''kendini unutmak'' ve ''tüketmek'' kavramları arasında sanırım çok az fark var.. Ancak buna rağmen kafamda tüketmek gayet pis ve uzak bir kelime iken; aksine, kendini unutmak yakın ve meşru bir kavram...o farka dönecek olursak; sanırım tüketmek, kendini unutmak a kıyasla daha bi bilinçsizce yapılan bir şey. Onun dışında genel itibariyle aynı şeyler...ama ben ne zaman yaptığım ahlaksız veya aptalca bir şeyi düşünürsem, aklımda ''kendinden kurtulmak için'' nükleer başlıklı füzelerim ateşleniyor ve vicdanımı anında hizaya getiriyorum...oysa güpegündüz ortada, ben herşeyle onu ''tüketmek'' için kontak kuruyorum...isanlar, kavramlar, kitaplar v.s. İçimde inanılmaz bir tüketme arzusu var..bir yıl önceki benle alakam yok. Hayatımın bütün kontrol mekanimalarını terkettim...yakın veya uzak tek bir hedefim yok...Hayat bir nehirse ben onun içine kırılıp atılmış bir ağaç dalı gibiyim; öyle savunmasız, öyle başıboş ve öyle enerjisizim...o su beni nereye götürürse ben de oraya gidiyorum..
2 gece önce kendimden ne kadar utandığımı anlatamam...o soğuk odada ve karanlıkta öylece bekledim. yavaş adamlar atıyordum duyulmasın diye...öksürmek istiyordum ama bunu duymasınlar diye yapmıyordum...kadınım diğer odada ağlıyordu ve ona hiç mi hiç yardım edemiyordum...kapalı kapılar ardından yükselen bağırışmaları duymak için uğraşıyordum ama çoğunu duyamıyordum...bekleyerek sigara içmeye devam ediyordum..öksürmek istiyor ama bunu yapmıyordum..yavaşca pencereye yaklaşıp izmaritimi pervaza bırakıyor gerisin geriye kapının ağzına geliyordum...acıdım kendime... 2 gece önce bu halimin ağırlığından kurtulmak için kendi kendime ''evet bu heycan beni kendimden uzaklaştırıyor biraz o yüzden iyi bir deneyimleme'' diyordum..ama hayır ben o gece o soğuk odada üşüye üşüye kendimi ve kadınımı tüketiyordum...
bu son bir kaç aydır bundan ibaretim.. hiç düşünmüyorum ve hiç okumuyorum neredeyse
ama devam ediyorum herşeye ve her zamanki gibi çok gülüyorum...yalan dolan ve anlamsız şaklabanlıklar...işte benim yaşadıklarım..bu yöntemle korkularımdan ve handikaplarımdan kurtulmayı planlıyorum....handikaplarıımdan kurtulacağım kesin gibi ama korkularımdan kurtulmak sanki epeyce vakit alacakmış gibi...
içinde yaşadığım deri filmini izledim geçen almadovar'ın....ordaki kaplan'ın sevişmesi bana beni hatırlattı ve sevişirkken içimdeki şiddeti mi ortaya çıkarıyorum diye düşündüm...sonra bu konuyu düşünmekten vazgeçtim...
dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...
20121130
20120907
Kocaman eller ve esmer memeler
üç saat uykunun akabininde genç görünümlü yaşlı adam ayağına giydiği parmak arası terlikle henüz modrnleşememiş bir semtte NorLevo adında hayat kurtarıcı bir ilaç arıyordu...kadın hala uyoyordu...genç görünümlü yaşlı adam girdiği ilk eczaneden ilacı istedi...kalfa gidip ilacı ustasına sordu ve bişeyler konuştuktan sonra bıyık altından güle güle getirip adama uzattı...adam bişey sormadı...kalfayla göz göze gelmemek için uğraşıyordu ama kalfa gayet inatçıydı ve gözleriyle dün gece olan biten her şeyi biliyorum demeye niyetlenmişti...neyse genç adam kalfanın edepsizliğini toyluğuna bağışlayıp onun istediği gibi davrandi..
eve vardığında kadın uyuyordu...kadının esmer ve dolgun bedeni öylece uzanıyordu örtüsüz ve yüzüstü....seksi olmaktan çok mahsum ve şefkate muhtaç görünümlüydü...genç görünümlü yaşlı adam önce ilacla ilgli bi şeyler okudu sonra bir büyük pardak su alıp kadını uyandırdı...kadının yüzünde saç ve alnında teninden daha esmer lekeler vardı..Adam ayakta kaldı ve kadının ilacı almasını istedi...''ikisini birlikte alıyosun'' diyen tok ve taze bir ses odadaki tek gürültü oldu...çünkü kadın o kadar yavaş ve narin su içiyordu ki; ses duymak imkansızdı....ilacı içti ve uyudu esmer kadın yine o narin ve yatağı incitmeyen kibar edasıyla...
adam duşa girdi ve sonra da çıkıp gitmesi gereken yere gitti...kadın uyumaya devam etti..
Genç görünümlü yaşlı adam sürekli esmer kadının memlerini düşündü....esmer simetrik pürüzsüz ve yusyuvarlak iki tümsek ve uçlarında çıkıntısı olan bir alan...esmere çalan bir kırmızılık ve yan yatarken dehşet derecede albenili ve güzel şeyler...
eve vardığında kadın uyuyordu...kadının esmer ve dolgun bedeni öylece uzanıyordu örtüsüz ve yüzüstü....seksi olmaktan çok mahsum ve şefkate muhtaç görünümlüydü...genç görünümlü yaşlı adam önce ilacla ilgli bi şeyler okudu sonra bir büyük pardak su alıp kadını uyandırdı...kadının yüzünde saç ve alnında teninden daha esmer lekeler vardı..Adam ayakta kaldı ve kadının ilacı almasını istedi...''ikisini birlikte alıyosun'' diyen tok ve taze bir ses odadaki tek gürültü oldu...çünkü kadın o kadar yavaş ve narin su içiyordu ki; ses duymak imkansızdı....ilacı içti ve uyudu esmer kadın yine o narin ve yatağı incitmeyen kibar edasıyla...
adam duşa girdi ve sonra da çıkıp gitmesi gereken yere gitti...kadın uyumaya devam etti..
Genç görünümlü yaşlı adam sürekli esmer kadının memlerini düşündü....esmer simetrik pürüzsüz ve yusyuvarlak iki tümsek ve uçlarında çıkıntısı olan bir alan...esmere çalan bir kırmızılık ve yan yatarken dehşet derecede albenili ve güzel şeyler...
20120810
sevgilime dair
daha ortalama bir bıcuk ay oldu ve senin de tahmin ettiğin gibi sevgili sıkılan insan, işler iyi gitmiyor...
aslında sevgilimin neden bana sürekli trip yaptığını biliyorum; çünkü kafasında tahayyül ettiğinden farklıyım biraz...onun nasıl bir ben istediğini de biliyorum ama hiç bir şey anlamamış gibi yapıyorum...bu da onu daha bi uyuz ediyo...sen manyak mısın olum? o zaman ne diye çıktın onunla..? diye sorcaksan cevabını inan pek bilmiyorum...her neyse..
gelgelelim hanımefendinin istediği ben'e....şöyle ki; ona onunla sonsuza kadar yaşayacağımı hissettirmemi istiyo....sonra gidip ailesiyle tanışmamı istiyo.....sonra üniv-ev arasındaki güzergahtan ayrılmamamı istiyo....sonra gece geç eve gitmememi istiyo....sonra benim ondan başka hiç bir kızı tavlayamayacak bir sönük olmamı istyor....sonra kendi gibi politik hiç bir fikrim olmasın istiyo, olsa da bunu dillendirme gereği duymiyim istiyo....içmiyim istiyo...v.s.....böyle böyle şeyler istiyo ve çok iyi biliyorum ki eğer bunların çoğunu bile yapsam sonsuza kadar benim tam bir hizmetkarım olabilir...ama bu pazzarlık beni sarmadı...bunları yapmak zor değil ama bunları bana bu şekilde zımnen dayatması beni huzursuz ediyo...ben kadın olsam bir erkeği kendime aşık ederim ve ondan sonra istediğim her şeyi yapmak zorunda kalır...yani öle bir içerden fethederim ki; beni tam olarak bulmak adına bbenim istediğim tipe girer....
ama bir sırrım var sayın sıkılan insan....yeni bir kadın tanıdım ve çok tatlı...güzel espri yapıyo ve kurnazlığını gizleyebilecek kadar zeki...ona takılacağım gibi gibi....ve de sanki benimle alakalı olarak ince göndermeleri de var mıydı neydi o, ben tam anlamadım:D...sanki daha da güzel gibime geldi ama bu şey öle ana mevzu felan değil...bu esmer kadının ipeksi ellerini ne zaman koca avuçlarımın içine alacağım sabırsızlıkla bekliyorum....kısmet:)
bu arada sevgiilim tam bir pc kurdu ve hafif cazgır....beni uluorta rezil eder diye ödüm kopuyo.
dolayısıyla bu yazıyı okumasın diye dua etmekteyim ve gidebileceğim bir açık kapı da bırakmam lazım...sonra şey olmasın inşaallah....al bu da onun şarkısı olsun.....
To sing my song.... I'm going round the world,
I got to find my girl, on my way. demiş hazreti led zeppelin
20120720
Ütopyam
ilerde vaktim olursa kendi ütopyamı yazmayı düşünüyorum...yazdıktan sonra yayınlatmamayı düşünüyorum taiki de, çünkü insanlık henüz hazır değil kafamdaki şeyleri duymaya veya benim muhafazakar çevremin mahalle baskısı korkutuyo beni...neyse...şimdilik bir kısmından bahsediyim sevgili sıkılan insan...
öle bir dünya ya da şehir olacak ki o şehirdeki kadınların hepsi evli olacak ama aynı zamanda her birisinin de metresi olacak....metres seçimi tamamen kadına bırakılacak. Zorunlu olmayacak ama... ütopya şehrimde kadınların metresinin olması gayet normal karşılanacak. Kocasıyla metersinin ilişkisi tamamen kadının kontrolünde olacak.. Evlenmek istemeyen kadınların metres edinmesi ayıp karşılanacak ama müdahele edilmeyecek..evli erkeklerin metres hakkı olmayacak...yani onlar sadece seçilecek...Bekar erkeklere ise 2 kadından fazla olmama zorunluluğu getirilecek..
İşte bu şehirin yukarı mahallesinde yaşıyor olacak olan ben,orta boy, hafif dolgun ve ve çok şık giyinen bir kadının metresi olacağı...Öle sıcak günlerde arayıp 7 dk sonra sendeyim hangi dondurmayı alayım diye sorcak. ben de vanilya karamel dicem...sonra gelecek bende kalacak bana aşık olmayacak...tamamen takılacak bana, yani kendi evindeki sorumluluk felan hiç olmayacak bende, kadın inanılmaz gevşşeyecek benleyken....ona şakalar yapıyor olacağım kahkahalar felan....
Kurallara uyma ve uymama puanlamaya tabi tutulacak. Puanınn bir değerin altına inerse şehirden atılıyo olacaksın...mesala metresi olduğun kadın senden memnunsa puan alacaksın bonus...puanın belli bir değerin üstüne çıkarsa da ödüllendirileceksin..işte mesela çalışma saatlerin azaltılacak metresi olduğun kişiye seninle takılması yönde şehir politikaları uygulanacak...
Ne kadar güzel olurdu dimi sayın sıkılan insan...kimse gizli saklı şeyler yapmazdı, dışarlarda rahat rahat takılınırdı böylece....Ben mesela metresi olduğum kadının kocasıyla tanışırdım.. ütopya şehrimde bu norm olduğu için o zaman garip gelmeyecek....
Sonra başka gün metresi olduğun kadınla kır pikniğine gider orda cips yer ve yağlı dudaklarınızla öpüşürsünüz..Ne güzel bi dünya yaa...:D
öle bir dünya ya da şehir olacak ki o şehirdeki kadınların hepsi evli olacak ama aynı zamanda her birisinin de metresi olacak....metres seçimi tamamen kadına bırakılacak. Zorunlu olmayacak ama... ütopya şehrimde kadınların metresinin olması gayet normal karşılanacak. Kocasıyla metersinin ilişkisi tamamen kadının kontrolünde olacak.. Evlenmek istemeyen kadınların metres edinmesi ayıp karşılanacak ama müdahele edilmeyecek..evli erkeklerin metres hakkı olmayacak...yani onlar sadece seçilecek...Bekar erkeklere ise 2 kadından fazla olmama zorunluluğu getirilecek..
İşte bu şehirin yukarı mahallesinde yaşıyor olacak olan ben,orta boy, hafif dolgun ve ve çok şık giyinen bir kadının metresi olacağı...Öle sıcak günlerde arayıp 7 dk sonra sendeyim hangi dondurmayı alayım diye sorcak. ben de vanilya karamel dicem...sonra gelecek bende kalacak bana aşık olmayacak...tamamen takılacak bana, yani kendi evindeki sorumluluk felan hiç olmayacak bende, kadın inanılmaz gevşşeyecek benleyken....ona şakalar yapıyor olacağım kahkahalar felan....
Kurallara uyma ve uymama puanlamaya tabi tutulacak. Puanınn bir değerin altına inerse şehirden atılıyo olacaksın...mesala metresi olduğun kadın senden memnunsa puan alacaksın bonus...puanın belli bir değerin üstüne çıkarsa da ödüllendirileceksin..işte mesela çalışma saatlerin azaltılacak metresi olduğun kişiye seninle takılması yönde şehir politikaları uygulanacak...
Ne kadar güzel olurdu dimi sayın sıkılan insan...kimse gizli saklı şeyler yapmazdı, dışarlarda rahat rahat takılınırdı böylece....Ben mesela metresi olduğum kadının kocasıyla tanışırdım.. ütopya şehrimde bu norm olduğu için o zaman garip gelmeyecek....
Sonra başka gün metresi olduğun kadınla kır pikniğine gider orda cips yer ve yağlı dudaklarınızla öpüşürsünüz..Ne güzel bi dünya yaa...:D
20120701
20120527
hangi aşk..!
Aşk ne ister bizden?..
Hep merak etmişimdir acaba insan az görüşerek nasıl bir aşk yaşar? Böle 2 ayda bir görüşerek uzaktan uzaktan severek....ama galiba bu pek mümkün değil. çünkü aşk ten ister...evet ne yazık ki böle...o aşklar hikayelerde, romanlarda felan olur...böle sevgilin gelmenim fırsatını kollayacak.. Aman nasıl bi şekilde yolunu bulur da giderim oraya diye içten içe deli deli fırsatlar kollayacak...sonra gelecek bir gün sende kalacak ve sonra dönecek yada yarım gün neyse...bileceksin ki; sevgilin senin için o kadar zahmete katlandı...sana sarılmak için..yumuşacık boğazından usul usul, mütevazi ve sıcacık öpmek için o kadar sıkıntı çekti. Sonra günü gelecek sen gideceksin. Her küfür ettirecek kadar seni sinir eden bir şey olduğunda sevgilini arıyacaksın o seni yatıştıracak...yolda çekilen bütün sıkıntıların yatıştırılması, çemkirilmesi ev sahibine ait olacak. Böle bi karar kendiliğinden alınmış olacak ama...Sevgilinin şehrine gittiğinde hiç dışarı çıkmayacaksınız, tüm vakit evde pijamalar şortlar askılılar atletlerle geçecek...seks olma zorunluğu yoktur hatta bir erkek olarak olmaması daha tatlı olabilir diyebilirim...veya daha anlamlı.. ama o zaman da sizi biribirinize bağlayan bağların zayıf kalması gibisinden bir durum ortaya çıkabilir ...o yüzden bu konuda emin değilim..neyse o zaten kontrol dışı bi şey :).. sonra sonra sevgilinle karar alacaksınız ve her hafta mektup yollayacaksınız. Mail felan çok az kullanacaksınız.. sevgilin o hafta sana mektup yollamadıysa bileceksin ki; orada bir hemcinsin garip maymunluklar içine girmiş...hemen bir şaşırtmacayla tüm dikkati kendinde toplayacaksın.. böle böle yıllar geçecek. yaz aylarında tatile gidecesiniz. Tatilde nasıl bir evde oturulmalı üzerine kafa yoracaksınız.. iç mimarisi böle olacak felan filan. Sonra örencilik bittikten sonra aynı şehirde iş bulmanın planlarını yapacaksınız..Belki çok az planınız tutacak ama hepsinikonuşacaksınız..
Ancak aşk bunları değil...bir kadının beyaz bacaklarını istiyor...Yada sürekli kadınının yanında olan güvenli bir erkek...aşkı böle öğrenip, beyaz bacaklar ve kırmızı uçlu memeler seviyesinde yaşamak ne acı değil mi sevgili sıkılan insan....şu genç yıllarımda aşkı kitaplardakinden istiyorum ben.... içinde romantizm ve sonsuz güvenin olduğu cinsten..Ancak böle kendimi bi bok yaptım zannederim...ama hayal artık böle bi şey galiiba..sevimsiz ve güvensiz adı konulmamış şeyler yaşamaya devam....
Hep merak etmişimdir acaba insan az görüşerek nasıl bir aşk yaşar? Böle 2 ayda bir görüşerek uzaktan uzaktan severek....ama galiba bu pek mümkün değil. çünkü aşk ten ister...evet ne yazık ki böle...o aşklar hikayelerde, romanlarda felan olur...böle sevgilin gelmenim fırsatını kollayacak.. Aman nasıl bi şekilde yolunu bulur da giderim oraya diye içten içe deli deli fırsatlar kollayacak...sonra gelecek bir gün sende kalacak ve sonra dönecek yada yarım gün neyse...bileceksin ki; sevgilin senin için o kadar zahmete katlandı...sana sarılmak için..yumuşacık boğazından usul usul, mütevazi ve sıcacık öpmek için o kadar sıkıntı çekti. Sonra günü gelecek sen gideceksin. Her küfür ettirecek kadar seni sinir eden bir şey olduğunda sevgilini arıyacaksın o seni yatıştıracak...yolda çekilen bütün sıkıntıların yatıştırılması, çemkirilmesi ev sahibine ait olacak. Böle bi karar kendiliğinden alınmış olacak ama...Sevgilinin şehrine gittiğinde hiç dışarı çıkmayacaksınız, tüm vakit evde pijamalar şortlar askılılar atletlerle geçecek...seks olma zorunluğu yoktur hatta bir erkek olarak olmaması daha tatlı olabilir diyebilirim...veya daha anlamlı.. ama o zaman da sizi biribirinize bağlayan bağların zayıf kalması gibisinden bir durum ortaya çıkabilir ...o yüzden bu konuda emin değilim..neyse o zaten kontrol dışı bi şey :).. sonra sonra sevgilinle karar alacaksınız ve her hafta mektup yollayacaksınız. Mail felan çok az kullanacaksınız.. sevgilin o hafta sana mektup yollamadıysa bileceksin ki; orada bir hemcinsin garip maymunluklar içine girmiş...hemen bir şaşırtmacayla tüm dikkati kendinde toplayacaksın.. böle böle yıllar geçecek. yaz aylarında tatile gidecesiniz. Tatilde nasıl bir evde oturulmalı üzerine kafa yoracaksınız.. iç mimarisi böle olacak felan filan. Sonra örencilik bittikten sonra aynı şehirde iş bulmanın planlarını yapacaksınız..Belki çok az planınız tutacak ama hepsinikonuşacaksınız..
Ancak aşk bunları değil...bir kadının beyaz bacaklarını istiyor...Yada sürekli kadınının yanında olan güvenli bir erkek...aşkı böle öğrenip, beyaz bacaklar ve kırmızı uçlu memeler seviyesinde yaşamak ne acı değil mi sevgili sıkılan insan....şu genç yıllarımda aşkı kitaplardakinden istiyorum ben.... içinde romantizm ve sonsuz güvenin olduğu cinsten..Ancak böle kendimi bi bok yaptım zannederim...ama hayal artık böle bi şey galiiba..sevimsiz ve güvensiz adı konulmamış şeyler yaşamaya devam....
20120415
beni konuşturmayana..
Depresyonunun öle herşeyi berbat değildir efendim. Belkim hiç bir zaman eremiceğin bir olgunluk verir sana. güzel eder....kabullenmeyi öğretir...o fazla olan hırsını törpüler...düşünmeni sağlar ve artık belki iyi niyetle sölenmiş bir kaç sıradan ve sıkıcı söze tahammül etmeyi örenirsin...depresyonun burnunu temizce yere sürterken o gizlide sakladığın dağ gibi kibrini de alaşağı eder...artık bu sayede insanlara çaka atan o ben bilirim köylülüğün de budanmış olur...zaten kabullenmeyişinin nedeni bu ki: zayıf görünmeye tahammül edemiyorsun....birileri sanki senin en değerli şeyine tecavüz ediyo gibi geliyo sana...ama işte senin kaçırdığın bişi var güçlü olmaya çalıştıkça zayıflarsın...zayıfladıkça da daha çok güçlü olmaya çalışırsın ve bunu kendine sölediğin kocaman kocaman yalanlarınla yaparsın....ve sonra bi gün gelir ki sen sen olmaaktan çıkmış olur...şöle baktığında geriye sadece güçlü duruş uğraşların kalır ve yalandan ttığın kahkahaların...bu yol iyi değil...delik deşik eder benliğini...eskirsin ve yıpranırsın...seni o ilaçların kurtarmaz çünkü ben seni biliyorum ve sen eğer bu sen'de ısrar edersen bir daha bu olursun düzelsen bile...ve ve adım gibi eminim ki sen telefonu kapadığında ağlamışsındır çünkü evde kimse yoktu....
20120223
bir gariplik daha....
bacağını kırmıştı...evde düşmüş de öyle olmuşmuş...benim çok içime sinmedi de neyse...ama benim 5 ay önce gördüğüm kadın değildi sanki o kadın...o zaman o kadar seksi ve güçlü duruyordu ki, hala aklımda...kırmızı ojelerinin yanında bembeyaz bacakları vardı ve boynu bir şahesserdi...ama dün akşama doğru gerçekten berbat görünüyordu...o seksapel kadın gitmiş de yerine orta yaş pörsük bir şey gelmişti..ama ona rağmen göğüsleri hala çok albeniliydi...ve garip bir şekilde bana sıkıntılarını anlatmaya başladı...ikinci görüşüm onu ve ilkinde yrım saat filan kadar oturmuştum...o yarım saatte de eleştirmiş ve sivri şeyler söylemiştim...ama dünkü muhabbetimizde inanılmaz bir şekilde bana telefonundan videolar seyrettiriyor, gülüyor felan....politika konuşuyor ama mantıklayamadan... o kadar hissi ve uçarı ki, bir türlü muhabbete dahil edemiyorum kendimi ve içten içe ayıp ettiğimi düşünüyorum...sonra aniden kendiinin talihsizliklerini anlatmaaya başlıyor...ağlıyor ve saçının döküldüğünü ifade ediyor...ben bir yerdden selpak peçete bulamaya gidiyorum ve hiçbir dolaapta göremiyorum en nihayetinde tuwalet kağiıdı alıyorum ve özür dileyerek bi tek onu bulduğumu ifade ediyorum...ben neye uğradığını şaşırmış biri olarak onu dinliyorum..aynı zamanda efendi üzgün toy rolündeyim...ama içten içe o kadar şaşkınım ki, söze bir türlü giremiyorum...ve ona bu konuda hiç yardımcı olamıyorum...bana her şeyi içine attığını anlatıyor...ona mutfaktan çay getiriyorum..bana koyu olmuş diyo gidip açıyorum çayı...ilcını açtırıyor ve bir bardak su da istiyor...bu arada sürekli ksura bakma felan yapmacakları içinde...sonra kurumun başkanı geliyor ve muhabbetimiz bitiyor daha goğrusu monoloğumuz...neyse ben oraya niçin geldiğimi kurumun başkanına da anlatıyorum...yardımcı oluruz diyo..bu arada kadın bana göz kırpıyor ve sen kafanda netleştir yazı yollarız diyo bana...ben hala o kadar şaşkınım ki, kalksam mı otursam mı bir türlü karar veremiyorum...ne kadar da garip, bir kadın ikinci kez gördüğü saçı başı dağınık bir üniversite öğrencisine aile hikayelerini sıkıntılarını anlatıyor...
20120218
garbi bir şark'nın esintileri
Bu şarkılar beni anlatmıyor. Beni anlatmayan şarkılar niye dinliyorum bilmiyorum...onların içindeymişim gibi davranıyorum...işe yarıyor galiba...ama sonra...bir çeşit cigara gibi oluyorum, yanıp kül oluyorum kendi içimde...her gece bitmeye koyuyorum yastığa kafamı ve her sabah bitEmeden uyanıyorum...yalan, koca bir yalanım...kendi içinde kaybolmaya çalışırken kendimi yeniden doğuruyorum...bu şarkılar kesinlikle beni anlatmıyor...espriler şakalar komiklikler maymunluklar yapıyorum...koca bir yalan...onların hepsini öğrendim....aslında ben bu dünyanın en sıkıcı insanıyım ve bunu herkesten gizliyorum....
galiba eve dönüyorum...durduramadan ve önüne geçemeden kendimin zindanlarına dönüyorum...o kaça kaça uzklaştığım zindanlara....yok yok... bu şarkılar benim değil başklarının hikayesini anlatıyor.. onların iççine sıkıştırıyorum kendimi ite kaka...yama duruyorum o hikayelerde...itirazım var...bu ben'in gidişi sağlam değil....sendeliyor ve yalpalıyor...ve çok sersem görünüyor...hipnoz etmişim kendimi ve yalanlarımla kendimi istismar ediyorum...taciz ediyorum...
bu şaarkılaar bana, beni hatırlatacak kadar tanıdık ve küllüsü başklarının...şarkıların ritimleriyle adım adım karanlığa doğru yürüyorum...sağ elimde sigaram sol elim cebimde, kafamın içinde filler sikişiyor...ufukta hiç bir ışık hüzmesi yok...gölgem önüme düşüyor ve ben büyüyen gölgeme yetişemiyorum...
galiba eve dönüyorum...durduramadan ve önüne geçemeden kendimin zindanlarına dönüyorum...o kaça kaça uzklaştığım zindanlara....yok yok... bu şarkılar benim değil başklarının hikayesini anlatıyor.. onların iççine sıkıştırıyorum kendimi ite kaka...yama duruyorum o hikayelerde...itirazım var...bu ben'in gidişi sağlam değil....sendeliyor ve yalpalıyor...ve çok sersem görünüyor...hipnoz etmişim kendimi ve yalanlarımla kendimi istismar ediyorum...taciz ediyorum...
bu şaarkılaar bana, beni hatırlatacak kadar tanıdık ve küllüsü başklarının...şarkıların ritimleriyle adım adım karanlığa doğru yürüyorum...sağ elimde sigaram sol elim cebimde, kafamın içinde filler sikişiyor...ufukta hiç bir ışık hüzmesi yok...gölgem önüme düşüyor ve ben büyüyen gölgeme yetişemiyorum...
20120207
Teslim olmak
O günkü gibi bi his bürüdü içimi...Hani ne yaparsan yap işler bi türlü rayına girmez hissi...işte ondan bi his bu ikindi vakti üzeimdeki...İkindi vakti gibi aynı zamanda...belirsiz sersem ve karmançorban...Akşam üzerindeki o küçük ümit de yok hani...ne aydınlık ne kaanlık, ne soğuk ne sıcak...herşey belirsiz ve tüüm şeyler ne yaapacağına karar veremez halde...işte byle bi ikindi vakti ben'imin orta yerinde hakim...onu görmeye çalıştıkça saklanıyor ve bana inat bende kalıyo son 4 saattir...
ağlayan bir kadının vicdanlı bir erkekte bıaktığı teslimiyeet hali gibi hissediyorum...Peki, tamam öyle yapalım....dicekmişcesine yelkenlerim inik ve öylece yüzüyorlar, yine belirsiz....Bir arkadaşım demişti ki; kadınlar teslim olmayı ve sahiplenilmeyi seviyorlar...Şimdi bu ruh halimden bakınca rahatlatıcı olabiliyo gibi hissettim....Teslimiyet ve masumiyet birbirinin ne kadar içine girmişlerdir acaba...herr masum aynı zamanda biraz teslim olmuş mudur veya tersi mi..?..ben masumca kaderime teslim oluyorum...gelsin her ne ise o gelecek olan...ben yeniden yenildim
ağlayan bir kadının vicdanlı bir erkekte bıaktığı teslimiyeet hali gibi hissediyorum...Peki, tamam öyle yapalım....dicekmişcesine yelkenlerim inik ve öylece yüzüyorlar, yine belirsiz....Bir arkadaşım demişti ki; kadınlar teslim olmayı ve sahiplenilmeyi seviyorlar...Şimdi bu ruh halimden bakınca rahatlatıcı olabiliyo gibi hissettim....Teslimiyet ve masumiyet birbirinin ne kadar içine girmişlerdir acaba...herr masum aynı zamanda biraz teslim olmuş mudur veya tersi mi..?..ben masumca kaderime teslim oluyorum...gelsin her ne ise o gelecek olan...ben yeniden yenildim
20120128
kar üzerine
Ben kar yağışını sevmiyorum....işlerim ters gider mutlak ve bir sürü küfür ederim epey yüksek ihtimalle...ve de sevgili sıkılan insan sana yapay gelir miyim bilemiyorum ancak üşüyen insanlar hep gelmiştir aklıma bu karlı zamanlarda...hani öfkeli ve mahsun insanlar var ya; işte onlar...Hani insanların sevmediği ve ölsün istediği o can dolu çirkin kadınlar ve erkekler geliyor aklıma...o hayatı kanıksamış insanlar ve çok yürüyen aynı zamanda kötü kokan insanlar...Onlar üşüyor....yürekleri cehennem yangını, buz tutmuş el ayakları ve ızdırap dolu ümitli şarkıları olan insanlar....hiç olamayacak hayalleri olan ve ansızın ölen insanlar....yarım kalmış hasretlerini de mezarlarına taşırlar...
ama masumiyet de aynı zamanda hani bizim kaybettiğimiz ve kaybetmekten başka alternatifiimizin olmadığı o beyaz saflıktır...değiştirir bizim manzaramızı kısa süreliğine de olsa...evet havam kaçtı....bu kadar yeter
ama masumiyet de aynı zamanda hani bizim kaybettiğimiz ve kaybetmekten başka alternatifiimizin olmadığı o beyaz saflıktır...değiştirir bizim manzaramızı kısa süreliğine de olsa...evet havam kaçtı....bu kadar yeter
20120123
bir şey eksik..!
Hislerim tek kelimeyle kaostan ibaret..anlayamıyorum halimi bir türlü...Sanki herşey birdenbire oluveriiyo gibi. Hiçbir tanesine yetişemiyorum...ya da onları iliklerime kadar hssedemiyorum..Günler anlar elimde dağılıyor...eksik bir sevişme gibiyim veya yeni bir günah deneyen dindar gibi..Anlamadan anlamlandıramadan geçip gidiyo.. gariptir ki; mutsuzluğumun yanında huzurlu geçiyo...Bazen ikiyüzlü olduğum hissine kapılıyorum....bazen kendimi haklı buluyorum...Kendimi Yalan dünya nın tülay ı gibi ''ezik miyim lan ben'' sorussuna cevap ararken yakalıyorum bazen....Duygularımsa ayrı bir karmaşa...korkuyor muyum acaba yaşamaktan?....Bir kadınla akşam takılmam gayet hoş olabiliyorken ertesi güne devam etmeye kaygılanıyorum ...o kadar çelişkim var ki; dizsem burdan köye yol olur...Lakin diyorum ki bazen kendime ''oğlum dingin, sen bir insansın lan bunlar normal şeyler...ikilem her bokta var...'' kahkaha atıyorum bazen ama eksik ben farkediyorum onu, o kahkahada bi şey eksik...Sanki kahkahanın oraya girmeye hakkı yokmuş da zorla tıkıştırmışlar gibi.....bu son kaç aydır başladığım tüm kitaplar yarım....sanki onlar bitse mücadele de bitecekmiş gibi sanki bir işi tamamlasam eğlence biticek de yalnız ve buz gibi kocaman evime geri dönecekmişim gibi...sanki tılsim bu eksiklikteymiş gibi....
Hayat gri baştan sona....kesskin tek bir renk yok....bilemiyorum nedenini ama bir türlü kompozisyon olamayan bir tabloyum...eğlendiğim de oluyo tabi ama sanki dostlar alışverişte görsüne eğleniyorum...-galiba bu son cümleyle kendime haksızlık ettim-....neyse.. sanki hayat bekaretimi bozuyo gibi...hızlı, garip, kaygılı, huzurlu, karmaşık, sancılı geçiyo....Kendimin en farkına vardığım zaman hafif çakırkeyf olduğum zaman oluyo...o aralar müzik dinliyorum ve gerçekten ondan tam bir haz alıyorum....ve tabiki derinime yolladığim sigaram...hiç kimseye ihtiyaç duymuyorum..çok garibime gidiiyo bazen bu hal...hiç kimse aklıma gelmiyo....
Hayat gri baştan sona....kesskin tek bir renk yok....bilemiyorum nedenini ama bir türlü kompozisyon olamayan bir tabloyum...eğlendiğim de oluyo tabi ama sanki dostlar alışverişte görsüne eğleniyorum...-galiba bu son cümleyle kendime haksızlık ettim-....neyse.. sanki hayat bekaretimi bozuyo gibi...hızlı, garip, kaygılı, huzurlu, karmaşık, sancılı geçiyo....Kendimin en farkına vardığım zaman hafif çakırkeyf olduğum zaman oluyo...o aralar müzik dinliyorum ve gerçekten ondan tam bir haz alıyorum....ve tabiki derinime yolladığim sigaram...hiç kimseye ihtiyaç duymuyorum..çok garibime gidiiyo bazen bu hal...hiç kimse aklıma gelmiyo....
20120115
raks ı rakı
- Yaptığım hiçbir halttan pişman değilim
- Bi dünya hata yaptım aynı zamanda
- bi sürü günah işledim ve de sevap da
- hiç kimseyi beklemedim gitmek isteyen herkese yolu gösterdim
- bir sürü oyuna geldim
- şeylerin çoğunu erken yaşadım ve dolayısıyla geriye kalanı geç yaşadım
- hayatımda daha çok üzüldüm sevinmeye nazaran
- kırıldığım zamanlar kırdığım zamanlardan daha çoktur
- hayatımın epeyce kısmında lüzümündan fzla güçlü durdum
- bu hayatımın üçte birlik kısmında her an heycanmı taze tutmayı başardım
- çok sammi dostlar edindim ve sonra hepsini kaybettim bile isteye
- hayatta çok derin bir mananın olmadığını anladım
- insanların epyce bir kısmının salak olduğunu yaşayarak öğrendim
- bu sikik coğrafyada asılan heba olan bir sürü insan bildim
- erkeklerde sik derdi kadınlarda koca derdi olduğunu öğrendim...
- en el değmemeiş hislerle sevdim ve sevilmedim sonra sevildim ben sevemedim
- herşeyi arkamda bırakıp gdemedim tek bir zaman bile
- kahve fallarına hiç inanmadım
- lüzümundan fazla insanlarla dalga geçtim
- çok fazla yalandan gldüm bir kere yalandan ağladım....
- tehlikeli işler yaptım ve risk aldım
- o kadar çok gereksiz şey okudum ki; ben bilebilmiyorum
- boş mideye biranın güzel oldğunu ama rakıda başka bir derman olduğunu yaşayarak öğrendim
- netameli ırmaklarda yüzdüm.....kendime zülm ettiğim de oldu...
- çok yenik hikayelere şahit ooldum
- ben bu hayatı yaşadım....iyi kötü ....
- Ben kapıları zorladım....ve çoğu açilmadı.....hala kapalı kalmaya devvam ediyorlar.....
- Ama hiçbir zaman pes etmcicem bu işten
20120111
sorhoşken çok sahici olurm
Sorhoşken bir erkek en iyi kadınları anlatır...Bilhassa, muhabbet platonik limanlardaki aşksız gemilerin orta yaş kaptanlarından bir kaç hikaye aktaracaksa....yenmez tadından...Ama ben ,sayın bay sarhoş, bu gece platonik hikeyelerle size sıkıntı vermiyeceğim....Aksine sevildiğimiz ancak bi türlü sevemediğimiz ve kaçmak için heryolu denediğimiz bir hikayenin nüvvelerinden bahsedeciğim...belki ters platonik denir belki de platonik ama ben buna başka isim koymak istiyorum....ama o ismi şimdilik bulamdım...sonra belki doldururum..
Beni seven kadın...ne olur rahat bırak beni...sana karşı hiçbir şey hissetmiyorum..sürekli küsmeyi de bırak artık ve de bana kızgın olduğunu da söyleme...Sadece arkadaş ol benimle...sosyal kültürel politk sosyolojik her ne bok varsa aşksız, o koular hakkında konuşalım...gerisinde kalan hiç bir heybeyi yoklamayalım...
Banaa mesajlar yollama lütfen...anla artık ben kimsecikleri sevemiyorum.....Kimsenin beni sevmesine de izin vermiyorum..benden nefret ettme yeter...sevmede...öyle tanidğin bir insan olayım..bir gün işin düşerse hlledebilirim diye....rahat birak beni.....
Dese biri ne güzel olur o zaayıf ve bol makyaj yapan kadına....
Beni seven kadın...ne olur rahat bırak beni...sana karşı hiçbir şey hissetmiyorum..sürekli küsmeyi de bırak artık ve de bana kızgın olduğunu da söyleme...Sadece arkadaş ol benimle...sosyal kültürel politk sosyolojik her ne bok varsa aşksız, o koular hakkında konuşalım...gerisinde kalan hiç bir heybeyi yoklamayalım...
Banaa mesajlar yollama lütfen...anla artık ben kimsecikleri sevemiyorum.....Kimsenin beni sevmesine de izin vermiyorum..benden nefret ettme yeter...sevmede...öyle tanidğin bir insan olayım..bir gün işin düşerse hlledebilirim diye....rahat birak beni.....
Dese biri ne güzel olur o zaayıf ve bol makyaj yapan kadına....
20120107
geçer
Izdırabın sonu yok sanma , bu alemde geçer ,
Ömr-i fani gibidir , gün de geçer , dem de geçer ,
Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer ,
Devr-i şadi de geçer , gussa-i matem de geçer ,
Gece gündüz yok olur , an-ı dem adem de geçer ,
Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi ,
Çağlıyan göz yaşı mı , yoksa ki hicran seli mi ?
İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi ?
Çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun filimi ,
Ney susar , mey dökülür , gulgule-i Cem de geçer ,
İbret aldın , okudunsa şu yaman dünyadan ,
Nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan .
Niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan ,
Önü yokdan , sonu boktan , bu kuru da'vadan
Utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer .
Ne şeriat , ne tariykat , ne hakiykat , ne türe ,
Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre !
Ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre ,
Cennet iflas eder , efsane-i Adem de geçer .
Serseri Neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne ,
Girmemiştir bu avalim , bu bedyi' gözüne.
Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.
Pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne ,
Hak olur pir-i mugan , sohbet-i hemdem de geçer.
neyzen tevfik
Ömr-i fani gibidir , gün de geçer , dem de geçer ,
Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer ,
Devr-i şadi de geçer , gussa-i matem de geçer ,
Gece gündüz yok olur , an-ı dem adem de geçer ,
Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi ,
Çağlıyan göz yaşı mı , yoksa ki hicran seli mi ?
İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi ?
Çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun filimi ,
Ney susar , mey dökülür , gulgule-i Cem de geçer ,
İbret aldın , okudunsa şu yaman dünyadan ,
Nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan .
Niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan ,
Önü yokdan , sonu boktan , bu kuru da'vadan
Utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer .
Ne şeriat , ne tariykat , ne hakiykat , ne türe ,
Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre !
Ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre ,
Cennet iflas eder , efsane-i Adem de geçer .
Serseri Neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne ,
Girmemiştir bu avalim , bu bedyi' gözüne.
Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.
Pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne ,
Hak olur pir-i mugan , sohbet-i hemdem de geçer.
neyzen tevfik
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


