dingin

dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...

20110729

together

....Kızlarla içip, onların ilgisini çekecek entellektüel masturbasyonlar yapmak güzel....
....eğlenceli....
....bir de şu hesap kısmı olmasa...
....ama onun da ötesinde mekandan çıktıktan sonra,
....bir sigara yakmanın zorunlu ihtiyacı var ya...
....onun apayrı bir tadı var...
....ve de bir sürü anlamı....

20110727

bela

     
''daha önce hissetmediğim gibi hissettmeye ihtiyacım var.''  isteği.....
hep bu yüzden başımıza belalar gelir
http://fizy.com/#s/16kdv6

20110725

Kuşatılmışlık

                 Bazen herşey tarafından kuşatılmışım gibi hissediyorum.Sanki insanlar, şehiriçi arabaları, ailem, toplumsal değerlerim, oturduğum cafede eskimiş, bayat çay getiren kavruk delikanlı hepsi ve her şey çok gizli bir şekilde ittifak etmiş de bana günümü göstermeye ant-laşmışlar gibi....Neye uzansam elimde kalıyor. Acınası bir halde geri çekiliyorum...
                  Tabiki uslanmıyorum...uslanmayaacağım da...Gelsin hayat bildiği gibi gelsin...Ben burdayım....ama işte unutuyorum olası hayaller kurmamam gerektiğini...Hayallerin zindanları oluşturduğunu unutuyorum...Acılarımı uuttuğum gibi...sevgimle boğduğum kadınları unuttuğum gibi...unutarak egomla ezdiğim dostlarım gibi...
                 Bütün gıcıklığıma rağmen ve de sıkıcılığıma rağmen kendime resmen TAPINIYORUM...BİRİCİĞİM LAN BEN...O kadar?
                

20110710

Bir ORTAÇGİL Klasiği daha

  
                     Bülent ORTAÇGİL, bir röportajında bu şarkı için ''50 yaş civarına bir armağan'' diyordu...Ben 25 yaşındayım ve şarkıyı dibine kadar hissediyorum..Ne yazık ki..!

20110704

Boşluk duygusu

                Kendimin nasıl hissettiğini anlayamadığım, anlatamadığım ama dibine kadar hissettiğim bazı zamanlarım olur. İnanılmaz bir şekilde sevgisiz, kimsesiz, değersiz hissederim..Yokmuşum veya yok oluyormuşum gibi bir hisse kapılırım...Sanki binlerce insan bana bir hiç olduğumu fısıldıyormuş gibi...

 Tek bir şey dahi yapmak isteği olmaz içimde...Çünkü o kadar savunmasız hissederim ki bu zamanlarımda; birşey yapma fikri bile beni ürkütür...Oturmak, kitap okumak, tv izlemek v.s gibi rutin şeyler bile benim için korkunç bir zindandan farksız olur..Diğer özel içilesi şeyler bile iticileşir. Böyle zamanlarımda hep sihirli bir değneğim olsun da başıma dokundurur dokundurmaz bilincim geçici bir süreliğine kapansın istemişimdir..Ama benim sihirli bir degneğim yok sayın sıkılan insan ve olacağı konusunda da hiç ümidim kalmadı...İnsan bu tip hayalerini muhafaza edemiyor ve genelde bir gün yokladığında, yerinde nur topu gibi ''büyümüş olma'' hissini buluyor..
                Yok oluyorken, insan kendini hissetme ihtiyacı duyuyor şiddetle. Tüm evrene inat ben varım ve işte burdayım demek istiyor ama tüm denemeler kapalı kapılarca nihayet bulunca, son çareye başvuruyor...Kendine eziyet ederek varlığının hissine varmak...Bu eziyet bedeni olursa ne ala; ancak deruni olmasında da bir sakınca yok..nitekim benim yapabildiğim tek tip de bu...İçimde bir yerlere eziyet edebiliyorum...İçimdeki o yer genellikle bir süre sonra bağışıklık kazanıp, tedavi yöntemimi etkisizleştiriyor...İşte o zaman yeni bir odak bulmak için aranıyorum ve genelde de buluyorum...Bu odaklarım biterse ne yaparım sorusunu düşünmedim henüz ancak bir yolunu bulurum gibime geliyor..
              Bana bu gece bu yazıyı yazdıran neden bir merak, sevgili sıkılan insan..Acaba bu bahsettğim gibi hisseden var mıdır boşluğu yeryüzünde ...ve hissediyorsa o da bu kadar acı çekiyyor mu bu nöbet zamanlarında...