dingin

dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...

20110417

''canım insanlar, bana bunu da yaptınız sonunda''

                işler inatla kötü gidiyor ve artık estetiği kaybediyorum. Kendime çoğu defa hakim olamıyorum ve gereğinden fazla hassaslaştım. Kupkuru bir kahır var gönlümün üzerinde ve kızgınlıktan ziyade kırgınım.Üstelik şuanda şarabım da bitti..Tüm bu dağınık cümleler de karmakarışık beynimden gelen sinirsel uyartıların minik minnacık yansımaları...
                Çakırkeyf halime rağmen tatsız şeylerden bahsetmiliym ne yazık ki sevgili sıkılan insan..İnsanların sağlam ip olmadığı acı gerçeğini tekrar yaşayan bir insancık olarark ben; sana yalnızlığı öneriyorum.Ayrılma evinden ve kiatplarından; çünkü insanların arasına karıştıkça daha çok kızıp üzüleceksin.Çünkü insanların çoğunun değersiz ve cinselliklerinin kurbanı olduklarını tekrar tekrar göreceksin...Sevgili sıkılan insan: sıkkınlığınla barış ve yalnızlığından dolayı tanrıya şükret çünkü tanrı daha az üzülmen için seni yalnız bıraktı..Sakın tanrııyı suçlamaya kalkma....suçlular insanlar ve onları suçlaman hiç bir şeyi değiştirmeyecek..
                  Kupkuru acıya; o sabahın ilk ışıklarıyla esen rüzgardan bir rüzgarla duygulanan senin, mutmain duygularınla selam çak....ve de ki: ''merhaba sevgili acı hiç de unutmadım seni''

20110211

            

                        Bu gün güzel tek bir şey bile olmadı...

20110130

hüznün estetiği...

ilk buluşmadaki gariplik

               ilk bulşmalar....hep komik olagelmişlerdir...birini tavlamak veya biri tarafından tavlanmak üzere ilk buluşulduğunda o garip hal vardır ya...hani ellerin nereye konulacağına karar vermenin bile saatler sürdüğü o hal...işte o belirsizlik kadar hoşuma giden az şey var..o anda yapmakla inanılmaz bir zevk aldığım şey izlemek fiiliyatı....evet karşımdakini tabiri caizse yalnızca keserim....normalde hareketli ve konuşkan biriyimdir ama o esnada karşımdakinin heycanını izlemek için sus pus olurum..ve tek bir hareket bile yapmam...tüm toplar karşıya...ve işin garip yanı da bu halim karşındakini daha bir strese koymasıdır...

              işte bu gun oleden sonra kantinde yine bole bir durum vuku buldu...kızcağız saçmalıyordu resmen ve ben de izliyordum...neyse ki acıdım ve biraz sonra ben de bir kaç kelime edeyim dedim...iyi etmiş olmalıyım ki kızcağız biraz nefes aldı...ve espri yapmaya başladı..

              Ben niye heycanlanmıyorum onu anlamadım ya...oysa kız çok hoş olmuş ve gayet iyi süslenmişti, üstelik de multi-tikiydi...
             Biz yürürken nedense inanılmaz dağınık konuşuyoruz..ben biraz draamatik şeyler anlatayım da ortam
durulsun diye hesaplar yaparken; o kesiyor beni ve yüksek perde heycanla bi şeyler anlatıyor....sonra yolda bi sürü şeye müdahele etmek istiyorum ama utanıyorum ve gıcık olmak istemediğim için vazgeçiyorum....örnekse; niye o kadar hızlı yürüyordu ve niye o bir saatlik gibi kısa buluşmamızda gariban çocuğun dedikodusunu uzattık o kadar bir de niye kimselerin olmadığı yollarda yürüyorduk durmadan....