dingin

dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...

20110628

İnsanoğlu Garip Bişii

          
                 Bu gün samimi olmak istemediğim ama eğlenceli bir arkadaşımla bara gittik.Pek vaktimiz olmadığı için birer bira içip çıktık.Akabinde başka bir misafiri almak için havaalanına gittik.Uçağın rötar zıpıtıtı yüzünden gelecek olan misafir gecikti.Biz de sohbete başladık...
                Arkadaşım yarın antep'e işi dolayısıyla gideceğini ve orada bilmem ne barda bir gece takılacağını söyledi.O barda çok ''manyak rus parçalar'' varmış.Gecesi beşyüz liraymış..Rusların en sevdiği özelliği temiz olmalarıymış...''Vuruş'' tan önce ve sonra yıkanırlarmış da...bilmem ne de...bilmem ne...
                Bir yandan sevmediğim bu sokak serserisi terminolojisine katlanmaya çalışıyorum ve öteki yanda mesaneme feci halde basınç yapan idrarımın sıkıntısına dayanıyorum...
                Adam evli...Neredeyse bir yaşında bir bebeği var.Eşini de gördüm güzel bir kadındı...Ancak biraz kiloludu, ki; sanıyorum yeni çocuk doğurduğundan kilo almıştı..
               Eleman anlatmaya devam ediyor bana sex işçileriyle yaptığı şeyleri, bense; nasıl bu adama, onu incitmeden yaptığının pis bir şey olduğunu anlatabilirimi düşünüyorum...önce biraz felsefi ve hissi yaklaşmaya çalıştım.Baktım ki adamda tık yok...Sonra adama uzun uzun anlatmaya başladım....bak aids var...tedavisi yok...en çok bu yolla bulaşıyor...Bu arada hiç eşinden söz etmiyorum adam incinir diye...hpv var....hepatit b var c var...bunlar kanser bile yapıyolarmış.....tedavileri çok kısıtlı....ölümünü izliyorsun....kendine dikkat et..Kondom % 100 korumuyor...üstelik bazı hastalıklarda kondom etkisiz....Türk malı kondomlar var bazısı delik....Detaylıca anlatıyorum sağlıklı sex hakkında bildiklerimi...Nihayetinde galiba etkiledim onu ama vazgeçirdiğimi sanmıyorum...Etkiledim çünkü maceralarını anlatmayı kesti...Ben de zafer kazanmış dük edasıyla arkama yaslandım...Biraz keyfini de kaçırdım galiba ama bu yüzden aferin'liyorum kendimi..Öle herşeyini anlatmasın bana...
              Neyse ki misafir geldi de sıkıcı muhabbetti bitirdik...Ben de evime yakın bir yerde indim ve ayrıldım onlardan...
              Benim anyamadığım şey; bir insanın nasıl olur da hiç tanımadığı bilmediği biriyle sex yapabiliyor oluşu...Bazen düşünüyorum da bana inanılmaz sıradışı geliyor..Bende; en ufak sinirlenişinde çıkarıp tabancasıyla adam vurabilen insanın yarattığı ''esrarengiz şahsiyet'' hissini uyandırıyor...Bence bu insanlar araştırılmalı...Ben sex yapmak bi kenara yani tanıştığım biriyle ten temasında bile huzursuz oluyorum..Bu gibi insanlar yarım saat önce tanıdıkları birinin içine giriyorlar...
               Bu mantık sexi de fazlasıyla değersizleştiriyor...Oysa sex bu kadar içi boşlaştırılmamalı...Anlamdan ve histen bu denli uzaklaştırılmamalı...Varoluştan beri süregelen bu eski ritüel biraz daha saygıyı  hak ediyor...Ben sex yapabilmek için illa da aşık olmalısın demiyorum ama biraz tanımalı insan yatacağı kişiyi...Yani en azından bir kaç gün-hafta vakit geçirmeli...Yoksa masturbasyondan ayırt edilmez olur...

20110624

Amansız Hastalığım

                Dört yıl önce başladı bende bu garip rahatsızlık.....''İri gözlü kadın hastalığı'' diyorum adına..
Hastalıkla ilgili olarak:
                Semptomları şöyle; ne zaman ve nerde olursa olsun iri gözlü bir kadın görürlerse gözlerini alamaz bu hastalar. Bazen sırf iri gözlüdür diye sevimsiz kızlarla arkadaş olabilirler....Özellikle iri ve siyah gözlü kadınlar bu hastaların en kocaman zaaflarıdır...İri ve kara gözlü kadınlar, bu hastaları hiç uğraşmadan köpek gibi kendilerine bağlayabilirler ve onlara diledikleri zulmu yapablirler çünkü hiçbir zaman kendilerinden uzaklaşamıyacaklarını anlar bu kadınlar...
                Patolojisi henüz hiç bilinmiyor pek görülmediğinden bilim adamları bu konuya kafa yormak dahi istemiyor...Hatta bir tane doktora anlatıldığında bu vaka, doktor tarafından ''lan bi siktirin başımdan bea'' tepkisiyle geri çevirdiği anlatılıyor üçüncü sayfa haberlerinde...Bu haberi duyan ''iri gözlü kadın'' hastalığına yakalanmış hastaların aldığı, meclisi boykot kararı gizleniyor ''candaş medya'' tarafından üstelik......Bunun yanında hastaların içsesi, yaşlıların dahi ahlakını bozduğu gerekçesiyle tanrının melekleri tarafından filtre konmuş durumda...


                  Tedavisi için ne yazık ki henüz bir ilaç yok..ve cerrahi olarak da hiçbir tedavi uygulanamıyor bu hastalara...Ancak bazı sanatçı ruhlu doktorlar tarafından iri gözlere bakmanın bu hastaları rahatlattığı söyleniyor...Bu haastaların nöbetleri başladığında iri siyah ve makyajlı gözlere bakmaları öneriliyor WHO tarafından..

20110619

KYNODONTAS

                Kynodontas adlı, 2009 yunan yapımı bir film izledim..Giogios Lanthimos'un yönettiği.                
               Benim hoşuma giden kısmı çok sağlam bir ''öğretilmiş kabuller'' eleştirisi yapmasıdır ve bu eleştirinin içine kelimeleri de koymasıdır..Evet kelimelerden, aile kavramından başlayıp eğitim ve iktidar olmaya kadar herşeyi içine alan bir nişan tahtası oluşturmuş ve filmde dağıtmış hedefi vurma zamanlarını üstelik bu attığı okları farklı şekillerde atma ustalığını da göstermiş...
              Şimdi filmin ışıltısıyla bulduğum bir kaç anektoddan bahsetmek istiyorum...
  • Filmde Black Swan' da da bir kısım gördüğümüz acımasız rakabet olgusu var...Kardeşler inanılmaz bir hırsla birbirleriyle yarışıyolar ve yarışın o yıpratan sertliğini film boyunca hissettirmiş yönetmen...
  • Cinsel öğelerin çokça yeraldığı filmde sexe farklı bir pencereden bakmış...Lars Von Trier'in Anticrist'ini hatırlattı bana..Yani tensel hazzın olmadığı sadece sıkıcı ve kupkuru bir cinselliğin o rahatsız edici garip duygulanımını....Bunun yanında sözüm ona inanılmaz tehlikeli olan''evin dışı''nı görenlerde de alışkın olmadığımız bir cinsellik anlayışı hakim....
  • Filmde benim çok hoşuma giden bir başka bakış açısıysa; şiddet kavram oldu...Bu filmden yola çıkılarak şiddetin tipleri, uygulanımı ve iktidar-şiddet ilişkisi üzerine bir kaç makale yazılabilir...Ben çok kısa bahsedeyim çıkarsamalarım doğrultusunda....Çocuklar arasındaki şiddeti uygulayan hep kadın kardeş olmuştur ve şiddet gören de hep erkek kardeş olmuştur...Yani şimdiki ''kadına yönelik şiddetin'' temelinde öğretilmiş rol modellerin olduğu fikrini güçlendirdi bende bu film....Bir diğer yönüyle; iktidar -anne ve baba- şiddet uygularken cinsiyetten bağımsız bir hale bürünüyor ve baba yokken anne, şiddetin eşsiz bir temsilcisi oluveriyor...Bir de garip bir şekilde filmde anne-baba şiddet uygularken çocuklara; hep kafalarına vuruyorlar oysa çocukların kendi aralarındaki şiddet bundan çoğunlukla farklı...
  • Öğretilmiş değerler eleştirisinin bir diğer ayağında da aile ve ilişkileri yer alıyor Kynodontas'da....evet enseste de bodoslama dalış yapan rahatsız edici filmimiz hakketen de şaşırtıyor...ve arkanıza yaslanmış rahat rahat filminizi seyrederken şöyle bir düzelme ihtiyacı hissediyorsunuz...Güven bahane edilerek bir kız kardeş, erkek kardeşin cinsel ihtiyacı için görevlendiriliyor..
  • Kabuller saldırısının bir köşesinde de kelimeler var...Kelimelerin anlamı değiştiriliyor ve öyle veriliyor...böylece korkunç bir hegemonya oluşturuluyor üstelik çocukların bedenlerinin ötesinde beyinlerinde oluşturuluyor bu dörtbaşı mamur hakimiyet.
  • Cemaat ve tarikatlarda çok sık karşılaşılan o ''dışarısı tutunamayacak kadar tehlikeli ve acımasız'' olduğu fikri var bir de...Bu fikir o kadar sağlam oluşturulmuş ki; çocuklar bu durumu fazlasıyla kabullenmiş bir ruh haline bürünüyorlar...ve evlerindeki yaşantılarında mutlu oldukları hissi veriyorlar...ancak sex işçisi vesilesiyle bu fikir büyük kızda değişiyor ve büyük kız acılara rağmen dışarıya çıkmanın bir yolunu buluyor...
  • Formel eğitim eleştirisi de var tabi ki...Kızlardan biri babası tarafından oluşturulan eğitimle enestezik bir ilaç üretecek kadar tıbba hakim oluyor...ve büyük kardeşin karın ağrrısını tedavi ediyor...
  • Filmde benim garipsediğim ve de çelişik görünen bazı durumlar da var...Mesela ben erkek olanın cinsel ihtiyacı için bir kadın düzenli olarak getiriliyorken kadın çocuklarda bu ihtiyacın niye karşılanmadığını anlayamadım....
  • Filmde duvarları yıkmaya dair kuvvetli sahneler olmasına rağmen o kadar çok yeni duvarın oluşturulma sebebini de anlayamadım...Bu durumun bu kadar fazla oluşu bence yalnızca anne ve babanın hakimiyet istençleriyle açıklanamaz
  • Daha kaçan kızın üzerinden özggürlük istencinin durdurulamaz bir zorunluluk olduğuna dair de bir şeyler yazmak isterdim ama yoruldum...
  • Bu anlattıklarım öyle aklıma gelenler....dediğim gibi alıcı gözlerle bakarsan çok fazla şey devşirebilirsin bu sıradışı filmden
  • Herşeye rağmen uçan ararbaların patlayan bombaların v.s. çokça yeraldığı filmlerden sıkılan, sıkıcı insanların mutlaka izlemsi gereken bir film...ama bu filmin tiksinti uyandırma ihtimali de kuvvetle muhtemel...

20110616

....yayılmak

          İnsanın aceleyle yetiştirmesi gereken bir sürü şeylerinin olmaması ne kadar da gevşeticiymiş tanrım..Bu duyguyu ne kadar da özlemişim.
         Eylül'e kadar, erken kalakmam gereken tek bir gün bile yok.İçmekten imtina etmeye de gerek yok...ama allahtan azalttım biraz içmeyi..şimdilik böyle iyi...az alkol, az yemek, az atraksiyon, az sigara...ne kadar yapabileceksek artık....ve de hergün sabahlamak...ve yapayalnız....işte benim özlemini kurduğum hayat..Kafamdakileri yavaş yavaş gerçekleştirmeliyim bu yaz...belki ağustosta kurstan sonra bir izmir tatili olur...
 





     







         
           Bu yazın iki hedefi var. Birincisi kısa filmimi yazıp sonbaharda çekmek. İkikncisi bir proje hazırlamak...Bu ikisi için okuma zamanları ayırmalıyım..özellikle proje için..Çünkü bir avrupa ülkesinden fon ayırmam gerekli...Hadi rast gelsin bana....