dingin

dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...

20111223

öğle-arası esintileri

            Bir garip bulantı var ruhumun orta yerinde...Yağmur da yağmıyor ve dışarısı soğuk....
aptal ve patavatsız insanlarla yüzyüze gelmemek için kaçtım bu köşeye...İnsanların tam bir acı kaynağı...Onlar için samimane üzülüyorum...Okumayı sevmiyorum...yani örgün eğitimi...beni sınırlıyor ve çok boş geçirtiyor bana hayatı...Üniversiteye yalnız bir şey için geliyorum...Bi an evvel bitirmrk için...Bırakamıyorum da...
o kadar emek verdim, yüzdüm kuyruğuna geldim bırakmak olmaz....hem parası da iyi ki....
           İşte bu öğle arası midem yemek ve çayla doluyken, kuytu-köhne bir yerde zamanla savaş içerisindeyim..Sadece yıpratmak için uğraşıyoruz birbirimizle...Görüşmem gereken bi kaç kişi var...Onlarla vicdani meseleler konuşacaz..ama salt vicdanı değil.....hakim odak vicdan...yanında bir sürü şey vardır belki de ancak karıştırıp yoklamaya ne hacet...önemsiz şeyler olmalı ki; gelmediler aklıma ilkin....Bu gün geç vakte kadar üniv'deyim....Bu gün sevimsiz bir gün benim için...Çünkü uzun süre dışarda kalacam....Eve kapanmaya bayılıyorum...kapanınca çok az sıkılıyorum ve genelde iyi işler yapıyorum....
           Hassaslaşmaya gerek yok...sakin olmak lazım ve de kendine zulmetmemek lazım...Bi de aşırı gariplikler yapmamak.....Mümkün olduğu kadar sıradanlaşmak lazım....Herkes gibiyim herkes gibiyim demek lazım....Kanaat iyidir...
          şimdi dışarı çıkacam...sesiz ve yavaşça sigara çıkaracam bunu yaparken sigaranın tüm hareketlerini ayrıntılı bir dikkatle izleyecem sonra onu yakacam ve diyaframa kadar çekecem....belki bu akşam birz içerim...alkolu azaltmayı başarmış olmanın huzuruyla içeceğim.....

20111221

Dayanılır Gibi Değil

Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl, size derdimi!
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir dert ki düşman başına.
Gönül yarası desem...
Değil!
Ekmek parası desem...
Değil!
Bir dert ki... 
Dayanılır şey değil..

20111204

Aşkı münazara

                       Siz insanların hayatında olduğunu kuvvetle sandığım bir şey var...bende de oldu...hani böle salt tartışmak için tartıştığınız zamanlar olur ya...işte bu şeyle müptela olduğumuz dönemden bahsediyorum...Tartışma aşkı...berbat ama sevkli bi şey...bi arpa boyu yol gidildiğine tarihte şahit olan ben-i adem yok ama neredeyse tüm adem yavrularının hayatında tecrube ettiği bi griplktir
                        Benimki lisede oldu..özellikle lise birde...birileriyle boktan da olsa bir mevzuyu saatlerce konuşmak için resmen can atıyodum....Nerden bulaştı bana hiç bilemiyorum ama tartışmak için sürekli bir arayıştaydım....Şimdi yorgunluk şeysi var üzerimde ve neredeyse tahammül edemiyorum...
                        Şimdi buradan bakınca eğlenceli geliyo o hal bana...Geçen memleketi kurtarmaya nitetlenmiş bir hukukçu arkadaşla konuşurken anımsadım o halimi...Ona tüm zerrelerimle '' bak bacım şimdi sen böle haycanlı meycanlı filansın ya; gün gelir sinersin o yüzden kendinle dalga geç en iyisi'' demek istedim..ama vazgeçtim...hevesini kırmiyim dedim....takılsın o da o limanlarda...
                         Bu yazının ana fikrini bir argo deyimle özeetliyecek olursak..''Dünya sikime minare götüme '' diyebiliriz en iyi...İdea alemindeki gideri olan erkeklerin hallerini özetliyomuş bu söz...