Bu gün bi arkadaşım bana şöle dedi; ''sen geçen sene çok agresif ve kırıcıydın..bu sene biraz daha değiştin.Zaten o yüzden şimdi seninle aynı masada oturuyorum'' Derin bir ''off'' çektim içimden...ne diyebilirdim ki? haklısın dedim..Bana bazı yaptığım şeyleri hatırlattı..Çoğusunda yanlış anlaşılmışım...ama yine de benim suçum çünkü yanlış anlaşılmama benden başkası da sebep olamazdı...Ancak hiç hesap konusu yapılmayan bir mevzu vardı: mutsuzdum...
Üzüldüm...Bir insan benim yüzümden kızmış, sıkılmış..Özür diledim..Ama içim hiç de rahat etmedi çünkü kız olayları anlatıken bile-ki ben neredeyse hiç birini tam hatırlamıyordum- sivri ve kızgın kelimeler seçiyordu..Ben izah ettikçe onun ama....'ları kesiyordu cümlelerimi...Biraz sonra sustum ve yalnızca kelimeleriyle üzerime kusmasını bekledim...Nihayet boşaldı ve sustu...
Hayat dediğimiz şey işte böyle huzursuzluğun kaynağı...Siz espriler yapıyorsunuz ama birileri bu durumdan hiç hazzetmiyor..Hayatı tiye aldığınızı düşünüyorsunuz ama hayat size düşmanlar yaratarak tam da sizi tiye alıyor ve gariptir hiç kimseye mutsuzluğunuzu bahane olarak sunamıyorsunuz...Aklıma mutsuz ve huzursuz olduğumu söylemek geldi ancak hemen vazgeçtim..Çünkü biri sizin göz bebeklerinizi o hırçın bakışlarıyla keserken; o an için o zor soruya cevap istiyor...Neden?...ve siz pişkince ''ama mutsuzdum'' diyemiyorsunuz...
O zamanki yaptıklarımın nedeni mutsuz oluşum ve buna isyan edişimdi...Ya şimdi; bu halimi kanıksadım artık...Bir nevi yokuş bitti ve düzde yürümeye çalışıyorum....Bu bir süreçmiş.Önce kızıp isyanlar ediyorsunuz sonra artık bir nevi huzursuzluk sizin tek huzurunuz oluyor ve içselleştirmeye başlıyorsunuz
" saçmalık ve paradoks saplantısı, hüzünlü insanlar için hayvani bir neşe kaynağıdır...
fernando pessoa

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder