dingin

dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...

20110824

huzursuzlukta esenlik

                  Huzursuzluk denince hepimizin aklına ilkin ''sıkıntı'' gelir...Sonra ''mutsuzluk'' v.d. Huzursuzluk üzerine birazcık fikirleşirsem kendimle, ben de skıntıyı deşmeyi seçerim...Tabi şunu evvelden demeliyim ki; sıkıntıyı bir çeşit ''nöbet'' gibi yaşayanlara hitap etmiyor bu yazdıklarım...Bunu daha çok hayatının bir dönemi gibi yaşayanlarda -örnekse eğer 4-5 ay veya bir yıl gibi- anlamlı olarak  gördüm ve dahi kısmen de hissettim....Bu bilinirliğe rağmen biraz malumatfuruşluğa soyunacaksam eğer; huzursuzluğun bu ilk hali, bir çeşit zamanın feci akmazlığı, isteksizlik ve ilgilenecek bir mevzudan yoksunluktur diyebilirim....Pofuduk popüler kültür cırtlakları tarafından da gayet kullanılan -kimbilir- belki derinlemesine de yaşanan bir hal..Can sıkıntısı...Bu hal bazen aydınlanmanın veya dünyadaki sınırsız acının ve zulmün farkına varmadaki başlangıç zamanlarında da olur...Hepimiz görürüz bu tipleri bir amfinin en arka sıralarında oturuyorlarken...Sevimsizdirler ama ilginç oldukları için birileri takılır onlarla...sigara, alkaol falan felan...işte uzatmıyım çok:)
                 Bir de huzursuzluğun esenlik hali dediğim bir duurum vardır....Yani artık huzursuzluğun mutsuz edemediği hal..Bir nevi aşkın ruh hali...bütün bağımlılıklardan kurtulup sınırsız bir kendin olma durumu..İnanılmaz bir tat ve ıssız bir özgürlük..Tam bir yokoluşun devasa tatmini..Adeta yoklukta tamlık hissi..Tasavvufi ifadeyle bir çeşit kemal veya ermişlik...Bu haldeyken insan kendinin büsbütün bir kuşatıcısı olduğu için; pişmanlık, özlem, başarma hırsı gibi insani duyumları aşmıştır..Bu yüzden tam bir özgürlüktür ve noksansız hissedilir...Kimsesiz ve sessiz neşe gözlerde bir ışık gibi parlar ve alnının ortasında bir pınarı andırır...Bu hal insanı ağlatır....
               

20110822

dram

                 İnsan kendinin dramından utanır mı hiç?....İşte bu gece ben utandım....
                Saat gece yarısını henüz geçmişti....Tehlikeli bir adam(tba), tehlikeli olabilecek bir adam(toba) ve ben oturuyorduk....Mekan yeni yapılmış iki katlı ve bol rüzgar alan bir yerdi...Mekanda bizden başka 5 masada insanlar otumuştu ve en yakını hemen arkamızda olandı....Müzik çalmıyordu...Ben ve tba neredeyse sönmesine müsade etmiyecek kadar çok sigara içiyorduk...Çay geliyordu bir de arada bir...toba çoğunlukla telefonuyla ilgileniyordu...yeni tavladığı bir öğretmen adayıyla konuşuyor ve de neredeyse ayakları yerden kesiliyordu...tba bana hikayeler anlatıyordu...bu  şehrin insanlrının hikayelerini....ben iyi aile çocuğu olarak dinliyordum..tecavüz olayları, öldürülmeler ve para vurgunları....genelde bu üç mevzu etrafında dönüp dolaşıyordu söyledikleri tba'nın.....gerçekten ilginç şeyler anlatıyordu ve anlattıklrının neredeyse tamamının doğru olduğu konusunda tek bir şüphem bile yoktu...Korkunç aile dramları....Ölümler ve feci işkenceler....durmadan anlatıyordu.... Siyasi adamlar, müdürler ve rantlar....o kadar şeyi bilebilecek kadar işin içindeydi ama tba bunları yapmazdı ve yapmamıştı bunu biliyordum...Ona rağmen tehlikeliydi...çünkü bu hissi ilk bakıştı veriyordu....Gözlerinde bir kızgınlık ve kalbinde el değmemiş bir sızı vardı...Sanki mimikleri bir şeylere çatarsa eğer ondan otuz yılın acısını çıkaracakmış gibi davranıyorlardı....
                Ama tanıdığı bir kadının tecevüz olayı beni çok etkiledi...kendimden utandım..o anda kafamı eğdim ve tüm huzursuzluğum o kadar yapay ve ayakları havada göründüki bana; kalkıp gidesim geldi...Canım sıkıldı....o kadarı bünyeye zarar....bitirmesi içiin bişi yapmalıydım...ama yapamıyordum, ayıptı....ama ona rağmen ''evet böle şeyler var'' diyorum ısrarla ve o konuşurken gözlerimle dışrıyı izliyorum....ancak etkilendiğimi gizleyemiyorum ve o da bunu farkediyor...
                En sonunda bıraktım ve pür dikkat dinledim anlattıklarını...adam resmen ağzıma sıçtı....

20110820

burukluk

              aslında bugün aşk üzerine yazmak isterdim...aklımda aşka dair tatlı fikirler var....Allah şahittir ki; bugün günün büyük kısmı sıkıntısız geçti...üstelik bu ikindi vakti, yeni uyanmışlığın akabindeki sütlü kahvemi içiyorken o hiç görmediğim isyankar kızın yüzünü hayal ettim...ve de elleriini...ama olmuyor....ne yazık ki olmayınca olmuyor. Zorlamamak lazım...şimdi üzerimde feci bir sıkıntı var...ve evde hiç alkol yok..bir bira bile yok...Balkonda sigara içmek de zevksiz çünkü hava çok rüzgarlı ve saçını başını dağıtıyor üstelik dumanı gözüne sokuyor...yani anlicağın o da uyuz bana...kimseleri memnun edemiyorsun...
             inanılmaz bir kolaylıkta skıntıya kayıyorum...bişey oluyo ve benim ruhumun yorulduğu hissine kapılıyorum bir an....o kadar değersiz bişey ki; mücadele etmeye değmez.-hem değse de mecalim yok- ama ona rağmen beni dağıtmaya yetiyor ve tüm o sıkıntısız zamanları yok hükmüne sokuyor....Yine kendime küfürler etmeye başlıyorum..Hırpalıyorum kendimi..çıkmazlarımı düşünüyorum...Kendimin zamanla olan kansız ve sızılı mücadelesini düşünüyorum...ilanihayede sonuç....Doğuştan kaybeden...işte ben...mutlu olmayı denerken hep yamalanmış görünen... tıpkı o ispanyol boğalarla aynı kaderi paylaşan.... mutlak mağlup...
              Özüm an be an ıssızlaşıp, grileşiyor...bu şehirden de gidemedim....keşke elmalı bir votka olsaydı şimdi buz gibi..
            

20110815

Bisexuality

                Evvelden aklımın bir köşesinde sağlam eleştirilerin hedef noktası olan gizemli bir mevzu...Tabi özgürlüğe takalı beri bu eleştirilerim değişti..Öyleki; ''sapıklık'' yaftasından ''cinsel arzuda dizginsizlik'' gibi soft bir tanımlamaya, akabinde de ''ikisi de razıysa kime ne bea'' demeye kadar evrildim...Bu gelişimim kısa sürede oluşmadı ve de sancılıydı her değişim gibi..Bu ayrı bir mevzu....ancak dönüşümümde etken olan bir sürü şeyden bir tanesinin hakkını vermek gerekir diye düşünüyorum....Woody ALLEN....Üstelik az bir etki de değil galiba...
               lakin bugün kahvaaltı ediyorken aklıma yeni bi şey geldi....Bir erkek için biseksüel olma, bir kadına göre çok daha zor...niçin mi....Çünkü bir kadın açısından biçimsel ciddi bir değişim yok. Yine biri seni öpüyor, okşuyor veya içine giriyor...Ancak bir erkek için durum bambaşka...Edilgen olma durumu var ve bunu bir erkek olarak düşünüce iştahım kesildi kahvaltıda...
              Bir erkek eğer biseksüel olduğunu ifşa edebiliyor ve cinsel anlamda da bunu yaşayıp edilgen de oluyorsa bazı zamanlarında.....Amiyane tabirle taşşaklı adammış....O adam cidden saygıyı hak ediyor...çünkü düşüncesi bu denli beni irrite ediyorsa, pratiği devasa bir şey olmalı...