Gitmek vakti gelmiş. Her zerre ve her an bana artık gitmem gerektiğini hatırlatıyor. Eskiyorum. Heycanlarim taşkınlıklarım coşkunlugum gün be gün eriyor. Vakit gelmiş kalmaya devam edersem bitebilirim. Bitersem yazık olur bana... bitmek için daha erken...
Kurtuluş soylu ve makul bir gidişte. Aksi rüzgara tükürmek olacak. Yoksa bu hal devam edecek ve bunu bilmek koca bir can sıkıntısına boğuyor beni. Iki tarafı boklu değnek... Kalmaya devam edemem. Kurtulmak için, özbeninle yeniden coşabilmek için....
Tıpkı ne gibi hissediyorum biliyor musun sevgili sıkılan insan... Tıpkı bir tarafı uçurum ve diğer taraftan öldürmek için amansizca koşan avcıların sıkıştırdığı dağ kurdu gibi... atlayamam ben. Kayalarda parcalanmaya cesaretim yok. ben avcilara saldırmayı denicem.. işte kalmak o uçurumdan atlamak gibi... avcıları yenersem işte o zaman kendimin kahramanı olurum... kimbilir belki de barisirim kendimle....işte soylu ve makul bir gidiş avcıların arasından kaçıp gidebilmektir...mücadele etmeliyim ve kazanmaliyim...
Kurtulmalıyım
Kurtulmalıyım
"Belki kendimle barışırım.." sahi var mı öyle bir ihtimal?
YanıtlaSilKulağımda travis'in en acımasız şarkılarıyla yola çıkmışken okudum seni hem de tam olarak anlattığın gibi bir yol. Bu havasız otobüsten indiğim anda beni bekleyen uçurumdan mı bahsetsem yoksa geri dönersem elindeki tek kurşunluk tabancayla beni öldürecek olan atlıdan mı.. O halde ne yapmalı? Zihni uçurmalı..
Zihni uçurmali.... ole uçurmali ki level atlamali ve kısmen iyi bi yer-iş-hayat a sahip olmalı...hem zaten kendileri de uçuşa musait gibi duruyor uzaktan bakınca.:-)
Sil