Tek bir şey dahi yapmak isteği olmaz içimde...Çünkü o kadar savunmasız hissederim ki bu zamanlarımda; birşey yapma fikri bile beni ürkütür...Oturmak, kitap okumak, tv izlemek v.s gibi rutin şeyler bile benim için korkunç bir zindandan farksız olur..Diğer özel içilesi şeyler bile iticileşir. Böyle zamanlarımda hep sihirli bir değneğim olsun da başıma dokundurur dokundurmaz bilincim geçici bir süreliğine kapansın istemişimdir..Ama benim sihirli bir degneğim yok sayın sıkılan insan ve olacağı konusunda da hiç ümidim kalmadı...İnsan bu tip hayalerini muhafaza edemiyor ve genelde bir gün yokladığında, yerinde nur topu gibi ''büyümüş olma'' hissini buluyor..
Yok oluyorken, insan kendini hissetme ihtiyacı duyuyor şiddetle. Tüm evrene inat ben varım ve işte burdayım demek istiyor ama tüm denemeler kapalı kapılarca nihayet bulunca, son çareye başvuruyor...Kendine eziyet ederek varlığının hissine varmak...Bu eziyet bedeni olursa ne ala; ancak deruni olmasında da bir sakınca yok..nitekim benim yapabildiğim tek tip de bu...İçimde bir yerlere eziyet edebiliyorum...İçimdeki o yer genellikle bir süre sonra bağışıklık kazanıp, tedavi yöntemimi etkisizleştiriyor...İşte o zaman yeni bir odak bulmak için aranıyorum ve genelde de buluyorum...Bu odaklarım biterse ne yaparım sorusunu düşünmedim henüz ancak bir yolunu bulurum gibime geliyor..
Bana bu gece bu yazıyı yazdıran neden bir merak, sevgili sıkılan insan..Acaba bu bahsettğim gibi hisseden var mıdır boşluğu yeryüzünde ...ve hissediyorsa o da bu kadar acı çekiyyor mu bu nöbet zamanlarında...








