Soluk ve yağmura gebe bir ikindi akşamında, iki tarafı koca ıhlamur ağaçlarıyla dononmış bir patikadyım. Ihlamur ağaçlarının altında dökülmüş ve kurumaya yüz tutmuş, büyük bir kısmı yağan hırsla dolu yağmurların hiddetinden çürümüş yapraklar, ayaklarımın altında narin bir hışırtı çıkarıyor..Yaprakların hışrtısını dibine kadar duyuyorum ve usulca paltomun cebindeki azilmiş sigara paketimden bir sigara yakıyorum.Etrafta kimsecikler yok.Bunun farkına varır varmaz şarkılar söylüyorum bağıra çağıra..Sigaramdan derin bir nefes çekiyorum ve uzaktaki bir karartıya ilişiyor gözlerim.Yakınlaştıkça bir insan siluetine benziyor ve belli belirsiz sesler geliyor.Birazdan onun kırkında bir bayan olduğunu anlıyorum ve ağlıyor..hıçkıra hıçkıra...elinde koca bir viski şişesi.Beni görünce korkuyor ve şişeyi saklıyor.Bende hiç farketmemişim gibi yapıyorum.Biraz ileriye gidiyorum ve kadını geçiyorum.Sesler silikleşiyor ve aklım onda kalıyor...Yola devam ediyorum ve kadının bende bıraktığı acıyı unutmaya çalışıyorum.En nihayetinde dayanamayıp koşa koşa geri geliyorum.Kadın yok..gitmiş...Kendime küfürler ediyorum ve kadının oturduğu yere oturuyorum.Ağlamaya başlıyorum..ama sessizce.Gözlerimden sicim sicim yaşlar boşalıyor.Yağmur da bana eşlik ediyor ve gökle beraber ağlamaya başlıyoruz..
Sırtıma değen bir şeyle irkiliyorum ve korkuyorum....O....Ağlayan kadın..Öylece duruyor arkamda şiş gözaltlarıyla....Gelip yanıma oturuyor ve sırtını omzuma dayıyor.O viskisini paylaşıyor benimle..alıp sert bir yudum içiyorum ve sigaramdan bi tane ona ikram ediyorum.Alıyor ve cebinden ateş bulmaya çalışıyor.Ben sigaramı yaktıktan sonra ateşi ona doğru uzatıyorum.Sigarasını ellerinin titreyişinden bir türlü yakamıyor.Yağmur yine kızgınlaşıyor ve yaprakları dövmeye başlıyor.Islandığımı hissediyorum ama aldırış etmiyorum..Sigarasını yakıyorum ve başımı arkamdaki ağaca yaslıyorum, o da benim omzuma koyuyor kızıl uzun saçlarını..Aklımda niye gitmediğini ve beni izleyip izlemediğini merak eden sorular dolaşıyor..
Yağmur artık feci yağmaya başlıyor ve her yerimizi inatla ıslatıyor.Aldırış etmiyoruz ve sigaramızı söndürmesin diye elimizi siper ediyoruz.Ansızın ayağa fırlıyor ve eliyle yolu gösteriyor.Korkuyorum ama hissettirmiyorum.Ayağa kalkıyorum yavaş hareketlerle ve beraber yürümeye başlıyoruz.Arada viskisini uzatıyor ve bir yudum aldıktan sonra ona geri veriyorum.
Epeyce yol yürüyoruz ve yağmur duruyor.Ardından yoldan ayrılıyoruz ve bir magaraya doğru ilerliyor.Orada evvelden kalma odun, çalı-çarpıyı farkediyorum ve ateş yakmayı düşünüyorum.Ben ateş yakmaya çalırken o kenarda oturmuş, başını mağaranın duvarına yaslamış beni izliyor.Hiç konuşmuyoruz.Ateşi yaktıktan sonra yakına gelip oturuyor.Birbirimizin ayrıntılarına bakıyoruz..Korkuyorum ama sarhoş olduğunu bildiğim için biraz rahatlatıyorum kendimi.Parmaklarındaki koca yüzüklere ilişiyor gözlerim..
''Yüzüklerin çok güzeller'' diyorum
Kahkahayla gülüyor ve ses o küçük mağaradan dışarıya taşıyor.Uzun süre gülüyor ve ben ciddi ciddi korkmaya başlıyorum..Sonra duruluyor.
''teşekkür ederim'' diyor.
Bu sefer beni bir gülme tutuyor ve o da bana eşlik ediyor..
Ateşte kurunuyoruz ve karanlıklar işgal ediyor her yeri..Birbirimize hiç soru sormuyor ve tanımaya çalışmıyoruz.Sabaha kadar komik anılarımızı anlatıyoruz birbirimize.Hiç yargılamadan yargılanmadan öylece geçiyor vakit.Sabah olunca ''gitme vakti'' diyor.Ben de ''evet''liyorum ve yola kadar beraber ilerliyoruz sonra o yapraklı yolumuzdan ayrılıyoruz.O bir yöne ben başka bir yöne...İsmini merak ediyorum arkıma dönüp bakıyorum ve göz göze geliyoruz ve el sallıyoruz birbirimize..Sonra da eve geliyorum..ve müziğimi açıyorum.....
dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...
20110103
20110101
kibir ve seks???
Kibirli kadınlar, açık havada kitap okuyan kadınlar kadar olmasa da hep ilgimi çekmiştir.Genelde hafiften zeki oluyorlar o kızlar ve öle pek bir acıyla karşılaşmadıkları için olmalı çok pozitifler hele azıcık çakırkeyf oldukları zamanlar deme keyfliliklerine....Bazı kadınlar da vardır ki; mahsumiyet sinmiştir her zerrelerine...ses tonları,yürüyüşleri,gülüşleri hep uysallığı çağrıştırır.Nadir zamanlarda agresiv görürsünüz onları...Bir çeşit yetinmeye meyilleri vardır ve bakış açıları da bardağın dolu tarafıdır çoğunlukta...Kibirli kadındaysa saldırılara karşı koymanın kazandırdığı hırçın bir kişilik olur.Bu hırçınlık bir yerden sonra alaycılığın şemsiyesi altına girer ve insanları tiye alma,onların vazgeçilmez oyunu olur...
Mahsum ve kanaatkâr kızların bende ilk uyandırdıklar his saygı ve dikkattir.Böyle bir kızla tanıştığımda söyleyeceklerime dikkat etmeye çalışırım.Kahkahalarla gülmem v.s.
Kibirli ve alaycı kızlarınsa ilk uyandırdıkları şey bende hep sevişme istenci olmuştur.Garip geliyor bana ve hakketen niyesini bilmiyorum...Böyle bir kızla muhabbet etmeye başladıktan biraz sonra gözlerim dudaklarını ve kaygan boynunu seçmeye başlıyor..Bu yüzden kendimi suçlu hissetiğim çok zaman olmuştur..Bazen o kadar olur ki kalkıp gitmek zorunda hissederim..Yada bir işim çıksın diye dua etmeye başlarım
Mahsum ve kanaatkâr kızların bende ilk uyandırdıklar his saygı ve dikkattir.Böyle bir kızla tanıştığımda söyleyeceklerime dikkat etmeye çalışırım.Kahkahalarla gülmem v.s.
Kibirli ve alaycı kızlarınsa ilk uyandırdıkları şey bende hep sevişme istenci olmuştur.Garip geliyor bana ve hakketen niyesini bilmiyorum...Böyle bir kızla muhabbet etmeye başladıktan biraz sonra gözlerim dudaklarını ve kaygan boynunu seçmeye başlıyor..Bu yüzden kendimi suçlu hissetiğim çok zaman olmuştur..Bazen o kadar olur ki kalkıp gitmek zorunda hissederim..Yada bir işim çıksın diye dua etmeye başlarım
20101225
Aralık
''dumanlı havayı kurt sevsin
asfalttan yürüsün aralık
sevmem netameli aydır'' demiş şair...ben de tıpkı onun gibi sevmem aralık ayını...bu ayda tüm işlerim bokpüsür olmuştur ve bu ayda ne yazık ki doğdum..bu gün de yorgunum...Çok iyi ve fazlaca uyumama rağmen yorgunum...
Dün gecenin bir yarısı uyandım dünya mışıl mışıldı...dışarda yeşil bir sis vardı.. kana kana su içtim ve kabugamın altın parçasını hatırladım..Kimsesizdim kocaman bir evde..yine sisli ve soğuk bir aralık gecesinde tanışmıştık..nefti bir aralık akşamıydı cihanın gülü de beni çöpe attı...
galiba bu akşam da içeceğim...
asfalttan yürüsün aralık
sevmem netameli aydır'' demiş şair...ben de tıpkı onun gibi sevmem aralık ayını...bu ayda tüm işlerim bokpüsür olmuştur ve bu ayda ne yazık ki doğdum..bu gün de yorgunum...Çok iyi ve fazlaca uyumama rağmen yorgunum...
Dün gecenin bir yarısı uyandım dünya mışıl mışıldı...dışarda yeşil bir sis vardı.. kana kana su içtim ve kabugamın altın parçasını hatırladım..Kimsesizdim kocaman bir evde..yine sisli ve soğuk bir aralık gecesinde tanışmıştık..nefti bir aralık akşamıydı cihanın gülü de beni çöpe attı...
galiba bu akşam da içeceğim...
20101224
psikolojim ve ben
''psödosiyesiz'' diye bir hastalık varmış...yalancı gebelik de deniyomuş..bu hastalıkta kadın gebe kalmayı çok istediği halde gebe kalamıyorsa; bir vakitten sonra gebeliğin tüm belirtileri ortaya çıkıyomuş...yani kadın gebe olmadığı halde karnı büyüyomuş bazı gebelik harmonları salgılıyomuş ve mens olmuyomuş...yani tam bir gebenin başına gelecekler geliveriyomuş kadının da başına ama rahimde çocuk yok..ilk duyduğumda ne kadar ilgincime gittiğini anlatamam..
Acaba dedim kendi kendime benim bu her an mutsuz ve yorgun oluşumun nedeni veya her an sıkkın oluşumun nedeni de böle psikolojik bir kabulden mi kaynaklı...yani aslında kendimi mutsuz ediyorum da sonrasında mı suçlular buluyorum..Şuuraltında mutsuzluğu kabul etmişim de akabinde şuuruma mı diretiyorum bunu...korktum... eğer bole bi şey varsa o okuduğum nihilistleri ve anarşistleri aslında o kadar sevmiyorum mu? Tamamen kendimin zidanlarında acı çekiyorum meğer öle toplum aile veya egemenlerin zindanlarında değil...
buna bir cevap bulmalı???
Acaba dedim kendi kendime benim bu her an mutsuz ve yorgun oluşumun nedeni veya her an sıkkın oluşumun nedeni de böle psikolojik bir kabulden mi kaynaklı...yani aslında kendimi mutsuz ediyorum da sonrasında mı suçlular buluyorum..Şuuraltında mutsuzluğu kabul etmişim de akabinde şuuruma mı diretiyorum bunu...korktum... eğer bole bi şey varsa o okuduğum nihilistleri ve anarşistleri aslında o kadar sevmiyorum mu? Tamamen kendimin zidanlarında acı çekiyorum meğer öle toplum aile veya egemenlerin zindanlarında değil...
buna bir cevap bulmalı???
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





