''kendini unutmak'' ve ''tüketmek'' kavramları arasında sanırım çok az fark var.. Ancak buna rağmen kafamda tüketmek gayet pis ve uzak bir kelime iken; aksine, kendini unutmak yakın ve meşru bir kavram...o farka dönecek olursak; sanırım tüketmek, kendini unutmak a kıyasla daha bi bilinçsizce yapılan bir şey. Onun dışında genel itibariyle aynı şeyler...ama ben ne zaman yaptığım ahlaksız veya aptalca bir şeyi düşünürsem, aklımda ''kendinden kurtulmak için'' nükleer başlıklı füzelerim ateşleniyor ve vicdanımı anında hizaya getiriyorum...oysa güpegündüz ortada, ben herşeyle onu ''tüketmek'' için kontak kuruyorum...isanlar, kavramlar, kitaplar v.s. İçimde inanılmaz bir tüketme arzusu var..bir yıl önceki benle alakam yok. Hayatımın bütün kontrol mekanimalarını terkettim...yakın veya uzak tek bir hedefim yok...Hayat bir nehirse ben onun içine kırılıp atılmış bir ağaç dalı gibiyim; öyle savunmasız, öyle başıboş ve öyle enerjisizim...o su beni nereye götürürse ben de oraya gidiyorum..
2 gece önce kendimden ne kadar utandığımı anlatamam...o soğuk odada ve karanlıkta öylece bekledim. yavaş adamlar atıyordum duyulmasın diye...öksürmek istiyordum ama bunu duymasınlar diye yapmıyordum...kadınım diğer odada ağlıyordu ve ona hiç mi hiç yardım edemiyordum...kapalı kapılar ardından yükselen bağırışmaları duymak için uğraşıyordum ama çoğunu duyamıyordum...bekleyerek sigara içmeye devam ediyordum..öksürmek istiyor ama bunu yapmıyordum..yavaşca pencereye yaklaşıp izmaritimi pervaza bırakıyor gerisin geriye kapının ağzına geliyordum...acıdım kendime... 2 gece önce bu halimin ağırlığından kurtulmak için kendi kendime ''evet bu heycan beni kendimden uzaklaştırıyor biraz o yüzden iyi bir deneyimleme'' diyordum..ama hayır ben o gece o soğuk odada üşüye üşüye kendimi ve kadınımı tüketiyordum...
bu son bir kaç aydır bundan ibaretim.. hiç düşünmüyorum ve hiç okumuyorum neredeyse
ama devam ediyorum herşeye ve her zamanki gibi çok gülüyorum...yalan dolan ve anlamsız şaklabanlıklar...işte benim yaşadıklarım..bu yöntemle korkularımdan ve handikaplarımdan kurtulmayı planlıyorum....handikaplarıımdan kurtulacağım kesin gibi ama korkularımdan kurtulmak sanki epeyce vakit alacakmış gibi...
içinde yaşadığım deri filmini izledim geçen almadovar'ın....ordaki kaplan'ın sevişmesi bana beni hatırlattı ve sevişirkken içimdeki şiddeti mi ortaya çıkarıyorum diye düşündüm...sonra bu konuyu düşünmekten vazgeçtim...
en kötüsü, ama en-be-en kötüsü insanın kendine acıması, kendine acıyıp ağlaması. onun çözümü yok gibi.
YanıtlaSilsevgili mürdüm eriği, insanın kendine acıyıp ağlaması zaten bir çöüm arayışıdır..ancak nafile...
YanıtlaSil