dingin

dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...

20120527

hangi aşk..!

                 Aşk ne ister bizden?..
                 Hep merak etmişimdir acaba insan az görüşerek nasıl bir aşk yaşar?  Böle 2 ayda bir görüşerek uzaktan uzaktan severek....ama galiba bu pek mümkün değil. çünkü aşk ten ister...evet ne yazık ki böle...o aşklar hikayelerde, romanlarda felan olur...böle sevgilin gelmenim fırsatını kollayacak.. Aman nasıl bi şekilde  yolunu bulur da giderim oraya diye içten içe deli deli fırsatlar kollayacak...sonra gelecek bir gün sende kalacak ve sonra dönecek yada yarım gün neyse...bileceksin ki; sevgilin senin için o kadar zahmete katlandı...sana sarılmak için..yumuşacık boğazından usul usul, mütevazi ve sıcacık öpmek için o kadar sıkıntı çekti. Sonra günü gelecek sen gideceksin. Her küfür ettirecek kadar seni sinir eden bir şey olduğunda sevgilini arıyacaksın o seni yatıştıracak...yolda çekilen bütün sıkıntıların yatıştırılması, çemkirilmesi ev sahibine ait olacak. Böle bi karar kendiliğinden alınmış olacak ama...Sevgilinin şehrine gittiğinde hiç dışarı çıkmayacaksınız, tüm vakit evde pijamalar şortlar askılılar atletlerle geçecek...seks olma zorunluğu yoktur hatta bir erkek olarak olmaması daha tatlı olabilir diyebilirim...veya daha anlamlı..  ama o zaman da sizi biribirinize bağlayan bağların zayıf kalması gibisinden bir durum ortaya çıkabilir ...o yüzden bu konuda emin değilim..neyse o zaten kontrol dışı bi şey :).. sonra sonra sevgilinle karar alacaksınız ve her hafta mektup yollayacaksınız. Mail felan çok az kullanacaksınız.. sevgilin o hafta sana mektup yollamadıysa bileceksin ki; orada bir hemcinsin garip maymunluklar içine girmiş...hemen bir şaşırtmacayla tüm dikkati kendinde toplayacaksın.. böle böle yıllar geçecek. yaz aylarında tatile gidecesiniz. Tatilde nasıl bir evde oturulmalı üzerine kafa yoracaksınız.. iç mimarisi böle olacak felan filan. Sonra örencilik bittikten sonra aynı şehirde iş bulmanın planlarını yapacaksınız..Belki çok az planınız tutacak ama hepsinikonuşacaksınız..
                    Ancak aşk bunları değil...bir kadının beyaz bacaklarını istiyor...Yada sürekli kadınının yanında olan güvenli bir erkek...aşkı böle öğrenip, beyaz bacaklar ve kırmızı uçlu memeler seviyesinde yaşamak ne acı değil mi sevgili sıkılan insan....şu genç yıllarımda aşkı kitaplardakinden istiyorum ben.... içinde romantizm ve sonsuz güvenin olduğu cinsten..Ancak böle kendimi bi bok yaptım zannederim...ama hayal artık böle bi şey galiiba..sevimsiz ve güvensiz adı konulmamış şeyler yaşamaya devam....

20120415

beni konuşturmayana..

             Depresyonunun öle herşeyi berbat değildir efendim. Belkim hiç bir zaman eremiceğin bir olgunluk verir sana. güzel eder....kabullenmeyi öğretir...o fazla olan hırsını törpüler...düşünmeni sağlar ve artık belki iyi niyetle sölenmiş bir kaç sıradan ve sıkıcı söze tahammül etmeyi örenirsin...depresyonun burnunu temizce yere sürterken o gizlide sakladığın dağ gibi kibrini de alaşağı eder...artık bu sayede insanlara çaka atan o ben bilirim köylülüğün de budanmış olur...zaten kabullenmeyişinin nedeni bu ki: zayıf görünmeye tahammül edemiyorsun....birileri sanki senin en değerli şeyine tecavüz ediyo gibi geliyo sana...ama işte senin kaçırdığın bişi var güçlü olmaya çalıştıkça zayıflarsın...zayıfladıkça da daha çok güçlü olmaya çalışırsın ve bunu kendine sölediğin kocaman kocaman yalanlarınla yaparsın....ve sonra bi gün gelir ki sen sen olmaaktan çıkmış olur...şöle baktığında geriye sadece güçlü duruş uğraşların kalır ve yalandan ttığın kahkahaların...bu yol iyi değil...delik deşik eder benliğini...eskirsin ve yıpranırsın...seni o ilaçların kurtarmaz çünkü ben seni biliyorum ve sen eğer bu sen'de ısrar edersen bir daha bu olursun düzelsen bile...ve ve adım gibi eminim ki sen telefonu kapadığında ağlamışsındır çünkü evde kimse yoktu....

20120223

bir gariplik daha....

                bacağını kırmıştı...evde düşmüş de öyle olmuşmuş...benim çok içime sinmedi de neyse...ama benim 5 ay önce gördüğüm kadın değildi sanki o kadın...o zaman o kadar seksi ve güçlü duruyordu ki, hala aklımda...kırmızı ojelerinin yanında bembeyaz bacakları vardı ve boynu bir şahesserdi...ama dün akşama doğru gerçekten berbat görünüyordu...o seksapel kadın gitmiş de yerine orta yaş pörsük bir şey gelmişti..ama ona rağmen göğüsleri hala çok albeniliydi...ve garip bir şekilde bana sıkıntılarını anlatmaya başladı...ikinci görüşüm onu ve ilkinde yrım saat filan kadar oturmuştum...o yarım saatte de eleştirmiş ve sivri şeyler söylemiştim...ama dünkü muhabbetimizde inanılmaz bir şekilde bana telefonundan videolar seyrettiriyor, gülüyor felan....politika konuşuyor ama mantıklayamadan... o kadar hissi ve uçarı ki, bir türlü muhabbete dahil edemiyorum kendimi ve içten içe ayıp ettiğimi düşünüyorum...sonra aniden kendiinin talihsizliklerini anlatmaaya başlıyor...ağlıyor ve saçının döküldüğünü ifade ediyor...ben bir yerdden selpak peçete bulamaya gidiyorum ve hiçbir dolaapta göremiyorum en nihayetinde tuwalet kağiıdı alıyorum ve özür dileyerek bi tek onu bulduğumu ifade ediyorum...ben neye uğradığını şaşırmış biri olarak onu dinliyorum..aynı zamanda efendi üzgün toy rolündeyim...ama içten içe o kadar şaşkınım ki, söze bir türlü giremiyorum...ve ona bu konuda hiç yardımcı olamıyorum...bana her şeyi içine attığını anlatıyor...ona mutfaktan çay getiriyorum..bana koyu olmuş diyo gidip açıyorum çayı...ilcını açtırıyor ve bir bardak su da istiyor...bu arada sürekli ksura bakma felan yapmacakları içinde...sonra kurumun başkanı geliyor ve muhabbetimiz bitiyor daha goğrusu monoloğumuz...neyse ben oraya niçin geldiğimi kurumun başkanına da anlatıyorum...yardımcı oluruz diyo..bu arada kadın bana göz kırpıyor ve sen kafanda netleştir yazı yollarız diyo bana...ben hala o kadar şaşkınım ki, kalksam mı otursam mı bir türlü karar veremiyorum...ne kadar da garip, bir kadın ikinci kez gördüğü saçı başı dağınık bir üniversite öğrencisine aile hikayelerini sıkıntılarını anlatıyor...

20120218

garbi bir şark'nın esintileri

               Bu şarkılar beni anlatmıyor. Beni anlatmayan şarkılar niye dinliyorum bilmiyorum...onların içindeymişim gibi davranıyorum...işe yarıyor galiba...ama sonra...bir çeşit cigara gibi oluyorum, yanıp kül oluyorum kendi içimde...her gece bitmeye koyuyorum yastığa kafamı ve her sabah bitEmeden uyanıyorum...yalan, koca bir yalanım...kendi içinde kaybolmaya çalışırken kendimi yeniden doğuruyorum...bu şarkılar kesinlikle beni anlatmıyor...espriler şakalar komiklikler maymunluklar yapıyorum...koca bir yalan...onların hepsini öğrendim....aslında ben bu dünyanın en sıkıcı insanıyım ve bunu herkesten gizliyorum....
              galiba eve dönüyorum...durduramadan ve önüne geçemeden kendimin zindanlarına dönüyorum...o kaça kaça uzklaştığım zindanlara....yok yok... bu şarkılar benim değil başklarının hikayesini anlatıyor.. onların iççine sıkıştırıyorum kendimi ite kaka...yama duruyorum o hikayelerde...itirazım var...bu ben'in gidişi sağlam değil....sendeliyor ve yalpalıyor...ve çok sersem görünüyor...hipnoz etmişim kendimi  ve yalanlarımla kendimi istismar ediyorum...taciz ediyorum...
             bu şaarkılaar bana, beni hatırlatacak kadar tanıdık ve küllüsü başklarının...şarkıların ritimleriyle adım adım karanlığa doğru yürüyorum...sağ elimde sigaram sol elim cebimde, kafamın içinde filler sikişiyor...ufukta hiç bir ışık hüzmesi yok...gölgem önüme düşüyor ve ben büyüyen gölgeme yetişemiyorum...