ilerde vaktim olursa kendi ütopyamı yazmayı düşünüyorum...yazdıktan sonra yayınlatmamayı düşünüyorum taiki de, çünkü insanlık henüz hazır değil kafamdaki şeyleri duymaya veya benim muhafazakar çevremin mahalle baskısı korkutuyo beni...neyse...şimdilik bir kısmından bahsediyim sevgili sıkılan insan...
öle bir dünya ya da şehir olacak ki o şehirdeki kadınların hepsi evli olacak ama aynı zamanda her birisinin de metresi olacak....metres seçimi tamamen kadına bırakılacak. Zorunlu olmayacak ama... ütopya şehrimde kadınların metresinin olması gayet normal karşılanacak. Kocasıyla metersinin ilişkisi tamamen kadının kontrolünde olacak.. Evlenmek istemeyen kadınların metres edinmesi ayıp karşılanacak ama müdahele edilmeyecek..evli erkeklerin metres hakkı olmayacak...yani onlar sadece seçilecek...Bekar erkeklere ise 2 kadından fazla olmama zorunluluğu getirilecek..
İşte bu şehirin yukarı mahallesinde yaşıyor olacak olan ben,orta boy, hafif dolgun ve ve çok şık giyinen bir kadının metresi olacağı...Öle sıcak günlerde arayıp 7 dk sonra sendeyim hangi dondurmayı alayım diye sorcak. ben de vanilya karamel dicem...sonra gelecek bende kalacak bana aşık olmayacak...tamamen takılacak bana, yani kendi evindeki sorumluluk felan hiç olmayacak bende, kadın inanılmaz gevşşeyecek benleyken....ona şakalar yapıyor olacağım kahkahalar felan....
Kurallara uyma ve uymama puanlamaya tabi tutulacak. Puanınn bir değerin altına inerse şehirden atılıyo olacaksın...mesala metresi olduğun kadın senden memnunsa puan alacaksın bonus...puanın belli bir değerin üstüne çıkarsa da ödüllendirileceksin..işte mesela çalışma saatlerin azaltılacak metresi olduğun kişiye seninle takılması yönde şehir politikaları uygulanacak...
Ne kadar güzel olurdu dimi sayın sıkılan insan...kimse gizli saklı şeyler yapmazdı, dışarlarda rahat rahat takılınırdı böylece....Ben mesela metresi olduğum kadının kocasıyla tanışırdım.. ütopya şehrimde bu norm olduğu için o zaman garip gelmeyecek....
Sonra başka gün metresi olduğun kadınla kır pikniğine gider orda cips yer ve yağlı dudaklarınızla öpüşürsünüz..Ne güzel bi dünya yaa...:D
dingin
huzursuzluğun artık mutsuz edemediği hal...
20120720
20120701
20120527
hangi aşk..!
Aşk ne ister bizden?..
Hep merak etmişimdir acaba insan az görüşerek nasıl bir aşk yaşar? Böle 2 ayda bir görüşerek uzaktan uzaktan severek....ama galiba bu pek mümkün değil. çünkü aşk ten ister...evet ne yazık ki böle...o aşklar hikayelerde, romanlarda felan olur...böle sevgilin gelmenim fırsatını kollayacak.. Aman nasıl bi şekilde yolunu bulur da giderim oraya diye içten içe deli deli fırsatlar kollayacak...sonra gelecek bir gün sende kalacak ve sonra dönecek yada yarım gün neyse...bileceksin ki; sevgilin senin için o kadar zahmete katlandı...sana sarılmak için..yumuşacık boğazından usul usul, mütevazi ve sıcacık öpmek için o kadar sıkıntı çekti. Sonra günü gelecek sen gideceksin. Her küfür ettirecek kadar seni sinir eden bir şey olduğunda sevgilini arıyacaksın o seni yatıştıracak...yolda çekilen bütün sıkıntıların yatıştırılması, çemkirilmesi ev sahibine ait olacak. Böle bi karar kendiliğinden alınmış olacak ama...Sevgilinin şehrine gittiğinde hiç dışarı çıkmayacaksınız, tüm vakit evde pijamalar şortlar askılılar atletlerle geçecek...seks olma zorunluğu yoktur hatta bir erkek olarak olmaması daha tatlı olabilir diyebilirim...veya daha anlamlı.. ama o zaman da sizi biribirinize bağlayan bağların zayıf kalması gibisinden bir durum ortaya çıkabilir ...o yüzden bu konuda emin değilim..neyse o zaten kontrol dışı bi şey :).. sonra sonra sevgilinle karar alacaksınız ve her hafta mektup yollayacaksınız. Mail felan çok az kullanacaksınız.. sevgilin o hafta sana mektup yollamadıysa bileceksin ki; orada bir hemcinsin garip maymunluklar içine girmiş...hemen bir şaşırtmacayla tüm dikkati kendinde toplayacaksın.. böle böle yıllar geçecek. yaz aylarında tatile gidecesiniz. Tatilde nasıl bir evde oturulmalı üzerine kafa yoracaksınız.. iç mimarisi böle olacak felan filan. Sonra örencilik bittikten sonra aynı şehirde iş bulmanın planlarını yapacaksınız..Belki çok az planınız tutacak ama hepsinikonuşacaksınız..
Ancak aşk bunları değil...bir kadının beyaz bacaklarını istiyor...Yada sürekli kadınının yanında olan güvenli bir erkek...aşkı böle öğrenip, beyaz bacaklar ve kırmızı uçlu memeler seviyesinde yaşamak ne acı değil mi sevgili sıkılan insan....şu genç yıllarımda aşkı kitaplardakinden istiyorum ben.... içinde romantizm ve sonsuz güvenin olduğu cinsten..Ancak böle kendimi bi bok yaptım zannederim...ama hayal artık böle bi şey galiiba..sevimsiz ve güvensiz adı konulmamış şeyler yaşamaya devam....
Hep merak etmişimdir acaba insan az görüşerek nasıl bir aşk yaşar? Böle 2 ayda bir görüşerek uzaktan uzaktan severek....ama galiba bu pek mümkün değil. çünkü aşk ten ister...evet ne yazık ki böle...o aşklar hikayelerde, romanlarda felan olur...böle sevgilin gelmenim fırsatını kollayacak.. Aman nasıl bi şekilde yolunu bulur da giderim oraya diye içten içe deli deli fırsatlar kollayacak...sonra gelecek bir gün sende kalacak ve sonra dönecek yada yarım gün neyse...bileceksin ki; sevgilin senin için o kadar zahmete katlandı...sana sarılmak için..yumuşacık boğazından usul usul, mütevazi ve sıcacık öpmek için o kadar sıkıntı çekti. Sonra günü gelecek sen gideceksin. Her küfür ettirecek kadar seni sinir eden bir şey olduğunda sevgilini arıyacaksın o seni yatıştıracak...yolda çekilen bütün sıkıntıların yatıştırılması, çemkirilmesi ev sahibine ait olacak. Böle bi karar kendiliğinden alınmış olacak ama...Sevgilinin şehrine gittiğinde hiç dışarı çıkmayacaksınız, tüm vakit evde pijamalar şortlar askılılar atletlerle geçecek...seks olma zorunluğu yoktur hatta bir erkek olarak olmaması daha tatlı olabilir diyebilirim...veya daha anlamlı.. ama o zaman da sizi biribirinize bağlayan bağların zayıf kalması gibisinden bir durum ortaya çıkabilir ...o yüzden bu konuda emin değilim..neyse o zaten kontrol dışı bi şey :).. sonra sonra sevgilinle karar alacaksınız ve her hafta mektup yollayacaksınız. Mail felan çok az kullanacaksınız.. sevgilin o hafta sana mektup yollamadıysa bileceksin ki; orada bir hemcinsin garip maymunluklar içine girmiş...hemen bir şaşırtmacayla tüm dikkati kendinde toplayacaksın.. böle böle yıllar geçecek. yaz aylarında tatile gidecesiniz. Tatilde nasıl bir evde oturulmalı üzerine kafa yoracaksınız.. iç mimarisi böle olacak felan filan. Sonra örencilik bittikten sonra aynı şehirde iş bulmanın planlarını yapacaksınız..Belki çok az planınız tutacak ama hepsinikonuşacaksınız..
Ancak aşk bunları değil...bir kadının beyaz bacaklarını istiyor...Yada sürekli kadınının yanında olan güvenli bir erkek...aşkı böle öğrenip, beyaz bacaklar ve kırmızı uçlu memeler seviyesinde yaşamak ne acı değil mi sevgili sıkılan insan....şu genç yıllarımda aşkı kitaplardakinden istiyorum ben.... içinde romantizm ve sonsuz güvenin olduğu cinsten..Ancak böle kendimi bi bok yaptım zannederim...ama hayal artık böle bi şey galiiba..sevimsiz ve güvensiz adı konulmamış şeyler yaşamaya devam....
20120415
beni konuşturmayana..
Depresyonunun öle herşeyi berbat değildir efendim. Belkim hiç bir zaman eremiceğin bir olgunluk verir sana. güzel eder....kabullenmeyi öğretir...o fazla olan hırsını törpüler...düşünmeni sağlar ve artık belki iyi niyetle sölenmiş bir kaç sıradan ve sıkıcı söze tahammül etmeyi örenirsin...depresyonun burnunu temizce yere sürterken o gizlide sakladığın dağ gibi kibrini de alaşağı eder...artık bu sayede insanlara çaka atan o ben bilirim köylülüğün de budanmış olur...zaten kabullenmeyişinin nedeni bu ki: zayıf görünmeye tahammül edemiyorsun....birileri sanki senin en değerli şeyine tecavüz ediyo gibi geliyo sana...ama işte senin kaçırdığın bişi var güçlü olmaya çalıştıkça zayıflarsın...zayıfladıkça da daha çok güçlü olmaya çalışırsın ve bunu kendine sölediğin kocaman kocaman yalanlarınla yaparsın....ve sonra bi gün gelir ki sen sen olmaaktan çıkmış olur...şöle baktığında geriye sadece güçlü duruş uğraşların kalır ve yalandan ttığın kahkahaların...bu yol iyi değil...delik deşik eder benliğini...eskirsin ve yıpranırsın...seni o ilaçların kurtarmaz çünkü ben seni biliyorum ve sen eğer bu sen'de ısrar edersen bir daha bu olursun düzelsen bile...ve ve adım gibi eminim ki sen telefonu kapadığında ağlamışsındır çünkü evde kimse yoktu....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
