dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...
20181018
Ben üzre
Sarı sonbahar geldi geçiyor bile. Ben içimde şüpheler korkular kaygılar ama koştur koştur koştur yaşıyorum bu şehri ve öyle narin yudumluyorum ki denizi hala alışamadım. Dalgalar benim giz'lerimi kıdıklıyor. Ama koş koş koş... öyle işte... arzunun yerini alışkanlık ve rutine bıraktığı o güvenli ama bazen sıkıcı yerdeyim. Kaçıp gittiğim bi yer yok çünkü bu şehrin her yerinde insanlar var ve insanları seviyorum. İnsanlar riyakar tatlı çıkarcı ve çok güzeller...ama yine koş koş koş... Bob Dylan dinlemeye başladım. Rock n roll zaten hızlı, beni accık yavaşlatsin...
20171102
Dağınık
Epey zamandır dağınık hissediyorum. Ruhum aklım ve dikkatim o kadar parça parça ki hiçbir şeye focus on yapamıyorum. Şair benim tüm ruh dünyami bir şiirle ve özellikle bu şiirin şu kelimeleriyle özetlemiş:
Öylesine bağsız ve yeğniyim ki bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum
20170924
Yeni'ler ve iki tesbit
Canım sıkılan insan merhaba tekraren.
Bir dizi şeyi yeniledim hayatımda işimi, çalışma durumumu, çevremdekileri, evimi, şehrimi, bedenimi(zayıfladım biraz😉)... bunca şeye adapta olmakta zorlanıyorum. Hele iş; çok yoruyor beni ve sanki boğuyor yoğunluk... Bu uyum sürecinde kendimle uğraşmadığim için kısmen ruhi bi rahatlama dönemi yaşıyorum yani içsel izdiraplarim azaldı epey... bi daha ne zaman nüks eder bilmem ama şuan uykuda ve bu iyi hissetiriyor... yaşı benden büyük büyük poposu olan kadınlar tanıyorum bu aralar sıkça...bu konuya sonra gelecem
Onca yeni şeyin içinde tikanmişken şunu farkettim ki, çok hızlı samimi olunca çok daha hızlı da kopma oluyormuş... yani ilişkilerimizi zamana yayıp yedire yedire inşa etmeliymişiz. Öyle tezcanliliğa lüzum yok. Samimiyet gerektiren şeyleri hızlı samimi olduğun insanlarla yapmamalısın. Sanki gitmeler biraz gelmelere benziyor ve en az gelirken ki sevinç kadar belki de daha fazla giderkenki hüzün sarsıyor. Elhasil zor işler bu gelmeler-gitmeler.
Bişey daha söylemeliyim sevgili sıkılan insan, kimse kimseye kolay kolay emek vermiyor. Kimse kimseyi büyütmüyor. Çok az efor bile yetecekken yapmıyor ve sana emek vermiyor. Muhtemelen karşılığını alacaktır ama ona rağmen sana emek vermiyor. Oysa insan emekle guzelleşir insan birini büyütünce büyür ve kemale erer.
Öyle işte... bunca şeyi yaşarken düşünürken... geçip giden yıllar kalıyor bize bi tek ve alnımıza, göz çevremize konan çizgiler.
Bir dizi şeyi yeniledim hayatımda işimi, çalışma durumumu, çevremdekileri, evimi, şehrimi, bedenimi(zayıfladım biraz😉)... bunca şeye adapta olmakta zorlanıyorum. Hele iş; çok yoruyor beni ve sanki boğuyor yoğunluk... Bu uyum sürecinde kendimle uğraşmadığim için kısmen ruhi bi rahatlama dönemi yaşıyorum yani içsel izdiraplarim azaldı epey... bi daha ne zaman nüks eder bilmem ama şuan uykuda ve bu iyi hissetiriyor... yaşı benden büyük büyük poposu olan kadınlar tanıyorum bu aralar sıkça...bu konuya sonra gelecem
Onca yeni şeyin içinde tikanmişken şunu farkettim ki, çok hızlı samimi olunca çok daha hızlı da kopma oluyormuş... yani ilişkilerimizi zamana yayıp yedire yedire inşa etmeliymişiz. Öyle tezcanliliğa lüzum yok. Samimiyet gerektiren şeyleri hızlı samimi olduğun insanlarla yapmamalısın. Sanki gitmeler biraz gelmelere benziyor ve en az gelirken ki sevinç kadar belki de daha fazla giderkenki hüzün sarsıyor. Elhasil zor işler bu gelmeler-gitmeler.
Bişey daha söylemeliyim sevgili sıkılan insan, kimse kimseye kolay kolay emek vermiyor. Kimse kimseyi büyütmüyor. Çok az efor bile yetecekken yapmıyor ve sana emek vermiyor. Muhtemelen karşılığını alacaktır ama ona rağmen sana emek vermiyor. Oysa insan emekle guzelleşir insan birini büyütünce büyür ve kemale erer.
Öyle işte... bunca şeyi yaşarken düşünürken... geçip giden yıllar kalıyor bize bi tek ve alnımıza, göz çevremize konan çizgiler.
20170711
İlkeler
Ne oldu ilkelerine firari... esnete esnete hiçbir şey bırakmadın kendinde. Hani o seçimler yapardın ve bu tercihlerin sonuclarına mertçe goğüslediğin zamanlar. Neden onları bu kadar geride bırakıp kendine ve nefsine bu kadar yenik düştün sayın firari. Oysa ilkeler değilmiydi seni sen yapan güçlü yapan şey. Varoluşunu pekiştiren sen dik tutan o herkes gibi olmadığın zamanlar değil miydi. Yok. Hayır. Bu denli kendini bırakamazsın. Bu denli vazgeçemezsin firari kendinden. Dinginliğin tamamen bitmiş farkındaysan. Halbuki sendeki huzur o dinginlikten gelirdi ve dinginliğinin omurgasini da prensiblerin oluştururdu. Hani o esnetmeye izin vermediğin ve 4 elle sarıldığın prensiblerin...işte onlardan bahsediyorum.
Kendine gel...cidden kendine gel... bu ne saçmalık yaa... bu kadar arzularının esiri olamazsin...sen insansın...insan.
İlkelerine geri dön.
Arzularını terbiye et...tüketmek yerine anlam kat yaptığın şeylerde. Bu kadar kendinden uzaklaşirsan bi daha geri dönemezsin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)