinden bir türlü yakamıyor.Yağmur yine kızgınlaşıyor ve yaprakları dövmeye başlıyor.Islandığımı hissediyorum ama aldırış etmiyorum..Sigarasını yakıyorum ve başımı arkamdaki ağaca yaslıyorum, o da benim omzuma koyuyor kızıl uzun saçlarını..Aklımda niye gitmediğini ve beni izleyip izlemediğini merak eden sorular dolaşıyor..
Yağmur artık feci yağmaya başlıyor ve her yerimizi inatla ıslatıyor.Aldırış etmiyoruz ve sigaramızı söndürmesin diye elimizi siper ediyoruz.Ansızın ayağa fırlıyor ve eliyle yolu gösteriyor.Korkuyorum ama hissettirmiyorum.Ayağa kalkıyorum yavaş hareketlerle ve beraber yürümeye başlıyoruz.Arada viskisini uzatıyor ve bir yudum aldıktan sonra ona geri veriyorum.
Epeyce yol yürüyoruz ve yağmur duruyor.Ardından yoldan ayrılıyoruz ve bir magaraya doğru ilerliyor.Orada evvelden kalma odun, çalı-çarpıyı farkediyorum ve ateş yakmayı düşünüyorum.Ben ateş yakmaya çalırken o kenarda oturmuş, başını mağaranın duvarına yaslamış beni izliyor.Hiç konuşmuyoruz.Ateşi yaktıktan sonra yakına gelip oturuyor.Birbirimizin ayrıntılarına bakıyoruz..Korkuyorum ama sarhoş olduğunu bildiğim için biraz rahatlatıyorum kendimi.Parmaklarındaki koca yüzüklere ilişiyor gözlerim..
''Yüzüklerin çok güzeller'' diyorum
Kahkahayla gülüyor ve ses o küçük mağaradan dışarıya taşıyor.Uzun süre gülüyor ve ben ciddi ciddi korkmaya başlıyorum..Sonra duruluyor.
''teşekkür ederim'' diyor.
Bu sefer beni bir gülme tutuyor ve o da bana eşlik ediyor..
Ateşte kurunuyoruz ve karanlıklar işgal ediyor her yeri..Birbirimize hiç soru sormuyor ve tanımaya çalışmıyoruz.Sabaha kadar komik anılarımızı anlatıyoruz birbirimize.Hiç yargılamadan yargılanmadan öylece geçiyor vakit.Sabah olunca ''gitme vakti'' diyor.Ben de ''evet''liyorum ve yola kadar beraber ilerliyoruz sonra o yapraklı yolumuzdan ayrılıyoruz.O bir yöne ben başka bir yöne...İsmini merak ediyorum arkıma dönüp bakıyorum ve göz göze geliyoruz ve el sallıyoruz birbirimize..Sonra da eve geliyorum..ve müziğimi açıyorum.....
Sırtıma değen bir şeyle irkiliyorum ve korkuyorum....O....Ağlayan kadın..Öylece duruyor arkamda şiş gözaltlarıyla....Gelip yanıma oturuyor ve sırtını omzuma dayıyor.O viskisini paylaşıyor benimle..alıp sert bir yudum içiyorum ve sigaramdan bi tane ona ikram ediyorum.Alıyor ve cebinden ateş bulmaya çalışıyor.Ben sigaramı yaktıktan sonra ateşi ona doğru uzatıyorum.Sigarasını ellerinin titreyişinden bir türlü yakamıyor.Yağmur yine kızgınlaşıyor ve yaprakları dövmeye başlıyor.Islandığımı hissediyorum ama aldırış etmiyorum..Sigarasını yakıyorum ve başımı arkamdaki ağaca yaslıyorum, o da benim omzuma koyuyor kızıl uzun saçlarını..Aklımda niye gitmediğini ve beni izleyip izlemediğini merak eden sorular dolaşıyor..
Yağmur artık feci yağmaya başlıyor ve her yerimizi inatla ıslatıyor.Aldırış etmiyoruz ve sigaramızı söndürmesin diye elimizi siper ediyoruz.Ansızın ayağa fırlıyor ve eliyle yolu gösteriyor.Korkuyorum ama hissettirmiyorum.Ayağa kalkıyorum yavaş hareketlerle ve beraber yürümeye başlıyoruz.Arada viskisini uzatıyor ve bir yudum aldıktan sonra ona geri veriyorum.
Epeyce yol yürüyoruz ve yağmur duruyor.Ardından yoldan ayrılıyoruz ve bir magaraya doğru ilerliyor.Orada evvelden kalma odun, çalı-çarpıyı farkediyorum ve ateş yakmayı düşünüyorum.Ben ateş yakmaya çalırken o kenarda oturmuş, başını mağaranın duvarına yaslamış beni izliyor.Hiç konuşmuyoruz.Ateşi yaktıktan sonra yakına gelip oturuyor.Birbirimizin ayrıntılarına bakıyoruz..Korkuyorum ama sarhoş olduğunu bildiğim için biraz rahatlatıyorum kendimi.Parmaklarındaki koca yüzüklere ilişiyor gözlerim..
''Yüzüklerin çok güzeller'' diyorum
Kahkahayla gülüyor ve ses o küçük mağaradan dışarıya taşıyor.Uzun süre gülüyor ve ben ciddi ciddi korkmaya başlıyorum..Sonra duruluyor.
''teşekkür ederim'' diyor.
Bu sefer beni bir gülme tutuyor ve o da bana eşlik ediyor..
Ateşte kurunuyoruz ve karanlıklar işgal ediyor her yeri..Birbirimize hiç soru sormuyor ve tanımaya çalışmıyoruz.Sabaha kadar komik anılarımızı anlatıyoruz birbirimize.Hiç yargılamadan yargılanmadan öylece geçiyor vakit.Sabah olunca ''gitme vakti'' diyor.Ben de ''evet''liyorum ve yola kadar beraber ilerliyoruz sonra o yapraklı yolumuzdan ayrılıyoruz.O bir yöne ben başka bir yöne...İsmini merak ediyorum arkıma dönüp bakıyorum ve göz göze geliyoruz ve el sallıyoruz birbirimize..Sonra da eve geliyorum..ve müziğimi açıyorum.....
20110101
kibir ve seks???
Kibirli kadınlar, açık havada kitap okuyan kadınlar kadar olmasa da hep ilgimi çekmiştir.Genelde hafiften zeki oluyorlar o kızlar ve öle pek bir acıyla karşılaşmadıkları için olmalı çok pozitifler hele azıcık çakırkeyf oldukları zamanlar deme keyfliliklerine....Bazı kadınlar da vardır ki; mahsumiyet sinmiştir her zerrelerine...ses tonları,yürüyüşleri,gülüşleri hep uysallığı çağrıştırır.Nadir zamanlarda agresiv görürsünüz onları...Bir çeşit yetinmeye meyilleri vardır ve bakış açıları da bardağın dolu tarafıdır çoğunlukta...Kibirli kadındaysa saldırılara karşı koymanın kazandırdığı hırçın bir kişilik olur.Bu hırçınlık bir yerden sonra alaycılığın şemsiyesi altına girer ve insanları tiye alma,onların vazgeçilmez oyunu olur...
Mahsum ve kanaatkâr kızların bende ilk uyandırdıklar his saygı ve dikkattir.Böyle bir kızla tanıştığımda söyleyeceklerime dikkat etmeye çalışırım.Kahkahalarla gülmem v.s.
Kibirli ve alaycı kızlarınsa ilk uyandırdıkları şey bende hep sevişme istenci olmuştur.Garip geliyor bana ve hakketen niyesini bilmiyorum...Böyle bir kızla muhabbet etmeye başladıktan biraz sonra gözlerim dudaklarını ve kaygan boynunu seçmeye başlıyor..Bu yüzden kendimi suçlu hissetiğim çok zaman olmuştur..Bazen o kadar olur ki kalkıp gitmek zorunda hissederim..Yada bir işim çıksın diye dua etmeye başlarım
Mahsum ve kanaatkâr kızların bende ilk uyandırdıklar his saygı ve dikkattir.Böyle bir kızla tanıştığımda söyleyeceklerime dikkat etmeye çalışırım.Kahkahalarla gülmem v.s.
Kibirli ve alaycı kızlarınsa ilk uyandırdıkları şey bende hep sevişme istenci olmuştur.Garip geliyor bana ve hakketen niyesini bilmiyorum...Böyle bir kızla muhabbet etmeye başladıktan biraz sonra gözlerim dudaklarını ve kaygan boynunu seçmeye başlıyor..Bu yüzden kendimi suçlu hissetiğim çok zaman olmuştur..Bazen o kadar olur ki kalkıp gitmek zorunda hissederim..Yada bir işim çıksın diye dua etmeye başlarım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















