Bu gün uluslararası bir örgütün çalıştayına katıldım ve sabahtandır oteldeydim...ta gece yarısı anca eve varabildim..Çalışma bitiminde bi grup berabercek yemeğe gittik..Yemekte oturumulardan birini sunan bi adam konuşoyordu...
Onu pür dikkat dinledim...ve ne kadar değiştiğimin varkına vardım...Ne gariptir şu değişim denen şey, siz yavaş yavaş değişirken farkınıza varmazsınız ta ki eski sizin aynısı birini görünce...O anı hissedince evvela bir mini şok geçirirsiniz sonra da omuzlarınıza dünyanın yükü biniverir...Kelimeler düğümlenir boğazcığınıza ve üzülmek-keşfetmek duygulanımını beraber yaşarsınız....Koca bir değişimin üzüntüsü ve kendinin ayırdına varmanın neşesi bir anda çöküverir üzerinize, benliğinizi alıp mazilere götürür..Yapayalnız ve savunmasız hissedersiniz kendinizi ve artık bedeniniz size ağır gelmeye başlar...Alırsınız avucunuzu çenenize destek edersiniz..Sıkıntı ve huzursuzluk yine hükümferman oluverir...
Sonra eve gelince ancak sorgulayabildim bendeki üzüntünün asıl nedenini....Öğrendim...Melankolik halimin nedeni; o eski ben'ken hiç bir zaman böyle olmayacağım fikriymiş....Yani o zamanlar asla şu halime gelmeyeceğimi düşünmüş olmammış farkettiğim kadarıyla...
Demek ki ole beylik laflar etmeye gerek yokmuş...gün gelir o acımasızca eleştirdiğin halin ta kendisi oluverirsin ve harhal son halin adı rüzgara karşı işedim olur....

Seni anonim olarak izliyorum, bloğunu sevdim.
YanıtlaSilteskür ettim sevgili''çorap''
YanıtlaSil